tahir le zühre meselesi

    1.
  1. nazım hikmet'in yine harikalar yarattığı şiiri:

    Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
    hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
    bütün iş Tahir'le Zühre olabilmekte
    yani yürekte.
    Mesela bir barikatta dövüşerek
    mesela kuzey kutbunu keŞfe giderken
    mesela denerken damarlarında bir serumu
    ölmek ayıp olur mu?
    Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
    hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
    Seversin dünyayı doludizgin
    ama o bunun farkında değildir
    ayrılmak istemezsin dünyadan
    ama o senden ayrılacak
    yani sen elmayı seviyorsun diye
    elmanın da seni sevmesi şart mı?
    Yani Tahir'i Zühre sevmeseydi artık
    yahut hiç sevmeseydi
    Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?
    Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
    hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
    **
    48 ...
  2. 26.
  3. seversin dünyayı doludizgin
    ama o bunun farkında değildir.
    ...
    yani sen elmayı seviyorsun diye
    elmanın da seni sevmesi şart mı?

    en güzel nazım dizeleridir.
    7 ...
  4. 3.
  5. Geçmiş zaman ve eski günlerde zengin ve şöhretli bir padişah vardır. Malı, mülkü, askere kısaca her şeyi vardır. Ancak çocuğu olmamaktadır. Doktorlara gitmiş derdine çare bulamamıştır. Bunlardan fayda göremeyince kendisini eğlenceye verip ve yaptırdığı bahçeye gidip gelmeye başlar. Bir gün veziri ile çarşıda dolaşmaya çıkar. "her kim bana bir altın verirse tanrı onun muradını versin" diyen bir dilenciye para verir. Oradan ayrılıp bahçeye doğru giderler ve bir ağacın altında otururlar. ileride bir ağacın altında da yaşlı bir derviş görürler, onun yanına giderler. Derviş "marifetlerim vardır" deyince, padişah gönlünden geçeni bilmesini ister. Dervişte padişah ve vezirin çocuğunun olmadığını, evlat istediklerini bilir. Bunun üzerine dervişten yardım isterler. Dervişte cebinden cebinden bir elma çıkarır ve ikiye böler. Bu elmaları yerlerse çocukları olacağını, padişahın kızı, vezirin oğlu olacağını, ama onları ayırmamalarını evlendirmelerini söyler. Padişahta vezirde çok sevinir. Akşam elmayı yerler ve dokuz ay on gün sonra padişahın kızı, vezirin oğlu olur. Kızın adını Zühre, oğlanın adını Tahir koyarlar.
    Tahir ile Zühre birlikte büyürler. En tanınmış hocalardan ders alırlar ve çok zeki olduklarından her şeyi öğrenirler. Fakat on yaşında Zühre'nin gönlü Tahir'e düşer ve uyurken Tahir'i öper. Tahir çok kızar çünkü kardeş olduklarını sanır. Bir gün Zühre Tahir'i yine öper ve Tahir'de Zühre'yi döver. Zühre o kadar üzülür ki Allah'a "Allah'ım benim sevgimin yarısını Tahir'e ver" diye dua eder. Tahir'de Zühre'ye aşık olur. Bu sefer Zühre kendini naza çeker. Ancak kardeş olmadıklarını öğrenen Tahir ile Zühre günden güne bir birine daha çok bağlanırlar. Sazlarını alıp bir birlerine türkü söylerler. Bunları gören Arap köle padişahın karısına söyler. Padişah kızını Tahir'le evlendirmenin zamanı geldiğini söyler. Ancak karısı kızının padişah oğluyla evlenmesini istemektedir. Padişah kendi gözleriyle aşıkları görmek ister ve görünce de aşıkları evlendirmeye karar verir. Bu arada Tahir rüyasında iki kara köpeğin kendisine saldırdığını görür ve rüyası çıkar. Padişahın karısı, padişaha sihirbaz cadının yaptığı şerbeti içirince padişah Tahir'den soğur ve onu saraydan kovar. Aşkı ile yanıp tutuşan Tahir Zühre'nin köşkünün önüne gelerek sitem dolu türküler söyler. Zühre'de olayları dadısından öğrenir ve her şeyi Tahir'e açıklar. Arap köle bunları görünce yine padişaha haber verir. Bu sefer padişah onu Mardin'e sürer. Mardin'de yedi yıl kalan Tahir bir gün Allah'a dua eder ve onu zindandan kurtarmasını ister. Duası kabul olur zindanın açılan kapısından siyah atıyla Hızır gelir ve onu atına alıp, o uyurken Zühre'nin köşkünün önüne bırakır. Zühre Tahir'i dadısına gönderir. O günden sonra her gece gizli gizli buluşup zevk ve sefa eylerler. Fakat bir gün Tahir rüyasında yine kara köpeklerin etrafını sardığını görür. Rüyası yine çıkar çünkü Arap köle onları yine görmüştür. Bunu padişaha haber verir ve Tahir, üstü açık bir sandıkla Şat suyuna bırakılır.
    Şat suyu kenarında da Göl padişahının sarayı vardır. Zühre bunu bildiği için Göl padişahının kızına mektup yazar ve göl padişahının kızları da onu bulurlar. Göl padişahın üç kızı da Tahir'i sevmektedir ve bir gün onu paylaşamadıkları için kavga ederken, Tahir bunları duyar ve kaçar. Bir çeşme başında dua eder ve uyur. At sesiyle uyanınca, yanında bir derviş görür. Yine ata biner ve gözlerini kapatır. Derviş "aç" dediği zaman Tahir kendisini Zühre'nin köşkü önünde olduğunu görür. Dadısına gider. Dertleşirler. Bir gün Tahir davul zurna sesleri duyar ve dadısından Zühre'nin evleneceğini öğrenir. Kadın esvabı ile düğüne gider. Kendini Zühre'ye tanıtır. Ertesi gün Zühre ile anlaşırlar. Hamama gitmek için çıkıp kaçmaya karar verirler. Ancak Arap köle de kadın kılığına girmiş ve onları görmüştür. Arap köle durumu padişaha haber verir. Padişah Tahir'i yakalatır. Mecliste onu ve kızını anmadan üç hane türkü söylerse affedeceğini söyler. Tahir iki haneyi söyler fakat üçüncü hanede Zühre'nin içeri girdiğini görünce onun ismini kullanır. Padişahta onun boynunu vurdurmaya karar verir. Cellat Tahir'in boynunu vurmadan Tahir namaz kılıp Allah'a ruhunu alması için dua eder ve hemen ölür. Bunu gören Zühre aklını kaçırır. Hekimler çare bulamaz hatta Tahir'in etini yedirmeye çalışırlar ama dadısından bunu öğrenen Zühre'de çok kızar, Tahir'in mezarına gider. Allah'a ruhunu alması için dua eder ve ölür. Mezara gelen Arap köle de Zühre'ye aşık olduğu için kendini hançerle öldürür. Padişah kızını Tahir'e vermediği için pişman olur ama iş işten geçmiştir.
    Bir süre sonra aşıklara mezar yapılır. Arap köle de başuçlarına gömülür. Oradan geçenler Zühre'nin mezarında beyaz bir gül fidanı, Tahir'in üzerinde ise kırmızı bir gül fidanı görürler. Arab'ın mezarında da kara bir çalı bitmiştir. Her sene aşıklar baltalarla o çalıyı keserler ancak çalının yine bittiğini görürler. Ziyaretgah olan mezarı da aşıklar ve bağrı yanıklar sürekli ziyaret ederler(miş)

