boş iddiadır. bakın eğer cidden türkiye de gani gani petrol olsa artık durmadan yükselen petrol fiyatlarından burnu sürten gelişmiş ülkeler çıkarmamız için yalvarırlardı. shell eski bilmem nesi söylemişmiş. bakalım hangi gayeyle söylemiş.
türkiye amerikanın yedek petrol rezervidir kanımca. sırası gelince o üzerinde oturduğumuz okyanusa el atacaklardır. çok da uzak değildir bu durumun gerçekleşmesi. arap yarım adasının petrol rezervi 40-50 sene sonra tükenecektir ve bizim sıramız gelecektir.
"petrol okyanusunun üzerinde öylece oturuyor, sadece oturuyor, boş boş, altındakine dokunmadan" cümlesini çağrıştıran cümledir. biri gelir altımdakine dokunur elbet, ellerim kelepçe.
petrol yoksa çıkartma ruhsatı neden vermiyorsunuz ?
değerli okurlar, geçenlerde türkiye-suriye sınırında uydu verilerine göre petrol denizi olduğu iddiasını yazmıştım.
yazı sonrasında silopi'de madencilik yapan beşir yılmaz aradı.
yazacaklarımı lütfen iyi okuyun!...
beşir yılmaz telefonda ..
'vedat bey, gelin silopi' de cudi eteklerine sizi götüreyim de petrolü kendi gözünüzle görün!..'diyerek feryat ediyordu.
'nasıl yani!..' diye sorduğumda anlatmaya başladı..
'biz aileden madenciyiz. irak sınırında yaklaşık 300 km ya da bir başka deyişle yaklaşık 150 milyon ton asfaltit madeni buldum..
bu madeni bir süre resmi olarak işlettikten sonra, devlet 1978 yılında 'kamulaştırıyoruz' diyerek el koydu. rezervin de 50 milyon ton olduğu iddia
edildi.
madem asfaltit rezervi az, neden el koyuyorsunuz.
dünyanın neresine giderseniz gidin asfaltit maddesi bulunan her yerin altında petrol vardır. silopi 'nin altı da petrol denizidir.
yaz aylarında etraftaki ocaklardan resmen petrol akar ve hezil çayına karışır.
gelin görün!
sadece petrol değil, burada çok zengin uranyum ve nikel
madeni de var'
nereden biliyorsunuz?
'türkiye'deki analizlere güvenmediğim için madenin her tarafından örnekler alarak almanya'ya bizzat götürdüm ve analiz yaptırdım.
raporları gönderdim size. ( sonuçlar elimde yatağan ve tunçbilek''e göre
iki misli rakamlar var)
dünyanın en önemli uranyum madenlerinden birisi buradadır ve aktif haldedir..'
beşir yılmaz'ın anlatacak o kadar çok şeyi var ki makineli tüfek gibi
art arda sıralıyor.
ben de zaman zaman araya girip soru soruyorum
-petrol olduğunu nereden biliyorsunuz?
'bu bölgede ingilizler 1967-87de petrol aramışlar. açılan kuyulardan gökyüzüne doğru 100 metre kadar petrol fışkırmış. ardından kapatmışlar ve betonlamışlar. benim madenimin yanında da bu kuyudan var ve vanasını gelin birlikte açalım.. eğer beton ve cıva basıp tıkamadılarsa bakalım ne kadar petrol fışkıracak. dönemin köylüleri arasında hâlâ yaşayan görgü tanıkları var ve petrolün 100 metre kadar fışkırdığını görenler var.
'beşir yılmaz konuştukça pür dikkat dinlemeye devam ediyorum..'
vedat bey, asfaltit maddesi olan her yerde petrol vardır.
eğer petrol yoksa bana neden petrol çıkartma ruhsatı vermiyorlar?
musul ve kerkük' ün rakımı 80-100 metre civarındadır. cudi dağı'ndaki
petrolümüz resmen irak'a doğru akıyor ve başta ingilizler ve abd bunu biliyor..'
beşir yılmaz bugünlerde silopi' ye bile zor gider hale gelmiş.
devlet 'kamulaştırılacak' diye el koyduğu madeni şimdi turgay ciner 'in sahibi olduğu park holding'e devretmiş. durum böyle olunca, yılmaz da dava üstüne dava açmış ve yürütmeyi durdurma kararı aldırmış.
eğer tekrar el konulursa aihm''ye başvuracakmış.
kısacası madeninin peşini bırakmıyor ama artık bölgedeki aşiret ağaları da onun peşini bırakmaz hale getirilmiş..
bütün dava tutanakları elimde okudukça dehşete kapılıyorum.
