90 larda cocuk olmak demektir.. çocukluğunu hatırlatır insana.. mükemmel şarkısı hala kulaklarda çınlanır.. kimi zaman ıslıkla mırıldanırken bulur insan kendini.. (bkz: super baba/#137819)
Sımsıcak bir dizidir, unutulmazdır. Şevket ALtug, öz babadan farksızdır bu diziyi izleyen pek çoğunun gözünde **
Bilen bilir, zamanında sel basmıştı atv binasını. Bu sel baskınından super baba'nın belli bölümleri de nasibini almıştı. Geçenlerde Mesut Yar'ın Posta Gazetesi'ndeki köşesinde Şevket Altuğ ile yaptığı röportaja yer verildi. Röportajda bu konuya açıklık getirildi. Şevket Altuğ, ham görüntülerin elinde bulunduğunu, eğer yoğun istek gelir ise yeniden montaj studyosuna girebileceğinden bahsetmişti. inanılmaz sevindim. Tekrarları gösteriliyor ekranlarda ama sonu bir türlü gelmiyordu. Umarım buna derman olunur.
Ayrıca, böyle bir dizinin sabahın köründe yayınlanması, saygısızlığın dik alasıdır; ayıptır. Salak magazin kültürü ikonlarını papara niyetine yiyeceğime, tekrar tekrar bu bölümleri seyrederim daha iyi.
gelmiş geçmiş en baba dizilerden biri...ne kafaya sıkmalar, kafa kesmeler vardı ne de ağalar, paşalar...yani yazar mesaj veyior: gezegeninize yakışır diziler yapın.
cuma geceleri okuldan sonra eve gelip yemekten sonra ailecek deli gibi başlamasını beklediğimiz diziydi.içinde fiko,kan kardeş nihat, çocuklar alim,zeynep,mine,belalı abi şevket,yusuf dede gibi karakterler bulunan enfes bi diziydi, dizi bittikten 10 sene sonra kanal 1 gece 1 de tekrar gösterilmeye başlamıştı yinede izlemiştim.izlediğim tek türk dizisidir hala süper baba, çocukluğuma damga vurmuştur.
kanal 1 in yeniden verdikten sonra beklediği reytingi alamadığından mıdır yoksa elindeki kasetlerin artık oksitlenmesinden midir bilinmez biranda yayınlamaktan vazgeçtiği dizidir kendisi.
ilk bölümleri olmasa da işin içine elif girdikten sonraki bölümleri, ekrana başına çivileyecek cinstendi. fiko ile elif'in ufak bir balıkçı teknesinde geçen şu diyaloğu hala aklımdadır:
fiko: bedenim bedenini arzuluyor anlamıyor musun?
elif: ben seni arzulamıyor muyum zannediyorsun ha?
ilkokulda blok flütle illa ki müziği çalınan dizi. güzeldi ama. hem, sevilesi adamdır şevket altuğ. gölge oyunu'Nda on numaraydı. kaliteli adam vesselam.
türk dizi tarihinin en süper dizisi.
yayınlandığı dönemde bu diziyi hiç kaçırmadan, hayranlıkla izleyen çocuklar*; hayatlarının sonuna kadar anımsayacakları çocukluklarının bir kısmını oluşturdular bilmeden. birimiz zeynep, bir diğerimiz alim gibi olmak istedi.
şimdi ise her bölümünde kan dökülen, sevgisiz, samimiyetsiz dizilerin hayranı çocuklar. o dizilerin sözde kahramanlarına özenip, onlar gibi olmak istiyorlar. çok yazık...
dizide kısa bir zaman avukat olarak yer alan toprak sergen'in sevinç erbulak'a;
- sen bana bakma, ben senin baktığın yerde olurum.
cümlesini unutmam mümkün değil.
dizi o kadar hayatın içindendi ki, eve girerken ayakkabılarını bile çıkartırlardı.
Şimdi köy dizilerinde bile evlere, rugan ayakkabıyla girildiğini görüyoruz!
zamanı, cagı falan olmayan eserlerden biri süper baba; hangi yasta, kacıncıya izlendigi, görüldügü farketmeden alıp cekiyor kendine. sürekli bir orada olma istegi, görüleni baskalarının da görmesini arzulama, anılardan zaten bahsetmiyorum, sanki kendim yazmıs, oynamıs,cekmişim gibi sahiplendigim ilk dizi, belki de ilk şey...
herkes istedigini düşünür istedigi hakkında, orhan pamuk da dalga geciyor; sevdikleri kitapları kendileri yazmıs gibi sahiplenenlerle falan ama lafı gecti bir kere, oradan biri izlemedigini de ekleyerek, "bizim türk dizilerinde hep olan, o her ne olursa olsun, herseye ragmen mutlu olabiliyorum, tarzından hoslanmıyorum!" gibi bir seyler dedi, bir yakınıma küfredilmiş kadar içerledim.
son bölümde, youtube'a ben bittim nihat diye eklenmiş sahne, ki yüzlercesinden biri sadece, durumun ne oldugunu acıklar. süper baba'yı acıklar.
sigaram da kalmamıs. gitme be fiko diyelim o halde biz de...
gariptir, fiko'nun kadınları ideal begenim olarak yerleşmiş bilincime. elbet hepsi zaten güzeldir, herkes begenir ama, üçünden birini ben de herhangi bir yerde görsem asık olurmusum, etkilenirmişim gibi geliyor.
ipek, amerika'dan attıgı mektubunda herseyin genel anlamda iyi gittigini ama mutlu olup olmadıgını bilmedigini yazıyor. ethem dede'nin basında yıkılmıs bir halde mektubu okuyan fikret, ipek'in de onun gibi mutsuz olmasından aslında biraz da mutlu oluyor. ethem dede 'yle de paylasıyor bunu.
gidip mutsuz edenler de mutsuzlarsa eger şimdi 'yeni yerleri'nde içten içe bir mutluluk, rahatlama duyuyor insan...
dizinin başlangıç ve bitiş müziği yeni türkü ile oya-bora'nın oya'sının eşsiz yorumu; bazı baba sahipleri için babalarıyla olan ilişkilerini sorgulamalarına ve iç yaralarının kanamasına vesile olmaktadır.