yanlış önermedir. türkiye ekonomisi ithal ikameci yani az gelişmiş ülkelerin uyguladığı ekonomidir halen. fakat emperyalistlerin türkiye üzerinde yeni bir uydu devlet yaratma projesi olduğundan dış ticarette türkiye'ye imtiyazlar tanımalarından dolayı ayakta kalabiliyor bu ekonomi. dolayısıyla bağımlı ve emperyalist yontması bir ekonomidir.
eskiden entel çalışkan masa başında oturup kitap okuyan iş yapmayan, üretmeyen ama içinde hep zeki çalışkan milletçi, devletçi, atatürkçü (sözde hep bunlar) icraatçi olmayan kısaca memur ve devlet kadrolaşmasından arınmış olmak.
ama yetmez tabi daha fazlası gerekiyor. teknoloji alanında gelişmemiz gerek. ayrıca insan gücünü çok daha fazla artırmamız gerek.
deprem vergisi
katma değer vergisi,
özel iletişim vergisi,
motorlu taşıt vergisi...
kısaca "sorma ver vergileri" ile güçlenen ekonominin yeri nedense halen hakettiği yerde olmadığı düşüncesindeyim. bir numaralı ekonominin bizde olması gerekirdi halbuki.
Türkiye'nin ekonomi alanında son yıllarda gösterdiği ilerleme yadsınamaz. Bu ilerlemenin temeline inildiğinde dünyanın teknolojik olarak gösterdiği gelişmeler görülür. Açıklamak gerekirse; Türkiye, kurulduğu günden beri gerek jeopolitik bağlamda gerek yer altı ve yer üstü kaynakları açısından gerekse tarihi ve turistik değerleriyle dünyanın önemli merkezlerinden biriydi lakin bunu pazarlamayı, başkalarına anlatmayı bilmiyordu. Milenyum çağının başlaması(2000'li yıllar)yla iletişim şaşırtıcı düzeyde gelişti.Artık tüm dünya Türkiye'nin sahip olduklarından haberdardı. Bu gelişme ise hem turizmi hem de yabancı yatırımları tetikledi. BRIC(Brezilia, Russia, India, China) diye anılan ülkelerle ciddi yatırımlara imza attık. Günümüze yaklaştıkça Türkiye artık enerji taşınması projelerinde koridor göreviyle kilit nokta olmaya başlayarak kitaplarda yazan Doğu-Batı arası köprü görevini somut anlamda ifa etmeye başladı. Başka önemli bir faktörse siyasi açıdan gösterilen iktidardır. Sevilir sevilmez, beğenilir beğenilmez bunu tartışmak niyetinde değilim ancak bir ülkede yaşanılan siyasi sürerlilik o ülkenin ekonomisini de olumlu etkiler. Turizmi geliştirmek adınaysa Avrupa'yla yarışacak kalitede oteller yapıldı. Son günlerde ise savunma sanayimize ciddi yatırımlar yapılarak ciddi meblağlar yerli sermayeye döndürüldü.Zira savaşta kullanılan uçaklar, tanklar, füzeler Türkiye için çok yüksek fiyatlara ithal edilmekteydi.
Başta da söylediğim gibi gösterdiğimiz gelişme, yaşanılan değişim göz dolduruyor.
Gel gelelim 2012 yılı hesaplarına göre cari açık geçmiş senelere göre azalmış olsa da yine de büyük. Tasarruf oranımızın %12'ye gerilemesi kendi adımıza üzücü.Hele ki tasarruf oranı %53 olan ülkelerin varlığından haberdar isek büyük ülke olma yolunda atmak zorunda olduğumuz çok adım olduğunu söyleyebilirim.
başarısını halka dayandırdığı vergilerden alıyor sanırım. hiç bir fabrika olmadan ve %70 dışa bağımlı olarak yaşamamıza rağmen yıllık geliri 280 milyar dolar olan bir ülkenin ekonomisinin nasıl olduğunu bilmek için alim olmaya gerek yok. dünyanın bütün ilklerini halkına geçir sonra de ki ' türkiye hem iç hem dış ekonomide olumlu sonuçloar alıyor' yalanını siksinler.
mesaj kutuma yazan bu konuda akp propagandası yapan yalaka yazarlara sesleniyorum. bakın rahatsız etmeyin, siktirin mesaj kutumdan. fikirlerinize ihtiyacım yok. yurtdışından gelen yabancı kaynaklı bol sıcak kredi, bankaların pompaladığı iç krediler, batan binlerce küçük esnaf ,kredi kartlarına yüklenen insanlar ve onun getirdiği ileriye dönük borçlu sayısını ekonomi profesörleri her fırsatta anlatıyor. yalancı bahar bunlar. işsizlik oranına da inanırsınız şimdi siz %8-10 di mi nah!. özellikle turizmin yavaşladığı kış döneminde en % 18. ulan bir de süper güç olsanız neler yapıcaksınız merak ediyorum. ayranın yok içmeye,... gidersin sıçmaya diyelim. kandilliyi de sattınız arap taşşaklarına. ona da ohh ne güzel turizm getirisi dersiniz. beyninizi sikim.