şimdi sıkı durun...
beşir yılmaz başbakan tayyip erdoğan' a bu durum üzerine başvurmuş ve
dilekçe vermiş..
dilekçede aynen şöyle yazıyor..
'bürokrasi ve çeteler milletin hak ve hukukunu aramaktan bezdirmiştir. televizyonda ve basındaki konuşmalarınızda 'hortumcu çetelerin ve bürokrasinin üstüne gidilecektir' diyorsunuz . millet buna çok seviniyor.. 25 yıldır gasp edilen madenimiz çete ve bürokratların, anayasa, kanunlar ve insan hakları hiçe sayılarak ihale yolu ile peşkeş çekiliyor. allah'a ve sizin yüksek adaletinize sığınıyorum.'
beşir yılmaz devlet tarafından el konulan mallarını ve bunun karşılığında devletin verdiği parayı yazıya eklemiş..
1- 35 km yol yaptım.
2- 500 bin ton hazır çıkarılmış kömürüm var.
3- 3,5 milyon metreküp hafriyat yapılmış.
4- mazot tankları.
5- dinamit ambarı.
6- kantar ve kantar binası.
resmi olarak bana ait olan ve vergisini ödediğim madenimde bugüne kadar
yaptığım işler ve halen bulunan demirbaş ve çıkarılmış maden içinde 5.800.800 tl. (buna resmen gasp ve devlet terörü denir!)
beşir yılmaz başbakan erdoğan'a yazdığı dilekçede devam ediyor.
'bu para halen bankada duruyor. buna rağmen türkiye kömür işletmeleri ihaleyi adamlarına ve hortumculara peşkeş çekiyor'
beşir yılmaz' ın bu başvurusuna başbakan erdoğan bugüne kadar cevap vermemiş.
beşir yılmaz'dan al ve abd bağlantılı şirketlere ver.
uranyum konusu da bir başka skandal.
güneydoğu resmen petrol denizi üzerinde ve türkiye abd firmalarının
peşinde 'bize petrol bul' diye yalvarıyor...
iddialar devam ediyor:.
6 mühendisin kafaları kesildi.
tpik diye türkiye petrolleri'nin kurduğu bir kurum yurt dışına petrol arama işlerine giriyor ve bugüne kadar milyar dolar zarar ediyor.
beşir yılmaz diyor ki:
'kimin hain kimin işbirlikçi olduğunu anlamak çok kolay!
eğer bölgede petrol yok ise neden bana petrol çıkartma ruhsatı verilmiyor. ruhsat verin 800 metreden petrolü çıkartmazsam ben bu ülkeyi terk ederim. mta yıllar önce sondaj yaptı 480 metrede su bulundu ve ardından delici aletin ucu kırıldığı için sondaja son verildi. herkes bilir sudan sonra petrol gelir. biz yerli teknoloji ile 1200 metreye kadar sondaj yapabiliriz.. kimseye ihtiyacımız yok. izni versinler siz görün petrol nasıl fışkıracak..'
bu görüşmemizden bir gün sonra beşir yılmaz tekrar aradı ve soma'da görevli bir mühendis ile görüşmemi isteyerek telefon numarasını verdi.
adını burada yazmak istemiyorum. mühendis ile görüşmemde daha da çarpıcı
gerçekler çıktı ortaya.
altı ay kadar önce cudi dağları eteklerinde bulanan 6 insan iskeletinin ne olduğunu bilip bilmediğimi sordu.
ben de 'bilmiyorum' dedim.
mühendis ekledi
'bu iskeletler 18 yıl önce cudi dağı'nda kaybolan 6 türk petrol mühendisinin
iskeletleri. kafaları kesilerek öldürülmüş..'
dondum kaldım. ne diyeyim. kendisi de mühendis olduğu için yalan söylemiyordur diye düşündüm..
ardından devam etti..
'vedat bey türkiye maden bakımından dünyanın en zengin ülkesi. siz, ödemiş yakınlarındaki bozdağ'ın dünyanın en büyük altın rezervi olan dağlarından biri olduğunu biliyor musunuz?
ama bu madenleri kimse çıkaramaz. hatta bu konunun üzerine giden gazeteciler öldürüldü.
uğur mumcu ve çetin emeç'in öldürülmeden kısa bir süre önce bu
madenler üzerine gittiğini biliyorsunuz her halde...'
ilgiyle dinledim. o kadar çarpıcı şeyler anlattı ki, yazmaya sayfalar yetmez. iddiaların hepsinin belgeli olduğunu söyleyen bu mühendis, gazete ve televizyon kanallarında hiçbir gazetecinin bu yönde bir haber yapamadığını ve milletin resmen uyutulduğunu örneklerle anlattı.
beşir yılmaz'a son sözüm
'bana anlattıklarınızı genelkurmay''a anlatınız mı?' oldu.
aldığım cevap da aynen şöyle..
