üç ay kadar ders alıp bırakmak zorunda kaldığım aşkın dansı.
istanbulda ders almak isteyenler için tangojean'i önerebilirim. öğrenciler için fiyatları da gayet uygun. buyrun bu da link: http://tangojean.net/
"Erkek kadına tuzaklar kurar. Kadın da o tuzaktan kurtulmaya çalışır. Tango budur!"
Eskiden ağzının üzerine siyah bir marti konmuş gibi duran bıyıkları olan, sonra herkesi endişelendiren maceralarını yaşamak için, martıları kesip çok uzaklara giden bir adam bir gece böyle demişti. Ardından da eklemişti:
"Ayaklarıma bakma; tuzağa düsersin. Göğsümü izle! Göğsüm kuracağım tuzağı ele verecektir. Tangoda ayaklar bir ayrıntıdır! Bu, tuzakların dansıdır."
Sonra bir gece bütün kadınlarla dans edip, her birini tuzaklara düşürüp... Bununla yetinmeyip Tom Waits çalarken bir adamla gitgide daha çok erkekleşerek, sanki sonu ölümle bitecekmiş gibi tango yapıp... Martıları alıp sonra, yine çok uzaklara gitmişti.
Tekinsiz danslar
Zaman geçti. Birbirlerini ayaklarına bakarak, etamin işler gibi tango yapanları gördüm. Tuzak kurmayı beceremeyen adamlar, kurulamayan tuzaklarla cebelleşen kadınlar gördüm. Evli çiftlerin ehlileştirilmiş tango dersleri için birbirlerini hırpaladığını, çoktan ele geçirilmiş, teslim olmuş kadınların, kurulmaktan çoktan vazgeçilmiş tuzaklara düşmemeye çalışıyormuş gibi yaptığını gördüm. Bu "pis" dansı, "temizlemeye" çalıştıklarını seyrettim. Bütün bu ehlileştirme çabalarına rağmen her tango dersinin tekinsiz hikayelerle son bulduğunu duydum hep. Tangonun "bir-ki üç" diye öğrenilse, "temizlense" bile tekinsiz bir şey olduğunu...
Tuzakların insanları
Oysa bazı danslar, bazı yaşları bekler. Birine, hiç yüzüne bakmadan bir şey diyebilmek için biraz ihtiyarlamalıdır insan. Tuzaklar oyununu sürdürme sabrı için biraz yaş almalıdır. Ayaklar, birbirine dolanmadan bir sabır oyununu devam ettirmek için kimi yollardan geçmış olmalıdır. Bu kadar efendice kederlenmek, bir keder dansı yapmak içın çalçene acılardan geçilmiş olmalıdır. Bir şeyi çok isteyip de yapmamayı bilmek gerekir tangonun "olması" için.
"Tango istemek ve istediğini belli etmemek dansıdır biraz."
istemek ve istediğine yaklaşmamakla ilgili.
Denizcilerin Arjantin meyhanelerinde "kötü" kadınlarla beraber yarattıkları bu dansın asıl hikayesi, gidecek olanı istemektir.
Tango kalıcı olanların değil, hep gidecek olanların dansıdır.
Ele geçirilemeyenler arasında bir sessiz bir kavga... Beraber bir tuzağın koynuna düşmeyi çok isteyen ve bunu ilk kimin söyleyeceğini yoklayan bir kadınla bir adamın dansı... Çok korkan belli etmeyen iki kişinin birbirine meydan okuyuşu...
"Sevdim de vermediler" ağlaşması değil, "Ben seni hiç sevmedim" yalanı.
Kim önce dökülecek, kim önce teslim olacak sınanması...
Astor Piazzola çalıyor... Aklıma, giden denizcilerin tuzaklarına fena düşmüş, ama hiç düşmemiş gibi yapmış, iki memesinin arasından kan sızarken dönüp giden adama bir kere bile bakmamış kadınlar geliyor.
