insan hayatının içine eden felaketlerdir, doğru dürüst yiyip içemezsiniz, bulunduğunuz anın-ortamın tadını çıkaramazsınız, herkesin güle oynaya eğlendiği ama sizin karaları bağladığınız durumdur.
Benim bir yakınımın temizlik takıntısı vardı. Kocası yıllardır yatak yerine yerde yattı yatak kirlenecek diye, halı saçakları her gün çamaşır suyuyla yıkanıyordu. Ama hasta değil de titiz diyorlardı. Keşke tedavi olsaymış da hayatları zindan olmasaymış... Allah şifa versin zor iş.
Ben kadar takıntılı huylu tikli birini gördüm o da, ailemden.
Saat sesine, otobüsteki tutamacın sallanmasına, ağız sapirtisina, yanımda sakız çiğnenmesine, yüksek sesle konuşulmasına, birinin ağzıma değecek gereçlerin çatal kaşık bardak gibi ağız kısımlarına değmesine, tuvalet ve yakınlarındayken hapşırmaya, dışarı da gezilen kot pantolonla yatağa oturulmasina, makyajla yoğun parfüm sigara duman kokuyorken pis şekilde yatmaya aşırı aşırı huylanırım, böyle insanları da hiç sevmem.
Çoğu temizlik ve hijyen ile alakalı.
Mutfak tezgahının üzerinde bir iki gerekli şey harici tek bir şey bile bırakmama takıntı var. Mutfak tezgahı kirli ve dağınıksa tüm ev pistir.
Kitaba, dergiye, aldığım bir ürüne, sigaraya, biraya yapışkanla sonradan yapıştırılmış olan bütün kağıtları sökerim, etiketleri rahat bırakmam.
Mükemmel bir şampuan bile almış olsam, o esnada kullanmakta olduğum bitmeden yeni aldigimi kullanmam. Duşta kalabalık sevmem, birer üründen fazlasını koymam konulmasından nefret ederim banyo dolabına koyar sıralarının gelmesini beklerim. Bunun için kavga etmişliğim de var.
Zordur. Birkaç takıntım vardır Örneğin havasız ortamda asla uyuyamam şu an kendi evimde ve düzenimde değilim uyumuyorum. Cam kapalıymış açık olduğunu düşünmüştüm odanın havasızlığından uyandım ve uykuya dalamıyorum.
Patatesle hamburgeri aynı anda yiyememek.
Asla birinin solundan yürüyememek.
Ketçapla mayonez karıştıysa asla yiyememek.
Stresli olduğumda sürekli saçlarımla oynamak,kafamı kaşımak.
Sınav sonuçlarına daima kendim bakarım başkası bakarsa düşük alacakmışım gibi hissediyordum.
sakız, anahtar ve tesbih sallama ( çekmek degil) sesi, bir kaç bozuk parayı birbirine sürtünce çıkan ses, uyurken saat sesi, su sesi, horlama sesi, yolda yürürken önde ki insanı geçme tribi, sinema da patlamış mısır ve cola kapagı açma sesleri, whatsapp da karşıdan gelen ve yazarken telefonun çıkardıgı şahin marka arabanın kornası gibi çıkan ses. başka birinin çekirdek yerken çıkardıgı ses, çayı höpürdeterek içmek ve yemegi boguluyorcasına yemek, burun silerken abartılı şekilde sanki beynini mendile çıkartıyormuş gibi silmek...hepsi beni deli eden şeyler. halbu ki takma dimi kafana.
biriyle bulusmadan once bulusana kadar defalarca kez arayip yanlis giden bir sey olup olmadigini teyit etmek, hala bulusuluyor oldugunu garantilemek. benim gibi telefonla konusmaktan nefret eden bir insan icin buyuk bir sey bu arama olayi yalniz, kendime engel olamiyorum.
seker, cikolata gibi seyleri yerken disleri degdirmemeye calismak, eriyip gitmesine izin vermek.
Obsesif-kompulsif bozukluk olarak da bilinir. Bir cisme birkaç kez dokunmak, günde 10 defa banyo yapmak, evden çıktıktan sonra birkaç kez geri dönüp ocağı kontrol etmek gibi davranışlar örnek olarak verilebilir.
-yolun sağ tarafından yürüyememek.
-gece yatarken sandalyedeki kıyafetleri insana benzetip kaklıp yerlerini değiştirmek.
-giyinirken fotoğrafları ters çevirmek, sanki görüyor anasını satim. ama öyle geliyor.
yapmadan duramadığımız olaylardır. dışarı çıkmadan önce evdeki bütün aynalara bakmak; evden sol ayakla çıkmak, sağ ile çıkmışsak geri adım atıp inatla sol ayakla çıkmak; facebook da sık sık f5 yapmak; yine facebook ta herhangi bi türküyü paylaşmadan önce illa paylaşacağım sitede onu sonuna kadar dinlemek (yarıda kalmasın, bozuk olmasın da rezil olmayım diye). ocağı altını kapattığım halde yine gidip kontrol etmek.