bir ürünü almadan 1 ay fiyatını takip eder düştü mü, ucuza alabileyim diye.
aynı ürünü aldıkdan sonra 2 ay daha takip eder. aldıkdan sonra fiyatı düştü mü acaba? kazık mı yedim lan? diye.
gayet mantıklı olaylarda sergilediğimiz yersiz, olayla pek ilgisi olmayan veya olayı amacından uzaklaştıran, dışarıdan bakıldığında pek anlam verilemeyen geçmişten günümüze süregelen biz türklerin davranışlarıdır.
mesela, daha önceki entry'lerde de bahsedildiği gibi bizler takdir edilesi, hoşumuza giden şeyleri överken hakaretler kullanırız.
bu durum burada da geçerli. "artı oy verirken söylenen sözler" başlığını okuyunca anlarsınız ne demek istdiğimi.
şu entry'ler sadece birkaçı:
insana "lan artı oy verirken dümdüz sövüyorlarsa, o zaman eksi oy verirken bunlar ne diyor acaba?" diye kara kara düşündürüyor.
Ha, bu duruma gülmüyor muyum/muyuz, orası ayrı.
trafikte yeşil ışık yanar yanmaz kornaya basmak. bir çeşit kutlama şekli herhalde yeşil ışık yandığı için seviniyor olabilirler. malum kırmızı ışık süreleri çok uzun. yoksa neden kornaya bassınlar.
Biraz nostaljik de olsa... Gidilen misafirlikte, ilerleyen saatlerde ev sahibinin koca bir meyve kabı getirip, salatalığıydı elmasıydı bıçakla girişmesi, servis etmesi... sonunda da tabakta sunulan sabunlu lif ile ellerin temizlenmesi. imkanı yoktur başka yerde kellemi koyarım.
türk dolmuşçusunu her yerde tanırım. türk dolmuşçularının zihnindeki dolmuşun reelde olan dolmuştan küçük olması. "arkadaki boşluğa ilerleyelim" cümlesindeki boşluğu bulabilene henüz rastlamış değilim. iş çıkışlarında durakta dolmuşun kapısı açıldığında karşınızda 3 tane toto görmeniz muhtemeldir, "hangisine binsem?" diye düşünmek zorunda kalırsınız.
buğday tenlidirler, gözleri kaşları karadır, elmacık kemikleri çıkıktır (ileri doğru belirgin olması), gözleri hafiften çekik olur. Kısacası biz türkiye'nin türklerine hiç mi hiç benzemezler.