Türkiye’nin en fazla sanayileşmiş, proletaryanın yoğunlaştığı ve emekçi kitlelerin nüfusa oranının fazla olduğu kentinin en ünlü meydanı, Türkiye işçi sınıfının hafızasında önemli bir yer tutuyor ve Türkiye’nin devrim tarihinde altın gibi parıldıyor. Bu kent istanbul ve bu meydan Taksim’dir. Böyle bir hafıza her ülke işçi sınıfına nasip olmaz. Bize özgü. Hafıza işçi sınıfı için sanıldığından çok daha büyük önemdedir. Hafızasız bir işçi sınıfı kimliğini yitirmiş, ne olduğunu ve olabileceğini unutmuş bir sınıftır, kolay lokmadır. Hafıza işçi sınıfının devrimci savaşım için deneyim ve ders deposudur. Hafıza savaşımda hangi okulların nasıl bitirildiğinin belgesidir. Uzak ve yakın geçmişimizde (2013 Haziran direnişi) çok değerli anıları olan Taksim meydanı, işçi sınıfı ve devrimci sosyalistler için bu yüzden vazgeçilmezdir. Taksim meydanını işçi ve emekçi kalabalıklara kapatmaya kalkışan zihniyet işçilerin, emekçilerin düşmanı olan kapitalistlere aittir çünkü bu kapitalistler her zaman işçi sınıfını hafızasızlaştırmak ister. Bunun kapitalistler için neden önemli bir silah olduğunu yukarıdaki sözler yeterince açıklıyor olmalı. Bu zihniyet kapitalistlere ait olduğu için, sermaye birikimi için dolayısıyla sermaye birikiminden başka bir şey olmayan onlar çok pratik, çok gündelik özel bir amaca da hizmet ediyor: Taksim meydanı kentin içinde, ticaretin döndüğü, çevresinde mağaza, otel ve dükkanların bulunduğu bir meydandır. Yani çeşitli boylardan kapitalistlerin işgal ettiği bir yerdir. Böyle bir yerde bir amaç doğrultusunda, devrimci ve devrim müttefiki sayılabilecek yüzbinlerin toplanması, onların ve meydanın kapitalistler için anlamını ve işlevini; robotlaşmış sadık tüketiciler ve tüketim merkezi olma işlevini kaybetmesi demektir. Hele de Haziran direnişindeki gibi, ‘’Taksim Komünü’’ ve ‘’Devrim Market’’ örneğindeki gibi kendi zorunlu tüketimlerini kapitalistlere ihtiyaç duymadan, alışverişi aradan çıkararak örgütlemeye çalışan bir kitle varsa. Siyasal iktidarı oluşturan her boydan kapitalist ortak iradeyle bu sebeple de işçilere, emekçilere Taksim meydanını yasaklamak ve onları, kendilerini rahatsız etmeyen, sermayenin sömürü ve soygun düzenini rahatsız etmeyen bir yere sürmek ister. Dolayısıyla Taksim meydanı, Türkiye işçi sınıfının her boydan kapitalistle olan sınıf çelişkisini somutlayan bir yer olma anlamına da kavuşmuştur.
Tüm bu sebeplerle, istanbul’da 1 Mayıs meydanı Taksim meydanıdır. Bu söz kanla yazılıdır.
içine sıçmak kelimesinin hafif kaldığı, adeta ırzına geçilen canım yer. Aynı şey istiklal caddesi için de geçerli. Şimdi dükkanlar tek tek çıkıyo, otellerin çoğu boş.
neredeyse her hafta sosyal deneylerin yapıldığı güzide semt. bugün bir grup genç sevgiye ihtiyacı olan Zeynep için insanlardan sevgilerini paylaşmasını istedi. çok yapaysınız.
Şöyle ferah, Aptal saptal tiplerin takılmadığı, yiyeceği içeceği güzel Cafe/bar tarzı mekanları merak edilen semt. Yeşillendirirseniz sevinirim, zira varmak üzereyim.
dünyanın en sevimsiz ve boş meydanlarından biridir. betonarme bir alan ve yeşillikten, ağaçlardan, ferahlıktan uzak bir bölge. bir de oralara hala bina, avm yapmaya kalkışırlar.
gerçekten meydan dediğin geniş, ferah ve yemyeşil ağaçlarla kaplı parklarla çevrili olur. bir avrupadaki meydanlara bak, bir bizimkilere.
işyerimden dolayı, 7 aydır hergün gittiğim yer. eskiden taksim denince akla lüks, elit, üst tabakaya hitap eden bir bölge gelirdi. lakin istanbulun en varoş ilçelerinden bağcılarda, yenibosnada bile görmediğim kadar kıro, keko, apaçi, kapkaççı, dilenci, sapık gördüm.
varoş mekanı. pislik yuvası. burada çalışan ve iyi bilen biri olarak söylüyorum. ayrıca geceleri de burayı görmeyen varoş ibneler bilmeden yorum yapmasın.
Burada yazacaklarımın siyasi bir yönü bulunmamaktadır. gezi olaylarının olduğu yıl yani taksim'de bir yayalaşma projesi(!) başlayacaktı.taksim ve beyoğlu yüzyıllardan beri eğlence(!) merkezi olmuştur.istanbul'daki en eski yerleşim yerlerinden biri. Özellikle bu bölgedeki tarlabaşı ve devamının olduğu muhitten de bahsedeceğim. Şimdi bu gezi parkı normalde sabahları insanların gelip geçtiği ama akşam vakti ise birçok gayriresmi olayın döndüğü yer.sadece bu park değil taksim ve çevresi.özellikle tarlabaşı'nda eski terk edilmiş binalar ve gecekondular da var.burada bir kentsel dönüşümün başlatılmasındaki amaçlardan(!) Biri buraya bir neşter vurmaktı.burada hırsızlık,uyuşturucu,fuhuş sektörünün döndüğü bir nokta haline gelmişti çünkü.istanbul'un göbeği olduğu için birçok kişi burayı tercih ediyordu.işçiler,istanbul'a günübirlik gelenler,göçmenler özellikle burata konuşlanmış durumda.bir odayı birden fazla kişiye kiralayan bina sahipleri var.(!)birçok ünlem kullandım çünkü olaylar çok girift.aslında burdaki çoğu kişi mal sahibi değil.malların üzerine konan kişiler.birçoğu da gayrimuslimlere ait veya el değiştirmiş.bunları kimse buradan çıkaramıyor.çünkü arkasında bunları koruyup kollayan ve bundan nemalanan kişiler var.uyuşturucu,kaçak sigara,otopark(değnekçilik),haraç,fuhuş buradan nemalananların alanı olmuş durumda.
Şimdi olayın en başındaki yani gezi parkına el atılmak (!) istenmesindeki nedenlerden biri olarak bu parkı düzenleyerek burayı kontrol etmek istemeleri de vardı olarak ifade edilen bir görüş var.parantez içinde ünlem olarak ifade ettim.çünkü bu olayda birçok farklı görüş olduğu için ben bunlardan sadece bir tanesini yazdım.kesinlikle budur diye de bir iddiam yok.ama bahsedilen birçok gayriresmi olaylar gece bizzat emniyet binasının çevresinde olmaktadır.gece buralarda ölümle sonuçlanan olaylar olmaktadır.bu yazıda sadece buradaki yapılmak istenen duzenlemeyle burada tekrar bir kontrol oluşturmak istenmesidir.bir örnek verecek olursak bu bölgede uyuşturucu işini üstlenen ve x şehrinden gelenlerin olduğu xliler mahalle ve sokaklarına kamera taktırarak polisin ne zaman geleceğini haber alabiliyor.