birisi dedi bir yerde, yunus emre inanilmaz derecede sadedir, bir o kadar da derin ama, diye, bana mozart'ı hatırlattı bu laf. süper baba'nin dedesi ihsan devrim vefat etti ya birkaç gün oluyor, yine küçük bir şeyler izledim de yukarıda alıntıladığım laf aklıma geldi. bu sadelik yukarıdaki laftaki gibi inanılmaz biçimde gerçekçi yapıyor süper baba'yı. (bu gerçek olmayı övmüyorum. ya da bunu söylemekteki niyetim sanatta ölçünün gerçeklik olduğunu "sananlar"ın içinde bulunduğu gibi bir sapkınlık yüzünden değil. geç sanat manat(sanat hayattan ayrı bir şeymiş gibi), hayatta çoğu şey tam gerçek olduğu anda sıkıcılaşıverir, insan sıkıntı duyar.) işte süper baba'yı ne zaman izlesem bir ürpertiyle karışık kendimi bu salt gerçekliğin içinde buluyorum.
izleyicisine anılar bırakmış müthiş diziydi. şevket altuğ'un baba rolündeki başarısı, mahalle yaşamının ve karakterlerinin gerçekçiliği, olayların gelişimi çok iyi anlatılıyordu.
babanın sevdaları, dertleri, çocukları için mücadelesi öyle gerçekçi bir dramatiklikteydi. çocukların da hepsinin dünyası ayrı ayrı aktarılıyordu. evin oğlu bilgisayarını satmıştı maddi açıdan sıkıştıklarında, hem de yıllarca isteyip, para biriktirip aldığı bilgisayarı. bir de aikido öğrenmişti bu çocuk. değişik bir diziydi, izleyenleri şanslı kılan bir diziydi...
ekmek teknesi vb. dizilerin tekrar bölümlerini yayınlayan kanalların haddi hesabı yokken bu güzide dizinin tekrarlarını tek bir kanalda bile göremememiz çok üzücü.
unutulması mümkün olmayan dizi, nasıl bir iz bırakmış ki süper baba dendiğin de hüzün basıyor insanı ve yeni türkü' nün ölümsüz şarkısı;
Bana bir masal anlat baba,
Anlatırken tut elimi uykuya dalıp gitsem bile bırakıp gitme sakın beni.
ülkemizde bizimkilerden sonra yayınlanan ikinci en kaliteli uzun soluklu dizi. Tabi dizinin bu kadar tutmasında oyuncuların samimi rol yapmalarının da rolü çok büyük.
hakkında yazamayacak kadar beni etkilemiş dizi... yaşattığı yoğun duyguların kelimelere dökülmesi ile sözlüğün web alanında tüm kotasının dolacağı dizi...
En sevdiğim yerli dizidir. Fiko, Fiko'nun çapkın dedesi, ipek,Deniz, Elif, Zeynep unutulmaz karakterlerindendir. Sanki bizden biri konuşur, ağlar, düşer , kalkar.... Arka fonda Çengelköy görüntüsü,Karadeniz şivesi,iyi kotarılan oyunculuklar ve çok iyi bir senaryoyla güzel müziklerin bileşkesidir.
Şaşıfelek ve Gülbeyaz ile birlikte bana en samimi gelen dizidir.Sıcacıktır.
DVD'cilerde mevcuttur.
türk televizyonlarında yapılmış en iyi dizidir, bir numaradır, üstüne yoktur. özellikle son bir kaç yılda yapılan dizilere bakılınca durum daha da iyi anlaşılmaktadır (karton oyunculuklar, hiç de bizden olmayan karakterler, hiç bizi yansıtmayan konular, kalas gibi adamlar, odun gibi kadınlar vs. vs.). karakterlerinde kendinizi bulduğunuz, konularında hatıralarınızın canlandığı, mekanlarında yaşadığınızı hissettiğiniz, korkularıyla ürktüğünüz, sevinçleriyle mutlu olduğunuz bir kurmaca yapım. yapılabiliyormuş böyle güzel şeyler hem de en kralından. peki noldu sonradan, neden bu kadar yüzeysel ve de mukavvadan olabildi bu diziler? eski evlerin yerini ne zaman boğazda yalılar aldı, kartal arabalar ne zaman jiplerle değişildi, en ufak bir sorunda yanında olan komşuların yerini ne vakit çıkarcı tipler aldı? yeni, neden eskinin devamı değil de çürümüş bir ucube?
son bir not da filmin adına ve şuna; (bkz: #4601593)
son bölümünde fiko ve nihat arasında geçen diyalogla
ağlatmış dizi..
fikret: gitme desem gitmeyecekti düşünsene...
nihat: ona ne dedin fiko? sen ne dedin elif'e?
fikret: yapamam dedim..
nihat: yapamam dedin?
fikret: gitme kal diyemedim. nasıl diyeyim? ben, benim işte. her şey böyle. yani... niye böyle nihat?.. niye böyle be?