ideal erkek kadın ilişkisinin bir suretidir. iki taraf da belki bir "dansedelim mi?" cümlesinden başka laf etmezler ki davetin en güzelini sadece bakışlar yapar. iki taraf da bir an karşılıklı dururlar hem kendilerini gösterir hem karşıdakine bakarlar. bu kısa ve yeterli bir zamandır. erkek elini sadece davet anlamında kaldırır, kadın kabul eder. böylece gereksiz lüzumsuz, sınırlayıcı, biçimlendirici kelimelerden sonra görünen şeyler de ortadan kalkmış olur. bundan böyle erkek de kadın da hisleriyle hareket etmek durumundadır. bundan başka tek iletişim yolları, onların yerine bilmedikleri bir dilde güzel şeyler söyleyen bir şarkı olcaktır, ayrıca bu şarkıların ne dediğinin bilinmemesi daha iyidir. hisleri yargılama durumu yoktur çünkü dans duraklamayı sevmez, durup düşünülmekten hiç hoşlanmaz hemen bozuverir dengenizi. erkek hizmet eder, kadın da onu izler. ezber yoktur, sadece an vardır. attığın adım çoktan bitmiştir, atacağının da hiç bir önemi yoktur. dans doğası gereği anı yaşamanın bilincini uyandırır. bundan dolayı sevgili, arkadaş, akraba olmayan, daha önce hiç tanınmamış bir adamla dans etmek en güzelidir. tango "ya ben ya olduğun gibi sen" der, ültimatom verir. sabırsızlığı, tahammülsüzlüğü, aceleciliği, kalıpları, yargıları, mantığı, nedenleri, analizleri suyun taşı şekillendirdiği gibi şekillendirir tango. taşıdığı ruhu her türlü kötülükten korumayı görev edinmiş şizofrenik madde bedenin, kalbin sonsuz kere aldığı darbeler sonucu binbir acıyla edindiği zırhını dalga geçer gibi çözdürür insana. ne karşıdakine kendini tamamen teslim ediştir, ne de alıp başını gidebilmektir. iki taraf da beraber olduğunda tamdır. ayrı ayrı ve tam. belki de bunların tümüne özlemden dolayı tutkudur tango. sessizliğe, teslimiyete, bilinmeyenle durmayı bilmeye, olduğun gibi olabilmeye, tamamlanma hissine özlemdir.
buones aires, arjantin ve montevideo, uruguay kökenli bir dans ve müzik türüdür. dansla beraber gelişen müzik tarzı da aynı adla anılmaktadır.
ilk yılların tangosu "tango criollo" veya "basit tango" olarak bilinmekle beraber, günümüzde amerikan ve uluslararasi tango stilleri, fin tangosu, çin tangosu gibi çeşitli türler gelişmiştir. ancak orijinal tango, doğduğu toprakların adıyla, "arjantin tangosu" olarak anılmaktadır. tangonun dramatik duygusu, dans sırasında cok zengin doğaçlama fırsatları yaratması, dansın özünde aşk ve melankoli tutkusunun yatmasından ileri gelmektedir.
1800'lü yıllarda arjantindeki genelevlerden çıkma olduğu bilinen bir danstır. Ancak bu tamamen arjantinin o dönemlerdeki durumunu yansıtmaktadır. Kadınların çoğu geneleve düşerken, erkekler de içip içip cinsellik odaklı yaşamaktalardı, bu ülkenin içinde bulunduğu sıkıntılardan kaynaklanmaktaydı. Fakat daha sonra , tango'yu erotizmden uzaklaştırarak modern bir çizgiye oturttular. Bence aşk dolu bir evliliği süsleyebilecek özel bir dans.
ruha yapılan yumuşak bir doknuştur. sadece müziği dinler ve dans edenleri izlerken bile mutlu edebilirken insanı bir de yapmaya kendinize br hediye verir gibi başladığınızda iliklerinizdeki karaları söküp atabilendir. kaliteli ortamların, kaliteli insanların arasında rahatça ve mutlu salınmaktır.
bir de taksim sanat evinde muhteşem deniz manzarasına karşı dans ediyorsanız eğer ömür uzatandır...
Tango hayatin yansimasidir.
Tango kendini tanimanin ve ifade etmenin en guzel yoludur.
Tango kelimelerin bittigi yerde tutkunun, askin, isyanin, huznun, nesenin, iktidar kavgasinin kisaca her turlu duygunun muzik ve pistle bulustugu essiz bir iletisimdir.
Muzigi son derece dokunaklidir. Her insanin biraz yarali oldugu bu dunyada, vuruslariyla, insanin icini paralayan melodisiyle sizi kalbinizde biryerden yakalar, hayal alemlerine surukler.