' vedat bey, her şeyi belgeleriyle birlikte bir kaç kez askeri büyüklerimize anlattım ama bugüne kadar bir arpa boyu ilerleme kaydedemedik!'..
ne diyeyim, bu milleti korumaya yemin etmiş olanlar utansın!..
son sözüm:
'ab ve abd pkk''yı boşu boşuna özellikle bu bölgede güçlendirip milletin başına bela etmedi. bölgeye gelecek barış ortamı türkiye'yi ekonomik olarak uçuracak gelişmelere gebedir!..'
--spoiler--
Mardin Arpatepe'de sondaj yapan Aladdin Middle East adlı şirket, 'bedinan' denilen, 'yerin ihtiyar katmanı'nda petrole ulaştı. Yaklaşık 500 milyon varil rezerv bulgusu tespit ettiklerini söyleyen şirket Genel Müdürü Aytaç Eren "Daha sondaj çalışmaları yapmamız gerekiyor. Ancak, sadece bölgenin bir bölümünde dahi 500 milyon varillik potansiyel var" dedi. TPAO'nun da bedinan formasyonuyla çalışma yapabileceği bildirildi.
--spoiler-- http://www.takvim.com.tr/...guneydogu_petrol_kayniyor
Petrolün 8 yıllık faturası 44 milyar doları aştı
Türkiye'nin ham petrol ithalatı son 8 yılda yaklaşık yüzde 29 azalmasına rağmen, ham petrol fiyatlarındaki artış 8 yılda Hazineye yaklaşık 44,1 milyar dolar ek yük getirdi.
ANKARA - Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan ''Ekonomik Veriler'' raporundan yapılan derlemeye göre, 2002 yılında 23 milyon 707 bin 589 ton ham petrol ithalatı yapılırken, 2003 yılında 24 milyon 28 bin 667 ton, 2004 yılında 23 milyon 917 bin 19 ton, 2005 yılında 23 milyon 389 bin 647 ton, 2006 yılında 23 milyon 786 bin 875 ton, 2007 yılında 23 milyon 445 bin 764 ton, 2008 yılında 21 milyon 833 bin 471 ton ham petrol ithalatı yapıldı. ithalat 2009 yılında 14 milyon ton 219 bin 427 tona düştü, 2010 yılında ise 16 milyon 873 bin 392 ton ham petrol ithalatı yapıldı.
Ham petrole ödenen fatura ise 2002 yılında yaklaşık olarak 4,1 milyar dolar, 2003 yılında 4,8 milyar dolar, 2004 yılında 6,1 milyar dolar, 2005 yılında 8,6 milyar dolar, 2006 yılında 10,7 milyar dolar, 2007 yılında 11,8 milyar dolar, 2008 yılında 15,6 milyar dolar, 2009 yılında 6,4 milyar dolar, 2010 yılında da 9,6 milyar dolar oldu. Yani son 8 yılda ham petrol ithalatı için ödediği toplam maliyet 77,8 milyar dolar oldu.
2002 yılına göre 2010 yılında yapılan ham petrol ithalatı yaklaşık yüzde 29 oranında azalmasına rağmen, 8 yılda yaklaşık yüzde 231 oranında artan petrol fiyatları Hazine'ye önemli bir maliyet getirdi
VARiL FiYATINDA YÜZDE 231'LiK ARTIŞ
Uluslararası piyasalarda 2002 yılında varili ortalama 23,4 dolardan satılan ham petrol, 2003 yılında 26,9 dolar, 2004 yılında 34,5 dolar, 2005 yılında 50,1 dolar, 2006 yılında 61 dolar, 2007 yılında 68,1 dolar, 2008 yılında 97,1 dolar, 2009 yılında 61,1 dolar, 2010 yılında da 77,5 dolara yükseldi.
Ham petrolün ton fiyatı ise 2002 yılında ortalama 172,4 dolar, 2003 yılında 198,8 dolar, 2004 yılında 254,7 dolar, 2005 yılında 369,8 dolar, 2006 yılında 450,1 dolar, 2007 yılında 502,6 dolar, 2008 yılında 716,3 dolar, 2009 yılında 451,2 dolar, 2010 yılında 571,7 dolar oldu.