...
nihat: ne durdun? yürü hadi, seni eve bırakayım.
fiko: niye ben böyleyim nihat? niye bu kadar korkağım?
nihat: saçmalama be oğlum, değilsin.
fikret: niye hiçbir şeye cesaretim yok? elif dedi ki bana, hep başkaları ne der diye soruyorsun, dedi. kendim ne isterim diye düşünmüyormuşum hiç... haklı.. düşünmeye bile korkuyorum... sence niye peki böyle nihat? niye? niye söyle? neden kapıp koyuveremiyorum kendimi, neden her şeyi oluruna bırakamıyorum?
nihat: fiko... çünkü sen.. sen var ya sen.. fiko.
fikret: ben buraya hapsoldum nihat. hapsoldum. evler, dükkanlar, ağaçlar, hep aynı şeyler, aynı yüzler, aynı sesler.. yedi yaşında geldim ben buraya nihat! ne hayallerle geldim! kırk yıl sonra halime bak! buranın bir parçası oldum, iskele gibi, durak gibi, sermet'in köşesi gibi-
nihat: fiko...
fikret: yaşıyor muyum, ölü müyüm, taş mıyım, ağaç mıyım, duvar mıyım ben neyim! hayatımın anlamı ne!
nihat: fiko, fiko senin bir ailen var. çocukların var, arkadaşların var fiko..
fikret: çocuklarım, babam, dedem, eski karım, arkadaşlarım, ya ben nihat? ben nerdeyim ya? yetti artık, burama geldi! dayanamıyorum be, nefes alamıyorum ya! ölünce arkamdan iyi adamdı diyecekler, kıyak delikanlıydı diyecekler, fedakardı, ailesine düşkündü, yardımseverdi, hep başkalarını düşünürdü, çengelköy'ün evliyasıydı!
nihat: yapma fiko.. allah aşkına yapma böyle be fiko!
fikret: hadi, hadi gömün beni! ne bekliyorsunuz, şimdiden gömün! yaşamıyorum zaten, yaşamıyorum! yaşasam "sen kendin için ne istiyorsun be adam" diye sorarım, soramıyorum! korkuyorum! sevdiğim insana, bekle ben de geliyorum, diyemiyorum ben be! ölmüşüm ben nihat, ölmüşüm ya! siz öldürdünüz beni, siz! siz!
fikret: beni bu semt öldürdü! allah kahretsin! istemiyorum, istemiyorum, ölmek istemiyorum! durduğum yerde çürümek istemiyorum!!
fikret: istemiyorum! istemiyorum! elif, benim son umudumdu, son çaremdi! bu hapishaneden çıkaracaktı! o benim kurtuluşumdu! gitme demek istedim, diyemedim! diyemedim! diyemedim!! diyemedim nihat, diyemedim!!!
nihat: fiko-
fikret: elif de gitti nihat.. ben gene kaldım.. bittim.. bittim ben nihat...
Hayatımda izlediğim en güzel en samimi ve ömür boyunca hatırlayacağım dizidir süper baba.
dizi'nin müzikleride çok güzeldir.
bir zamanlar, çengel köy olur masal, dostlarım, hoşçakal fiko, kaybettim şarkımı, ipek, ipek'in yolculuğu, Zeynep'in aşkı, madam eleni ve tabiki bana bir masal anlat baba süper baba dizisinin ruhu dinlendiren harika müzikleridir.
yıllar öncesinin süper yerli dizisi idi... maalesef şimdiki diziler gibi cıvkını çıkardıkça çıkarmadan bitirdiler. galiba ozamanın seyircisi daha bi kaliteli idi. her cuma akşamı televizyonun başına kitlenip kalmama, ağlamama, gülmeme, sebep, dizidir. Aşk vardır,sevgi vardır; komşuluk,akrabalık; arkadaşlık,dostluk; iyilik,kötülük; vardır. Yeni Türkü vardır, oya&bora vardır, saymakla bitmez kısaca yok yoktur...
dizide yeralan bir şarkıdan kısaca '' özgürlük uçsuz bucaksız bir ülke , sevgin ışık tutmazsa yolumu bulamam ki ; Mutluluk uzansam dokunacak kadar yakın , dostlarım olmazsa tadına varamam ki'' bukadarda bencillikten uzaklaşmamızı sağlayan dizi idi.