    alıntıdır
    6 ...
  6. 4.
  7. derin bir of çektiren şiirdir. seversin onun içide bulunan dünyayı ama o bunun farkında değildir. ayrılmak istemezsin dünyadan sırf o var diye içinde ondan ayrı kalacan diye ama gene farkında değildir. ama ne olursa olsun zühre tahiri sevmeseydi ne farkeder ki tahir onu sevmiş o bunun farkında olsa da olmasa da. daima sevecekti aşktı onu yaşatan. zaten diğer bi üstad da seversin kavuşamazsın aşk olur demiş.
    5 ...
  8. 2.
  9. önceliğin sevilmeye değil sevmeye verilmesi temasını işleyen güzel bir nazım hikmetşiiri.
    5 ...
  10. 7.
  11. Lisedeyken şahsıma aşık olan ve kabul etmediğim halde ısrarla bulunduğu durumu en dramatik sözcüklerle tarafıma ileten birisine söylediğim sözün kaynağı olan şiir.

    - Sende hiç duygu hiç kalp yok mu yaaa! Bi acı bana ya bi sev ölecem intaaar edecem kendimi yakında.
    - yahu Allahaşkına şimdi sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı?
    - Höö?

    Tam hatırlamıyorum ama sanırım aşkının bittiği dakikalar bu sözü duyduğu dakikalara denk gelmektedir. Madem sanatsal bir yanıt vereceksin şiirin tamamını oku be kızım.

    (bkz: durdurun dünyayı inecek var)
    4 ...
  12. 9.
  13. insanın, iyiki böyle bir mesele çıkmış demesine sebep olan şiir. nazım hikmet meseleyi öyle güzel anlatmışki okurken hüngürdemek an meselesi.
    4 ...
  14. 5.
  15. Mesela bir barikatta dövüşerek
    mesela kuzey kutbunu keŞfe giderken
    mesela denerken damarlarında bir serumu
    ölmek ayıp olur mu?
    bu nasıl bir yetenektir be üstat...
    3 ...
  16. 8.
  17. 10.
  18. keşke sevmeseydim diyenlerin okuyup anlaması gereken bir meseledir.
    2 ...
© 2025 uludağ sözlük