Arjantin tango Buenos Airesteki genelevlerde dogmustur. iki erkegin kavgasindan turedigi soylenir. Bu soylenti asilsiz da sayilmaz. ilk evresi erkek erkege kavga-dans olan tangonun dogasinda iktidar savasi ve surekli gerilim mevcuttur. kokeninden oturu onceleri kucuk gorulmus ve reddedilmis, sonralari paristen baslayarak her turlu sinifca kabul edilmis ve tum dunyaya yayilmistir.
Turkiyede bu is gercekten hakkiyla yapilmakta, turk insani ruhundaki dramatik ogedenmi, macolugun kulturumuzdeki yerinden mi bilinmez, tangoya ilgi gostermekte ve danscilarin sayisi da hizla artmaktadir.
Sanilanin aksine tango dikey sevisme dansi degildir. tangoyu bu sekilde ozetlemek ruhuna ve geri planda yatan felsefesine haksizlik olur. tango dogal bir danstir. bireylere ozlerini hatirlatir:
Dansi erkek yonetir. her dans bir hikayedir ve bu hikayenin yazari erkektir. dolayisiyla erkege cok fazla is duser. ayni anda muzigi dinlemek, pisti kontrol etmek, partnerini anlamak ve bir sonraki adimi dusunmek gercekten bir hayli guctur (bu nedenle erkeklere anlayisli olunmalidir).
Mesaj unsuru erkegin gogus ve omuz bolgesidir. Kadin, erkegin gogsunu izleyerek mesajlari alir ve bir sonraki harekete yonelir. Erkek her daim soru soran bir centilmen konumundadir. Gogsu ile kadina ilettigi mesaja ya da sordugu soruya kibarca yanit bekler. Dansi erkegin yonetmesi kadini ezik ve silik yapmaz. Aksine kadin, pasif yonetici konumundadir.Verdigi yanitlarla dansi aslinda yoneten kadindir. Mesaji alsa yani soruyu anlasa bile yanit verip vermemekte ozgurdur (bu nedenle kadinlara anlayisli olunmasi ve harekete girmesi icin zorlanmamalari gerekir).
Kadin adimlarini cogunlukla geri atar. Simgesel olarak erkegi pesinden kosturdugu soylenebilir. Her adim guclu, kendinden emin uzun ve kararlidir. naz yaparcasina geri adimlarla erkekten kacarcasina hareket etse de gerektiginde erkege meydan okur. Sert hareketlerle**verilen yanitlar varligini hissettiren ve gerektiginde agirligini koyabilen kadin imgesine isarettir. erkegin yonettigi aslinda kadin degil yalnizca dansin alacagi sekil yada hikayenin bir sonraki paragrafidir. erkek ve kadin arasindaki cekisme, surtusme ve iktidar kavgasi asla son bulmaz.
Tango, latin danslarinin aksine son derece maco ve erkeksi bir danstir. bu nedenle, dansa burun kiviran "aman kivirtmak erkeklige yakisir mi" diye dusunen erkekler neler kacirdiklarini asla bilemezler. tangoda kalca hareketlerine, kivirtip sallamaya yer yoktur. tango agirdir. Tango macodur ancak maco kavrami ilk cagrisimi gibi lahmacun erkekligine isaret etmez. Tangonun dogasindaki guc ve iktidar ama ayni zamanda saygi ve anlayis macolugu ozetlemeye yeter. Tango erkegi gercekten cok degerlidir. ne yaptigini bilen ve iyi dans eden erkek dans camiasinda derhal unlenir ve pekcok kadin kollarina atilmaya hazirdir. Tango erkegi capkindir. Kadina asla "sonsuza kadar seninleyim" mesaji vermez. Ancak "macoluk" tango erkeginin en onemli ozelligidir. Dans eder, dansi yonetir, durusuyla, centilmenligi, saygisiyla ama kacip kurtulmaya izin vermeyen ama "gerekirse vururum yumrugu masaya indiririm", "yakarim dunyayi ama sana egilmem" mesaji veren ama en onemlisi "istedigini karsisindakine zorlayarak degil seve seve" yaptiran erkektir tango erkegi. ve zaten macoluk aslinda budur.
