eğer o halinizle tanışıp, uğraşmak zorunda kalan biri varsa, o kişinin işi zordur. o kişi de ben oluyorum. yeminle uğraşa uğraşa, ben de takıntılı olucam sanunda, ki takıntılıyım. sayılara takıntım var.
sizin enerjinizi bedenen değil de zihnen tüketebilen sorunlar bütünü. mesela aklınıza bir şey takıldı veya seneler öncesinde yaşanan bir olaydaki herhangi bir nesneyi, şahsın adını hatırlayamadınız. aklınıza takılan bu şeyden dolayı başka herhangi bir şeye odaklanamıyorsanız, dünya yansa umrunuzda değilse, karşınızdaki şahıs size ölümsüz yaşamın sırlarını verse bile duymayacak haldeyseniz, onu bulmak için saçma sapan şeylerle uğraşıyorsanız, takıntılısınızdır. tabii, böyle durumlar yaşamış olan yazarlarımız da vardır, eminim.
şahsımdan örnek vermek gereksirse eğer; (seneler öncesi) biriyle sohbet ediyordum. konu bir dizi oyuncusuna geldi ve ben o oyuncu için "hatta seneler öncesinde bir kanalda yayınlanan dizide oynamıştı. o dizinin adı neydi?" sorusunu sormuştum. tabii karşı taraf bunu hatırlamayınca aklıma takıldı ve her yerde o dizinin adını aradım. tabii o zamanlar evde internet de yok. ben gittim, eski gazeteleri eve yığdım belki tv rehberi köşesinde o dizinin adını görürüm diye. tanıdığım herkese soruyorum "o dizinin adı neydi?" işte, ne varsa yine kendi zihninde var oluyor her şey. kimse değil de ben kendi başıma bulmuştum o dizinin adını...
bugün de bu saçmalık başıma geldi. bu sefer farklı soru. iki sene öncesiydi, rihanna'nın bir şarkısında geçen "maybach" kelimesinin anlamını merak edip birisine (amerikan'dı o şahıs) "maybach ne demek?" diye sormuştum. o da bana lüks araba markası olduğunu söylemişti. işte bugün de aklıma çok gerekli(!) bir şekilde "ben iki sene önce o amerikan adama hangi araba markasını sormuştum?" sorusu takıldı durdu. kendi kendime "rihanna'nın söylediği bir şarkıda geçiyordu." diyip onun tüm şarkılarını tarıyorum aklımdan. şimdi internete kavuştum da araştırdım ciddi ciddi.
evet, normal değilim.
saçlarımı minik minik örme takıntım var üzerinize afiyet. yaklaşık 7 yıldır var üzerinize afiyet. durum artık kontrolden çıktı. elim saçıma ne zaman gidiyor ne zaman örmeye başlıyorum hatırlamıyorum bile.
ben de elimi meşgul tutma namına (espri yapma. sakın) ip aldım. tığ aldım. eskiler bilir: bu zincir çekme dediğimiz işe başladım. bi ters bi düz gibi bir eylem. sabah akşam iplerden zincir yapıyorum. böyle bi 40 yaşlarında ev hanımı gibi hissetmeye başladım kendimi. dizilerde uyuşturucu kullananları görünce "ah bu gençler ah" diyorum. bi yandan parmağıma ip doluyorum falan. muazzam.
bi de dexter izlerken elimde ip-tığ neyin olmasa daha güzel olacak... konsepte pek uymuyor diye düşünüyorum.
neyse. 2 gündür saçlarımı örmüyorum. allah ıma çok şükür çocuğum.
bana unutulur demişsin inanamıyorum
yeni birisi var demişsin kabul etmiyorum
şaka yollu geyiklemiştir öyle umuyorum.
çünkü senelerdir ben rüyalarda senin oluyorum
geri geliyorum, geri geliyorum
seni seviyorum, geri geliyorum
Kaçamazsın bende senin iplerin birer birer
Yapılır biter sandın yanıldın günlerdir sen
yalan! evlenmiş olamazsın neyinim ben..
yok! sen bensiz yapamazsın bilirim ben..
biri huzurunu biletsin kötü oluyorum
biri umudunu biletsin geri geliyorum
evi barkı da sattsan da seni bulurum
çünkü senelerdir ben rüyalarda sana geliyorum
geri geliyorum, geri geliyorum
seni seviyorum, geri geliyorum
Kaçamazsın bende senin iplerin birer birer
Yapılır biter sandın yanıldın günlerdir sen
yalan! evlenmiş olamazsın neyinim ben..
yok! sen bensiz yapamazsın bilirim ben..
çok berbat bir hastalıktır. yaşamayan bilmez, küçümser..öyle her ergen kaprisine takıntı denmez efenim. takıntı( obsession) çoğu zaman ilaçsız geçmeyecek bir rahatsızlıktır.
insanları takıntı yapmak ta mümkündür.özellikle o insanlar hayatınızın merkezi olduğunda ve siz onların size hiç değer vermediğini farkettiğinizde içiniz acır.ama sonra sizinle ilgilenmiş gibi yaparlar,dalga geçerler,sevinirsiniz.