2002 yılına göre ortalama petrol fiyatı 2010 yılında yüzde 231 artış gösterirken, bu artışın maliyeti Hazine'ye 2003 yılında 633 milyon 399 bin dolar, 2004 yılında 1 milyar 967 milyon 659 bin dolar, 2005 yılında 4 milyar 616 milyon 524 bin dolar, 2006 yılında 6 milyar 605 milyon 20 bin dolar, 2007 yılında 7 milyar 741 milyon 581 bin dolar, 2008 yılında 11 milyar 874 milyon 292 bin dolar, 2009 yılında 3 milyar 963 milyon 603 bin dolar, 2010 yılında da 6 milyar 737 milyon 565 bin dolar olmak üzere toplam 44 milyar 139 milyon 643 bin dolar ek yük getirdi.
Eğer 2002 yılındaki ortalama fiyat değişmeseydi Türkiye 2002 yılında 23,7 milyon ton karşılığında ödediği 4,1 milyar dolara karşılık, 2010 yılında 16,9 milyon tonluk ithalatına karşılık sadece 2,9 milyar dolar ödeme yapacaktı.
Bu arada Orta Vadeli Program'a göre Türkiye'nin 2011 yılında 17 milyon 976 bin 400 ton ham petrol ithalatına 10 milyar 600 milyon dolar ödeyeceği tahmin ediliyor.
--spoiler--
Hakkari`de TPAO-Avusturya ve ABD tarafından açılıp "Burada Petrol Yoktur" diyerek terk edilen kuyuda son derece kaliteli ve büyük miktarda petrol bulunduğunu, jandarmanın çabaları ortaya çıkardı.
Deprem sonrası Sapanca ve havalisinde devamlı yanan göletler televizyonlara haber konusu olmuştur
Adana-Yumurtalık deprem yarıklarından ve değişik yerlerde çıkan petrol, resimleriyle birlikte gazetelere haber kaynağı olmuştur.
Ayrıca birçok araştırmacı Tekirdağın Yeni Çiftlik Beldesinde açılan bir si kıyısında bizzat müşahede ettiler.
Adıyaman Bölgesinde birkaç yıl önce açılan sondaj kuyusundan çıkan yüksek basınçlı doğalgazı 6 ay süreyle kontrol altına almak mümkün olmamıştır.
Arco şirketinin 10 yıl önce kapadığı kuyuda TPAO tarafından Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinin en zengin yatağının bulunduğu, 30 Mart 1999 tarihli Cumhuriyet Gazetesinin haberidir.
29.07.2001 tarihinde Flaş televizyonunda Ferhan Şaylımanın yönettiği "Flaş Gündem" programına telefonla katılan Prof. Dr. Anıl Çeçen, petrolle ilgili şu bilgiyi vermiştir.; "Zamanın Cumhurbaşkanı Cevdet Sunaya Sovyetler Birliğinin o dönem Ankara Büyükelçisi, uzaydan yaptıkları araştırmalarda Türkiyenin zengin petrol yataklarını tespit ettikleri bilgisini ve buradaki petrolün çıkartılıp işletilmesini birlikte gerçekleştirebilecekleri teklifini iletmiştir."
Bir arkadaşımız Hakkari Bölgesi`ne sırf bu gayeyle bir gezi düzenlemiş ve 3000 m. Yükseklikteki Shell şirketinin 1991 yılında yaptığı araştırma sonucu bulduğu petrol kuyusunu resimlemiş ve bu petrolden örnek getirmiştir. Christmas Tree (Hıristiyan Ağacı )adı verilen vanaları takılmış olarak bırakılan ve "Burada Petrol Yok" söylencesi yayılarak terk edilmesi sağlanan kuyunun görünümünü bu konunun eksperleri şöyle tınlamışlardır. "HER AN FAALiYETE HAZIR PETROL KUYUSU!!!"
--spoiler--
1980 idaresinin Enerji Bakanı Serbülent Bingöl, 6326 sayılı kanunu bu konuda araştırma yapan ekibiyle birlikte değiştirmiş, petrol arayıcı şirketlerin hisselerini denizlerde yüzde 45, karada yüzde 35 olarak belirlemiştir. Bakan Serbülent Bingöl, ABDyi yöneten ve yönlendiren üç büyük petrol şirketi tarafından bu konuda görüşülmek üzere ABDye davet edilmiştir. Yapılan görüşmelerde bu üç şirketin yöneticileri de Türkiye`nin derinlerdeki zengin petrol yataklarının varlığını doğrulamış fakat bunların işletilmesine"Garantimiz yok, siz de iran, Irak örneğinde olduğu gibi petrolü millileştirirsiniz." Diyerek razı olmamışlardır.
--spoiler-- http://www.netpano.com/newsdetail.asp?NewsID=73