Denge cok onemlidir. Dans sirasinda herkes kendi dengesinden sorumludur. Partnere kendini "tasitmak" yalnizca dans esnasinda degil her turlu iliskide karsi tarafa sikinti veren bir saygisizliktan ibarettir. herkes oncelikle kendisinin ve kendi dengesinin farkinda olmali sonra da partnerinin dengesine saygi gostermelidir.Tangonun bir raconu vardir: dansi yoneten erkek olduguna ve isin zor kismini erkek yaptigina gore hikayenin basrolunu kime verecegine karar verme hakki erkegindir. kadinlarin erkegi dansa kaldirmasi racona aykiri sayilmaz ancak (bence) uygunsuz ve dansin dogasina aykiridir. bayan biriyle konusuyorsa ya da yaninda bir baskasi varsa erkek dans teklifinden once bu kisiden ya ozur dilemeli yada izin istemelidir. erkek nazikce egilerek ve avuc icini uzatarak bayani dansa davet eder. dans teklifini reddetmek kabaliktir. birine bir teklifle gitmek* ve o insanin sahsina, gorunusune yada tango icin konusursak dansina ilgi gosterdigini belli etmek bir erkek icin kolay degildir. dolayisiyla erkegi reddetmek cok gecerli bir neden yoksa yakisiksizdir. en azindan bir yada iki dansi tamamlamak ve ucuncu basladiginda izin isteyip oturmak yeterli bir mesaj olacaktir.
Piste cikildiktan sonra ise, bayanin elini kolunu erkege hooop diye dolamasi ve sarilmasi hic hos degildir. bayan bekler. erkek sag elini bayanin kol altindan gecirerek sirtinin kenarina dokunmak ile dokunmamak arasinda yaklastirir. daha sonra erkek sol kolunu dans pozisyonuna getirerek bekler. Bayan kibarca sag elini erkegin sol eliyle bulusturur. Bu noktada etki tepki cok onemlidir. iki taraf da ellerdeki direnci bos biraktiginda dansin gerilimi ve tutkusu kaybolur. iteklemeden aradaki hafifce itermis gibi denebilecek etkiyi sabit tutmak gerekir. Diger taraf buna cevap vermeli eller daima ciftin arasindaki boslugun hizasinda kalmalidir.
ve... dans baslar. pistte saat yonunun aksine donulur. orta bolge bos birakilmali mumkun mertebe pistin kenarlari tercih edilmelidir. erkegin bayani pistin ortasina suruklemesi (sov yapilmiyorsa) gorgusuzluktur. dans esnasinda diger ciftlere saygi gosterilmelidir* dans esnasinda bayan erkegin gogsunu izlemelidir. piste, saga sola bakmamali ve hatta erkekle goz goze gelmek icin ugrasmamalidir. goz goze dans yalnizca sovlarda yapilir. erkek ise pisti, kenarda oturan bayanlari kesebilir, goz kirpabilir ama bayana bakmamali ve uzuvlarini inceliyormus izlenimi verip bayani huzursuz etmemelidir. dansin ne zaman bitecegi bayana baglidir. erkegin tesekkur edip oturmasi hele hele pistin ortasinda birakmasi cok buyuk terbiyesizliktir. bayan tesekkur ettiginde kibarca yerine kadar eslik eder ve tesekkur eder.
Tango sonsuz bir tutkudur.
Tango kaniniza bir kez girdi mi ruhunuza isler.
Saatlerce hiçbirşey düşünmeden sadece ve sadece müziğin ritmine kendini bırakıp içinden geleni yapabileceğin sonsuz bir özgürlüktür tango. Hayata, kendine dair ne varsa silinir gider insanın aklından. izleyenler dans edenlerin ezbersiz olduklarını anlayamazlar belki ancak tangoda tüm ezberler silinir. Doğaçlama olduğundan tükenmez, yaratıcılığının sınırlarına kadar gider. Bırakılması en güç bağımlılıklardan biridir.Meraklıları için http://www.istanbuldansakademisi.org/
Erkek egemen bir danstır. Her şey erkeğin elindedir. erkek, Kadını istediği gibi yönlendirebilir. Başka bir konu olsaydı asla göz yumulmazdı; ancak tangoda erkeğin yönlendirmesi inanılmaz etkileyici. Kadın belki de hayatında ilk kez bu dansı yaparken erkeğe bu kadar boyun eğer. Hareketini süsleyip süslememesi bile erkeğin isteğine bağlıdır. Ama inanılmaz bir danstır. Hatta dans değildir. Şiirdir. Her adım atışında aşık olduğunu hisseder insan. Aşık olmaya yer arayanlar için sakıncalı. Bir de herkes partneriyle bir süre sonra kaçınılmaz bir şekilde sevgili oluyor. Bu da dansın gücünü gösteriyor. *