vasıfsız, beceriksiz ve pasif biridir. enerji bakanı diye ortalıkta geziniyor ama icraat yok. soma faciasında 2 gündür aynı gömleği giyiyorum diyen biridir.
"Suriye'de öldürülen çocukların
ve kadınların, PKK terör
eylemleriyle beraber kaybettiğimiz o kadar canı,
bunların bizlerde bıraktığı
tesiri anlamak için illa bir Paris
katliamının olması mı
gerekiyor. Hangi dinden olursa
olsun, hangi gerekçeyle olursa olsun böyle bir yapıyı tasvip
etmediğimizi belirtmek
istiyorum. Yıllar önce de
söylemiştik. Terör sana olurken
iyi, bana olurken çok kötü.
Böyle bir şey kabul edilemez. Terörün hedefi ortaktır.
insanlık suçuyla beraber gerek
insani, gerek islami, gerekse
diğer dinlerle alakalı birçok suç
işlenmiştir. O yüzden teröre
dayalı bütün yapılarda dünyanın ortak dil oluşturması
gerekiyor." demiştir.
skandalların bakanıdır görevi süresince yüzlerce insan madenlerde can vermişti, işler kızışınca topu çalışma ve sosyal güvenlik bakanıyla karşılıklı birbirlerine atarlar sonunda olan millete olur bunlar yine keselerini doldurmaya devam ederler.
ülkemizi dışa bağımlılıktan kurtaracak büyük projelerinden ziyade maden kazalarında açıklama yaparken gördüğümüzden dolayı; (bkz: milli felaket bakanı.) olarak statüsü değiştirilebilecek enerji ve zeytinliklerden sorumlu enerji şeysi.
Enerji Bakanı Taner Yıldız, Somanın Yırca köyündeki izinsiz zeytinlik kıyımını bir kayıp olarak görmediklerini belirtip şöyle buyurmuş;
100 -200 ağaç Türkiyenin gelişimine engel olamaz
Gayet iyi biliyoruz sayın bakan. Sizin gelişim dediğiniz şey
Ne Egenin asırlık zeytin ağaçlarını tanır
Ne Karadenizin derelerinden su içen kurdu, kuşu
Ne Somada ailesini doyurmak için çaresizlikten girdikleri yerin yedi kat dibindeki madenlerde ölen 300-500 madenciyi
Ne Beyoğlunun eski sinema salonlarını
Ne Gezi Parkındaki bir tutam yeşili
Ne 14 yaşındaki evladını toprağa veren ananın acısını
Ne Anadolunun onbin yıllık genetik mirası olan yerli tohumlarını
Ne (Kaç)Ak-sarayınızı kondurmak için katlettiğiniz tarihi Atatürk Orman Çiftliğini
Ne havuza fon aktaran AVM lerinize yol açmak için devirdiğiniz ODTÜ ormanını,
Ne 5 yıldızlı otellerinize yer açmak için kaza(!?) ile kendi kendine yanan Akdenizin yeşil örtüsünü .
Lakin sayın bakan, sizin gelişim diye öğündüğünüz şey bir kanserli hücredir aslında. O geliştikçe siz ölürsünüz.
Artık ayakları toprağa değmemiş, ömründe hiç ağaca tırmanmamış, o dallardan meyve koparmamış, hırçın çocuklarınız olur. Derelerden, asırlık çeşmelerden değil pet şişelerden tanırlar suyu. Sincapları, ceylanları tel kafeslerin ardından seyrederler. Sabahın kör karanlığında uykulu gözlerle doluştukları servis araçlarında kalabalıktan biri olmayı, okullarınızda güce biat etmeyi öğrenirler.
Yaşayan her şeyle bağlarını koparırsınız o nesillerin. Sonra sizler gibi yüreksiz, vicdansız, kıyıcı kuşaklar büyütürsünüz. Bir türlü parçası olamadıkları için yaşayan herşeye içten içe nefret duyan, AVM leri parklara, otobanları koruluklardaki patikaya tercih eden ölü-sevici yandaşlarınız olur. Ve sizi iktidarda tutan o yandaşları tatmin etmek adına giderek daha fazla öldürürsünüz.
Sizler, her biri bir hayat taşıyan canlıları sayılaştırıp nesneleştirdikçe gelecek kuşaklar için de ne 100 200 ağacın, ne 300- 500 madencinin, ne açlık sınırı altında yaşamak zorunda bırakılan 5-6 milyon insanın, ne de devletin bekası için yok edilmesi gereken 8-10 milyon muhalifin lafı olmaz.
Diktatör olmak için mutlaka milyonları katletmeniz gerekmez sayın bakan. Gücünüzün yettiği yerde tek bir canlıyı bile nesneleştiriyorsanız bu mikrop bünyenize bulaşmış demektir. Bu bir nicelik değil nitelik meselesidir