en başta kemal derviş in önderliğinde oluşturulan sıkı tedbirler ve oluşturulan sağlıklı finans sistemidir. bu sistem 2009 krizinde bu yana ekonomimizi bir kabuk misali koruyor. bununun yanında,
ürün çeşitliliğini ve pazar sayısını artırmasıdır.
inşaat sektörüne gözü kapalı destek vermesidir.
alın verin ekonomiye can verin diyerek osmanlı türü politika yapmasıdır uzun vadede götümüz sikilecek söyleyeyim. bu neoliberal politikalarla iş yürümez. alın verin ekonomiye can verin diyorsunda bizim o alıp verdiklerimiz milli üretimin ürünlerimi yoksa ithalatmı? cevap beklendiği gibi ithalattır. ithalattan gelen vergilerle ekonomi ayakta bir süre durur ama sonra yerli üretimci hazırı varken kendi üretmek geliştirmek yoluna girmez osmanlı gibi dünyayı 200-300 sene geriden takip edersin.
vergi yuku ve zamlarin asla ama asla pas gecilmemesi gereken nedenlerdir. alkol, araba, sigara ve petrolden alinam vergiler ile enerjideki zamlar mesela.
onum disinda teknolojiye yatirim 0. universitelere yatirim beton bina yapmak disinda 0, egitime yatirim surekli sistem degistirmek ve pc ithal ederek sansurlu internete eristirnek disinda 0, universiteleri harclarina zamlar "sahane", issizlere sigorta odettiren devlet "sahane".
boyle bende devlet yonetirim.
ihracatın artması denilmiş ama ihracat arttıkça ithalatın katlanarak artmasından, dolayısıyla ticaret açığının sürekli artmasından bahsedilmemiş nedense. http://www.bbc.co.uk/turk...120131_turkey_trade.shtml
şimdi bir de türkiye bütçesini disiplinli tuttu denilmiş. ali babacan, abdullah gül ve recep tayyip erdoğan yalancı. bu arkadaşımız ise haklıdır. yani babacan, gül ve erdoğan çok değil bir yıl önce mali disiplin, mali kural diye basbas bağırdı ama bu arkadaş bu insanları övebilmek adına onları da yalancı çıkarmış. ne diyelim, aç tavuk kendini buğday ambarında sanarmış.
enflasyon denilmiş, doğrudur. zaten bu hükümetin bu kadar çok oy almasının belki en önemli ekonomik sebebi de budur. ama bunun da yeterli olmadığını baştan söyleyelim. sen de hiç bir şeyi beğenmiyorsun ama ha, diyen arkadaşlar bir zahmet enflasyonun tanımına baksınlar vikipediden.
bahsedilmemiş olan ve abdyi vuran krizden nispeten daha sağlam şekilde çıkmamızı sağlayan şey ise bankalarımızın güçlü olmasıdır. bunu sağlayan kurum ise bddk dır. kimlerin talimatlarıyla, kim döneminde kurulduğunu daha önce belirtmiştim ama kendiniz bakıp kendiniz görün isterseniz. ama bir ipucu vereyim: akp hükümeti döneminde kurulmadı.
kısaca türkiye nin ekonomik başarısının en önemli sebebi
ekonomisinin başarılı olduğuna çok çabuk inanan insanları ülke sınırları içinde barındırmasıdır.
türkiye'nin ekonomik başarısının nedenlerinden çok, türkiye'nin bir ekonomik başarısının olup olmadığının tartışılması gerekir. ardından, ekonomik bir başarı olduğunu iddia eden biri varsa, ona şu soru yöneltilmeli... "cebinde kaç para var gardaş?"
4 kişilik bir ailenin açlık sınırının 1.016 lira olduğu türkiye'de halen daha yaklaşık 10 milyon kişi asgari ücretle çalışıyor. asgari ücret: 773 tl - açlık sınırı: 1.016
1.016-773 = 243 lara da senin zıgara paran olsun al gardaş.
türkiye'nin ekonomik başarısı olduğunu söyleyen bir insan, kurduğu her cümleyle bu vatana ve vatandaşlarına ihanet etmektedir. o kişi belli ki akp yanlısı bir sünepedir.