altı yaşındaydım. 1. sınıftaydık, beslenme dersinde süt dağıtan ve 5. sınıfta okuyan bir kız vardı. ona aşık oldum .kız erken gelişmiş galiba benim kadar memeleri vardı. dersler bitince eve gittim. akşam oldu babam bana dedi ki " dalıp gidiyorsun oğlum, aşık mı oldun " bir utandım ki.demek ki aşk belli oluyor dışarıdan dedim. bu aşkım 3-4 gün sürdü.
ilk aşkım lisede oldu. Platoniktim ama nasıl seviyorum. Okulda pencereden kolunu görüp "ne güzel kolu var" falan dediğimi bilirim, bütün okul biliyor içimde de tutamıyorum sevgimi. Açıldım ben seni seviyorum diye ama tabi o başkasını seviyordu. istemedi.
Yıllar sürdü, onu unutamadığım için bitirdiğim ilişkilerim oldu.
Ama bitti be sonunda. Takipleşiyoruz arada konuşuyoruz ama benim içimde tık yok. Köprünün altından neler aktı neler.
Artık sadece güzel bir anı benim için kendisi.
O istanbul'da, dönem dönem hisseleriyle gündeme gelen bankada, abimin şube arkadaşı olarak çalışıyordu, ben ise Ankara'da üniversite sınavlarına hazırlanıyordum. istanbul'da abimde kalırken, bir kaç sefer iş arkadaşlarıyla buluşmasına beni de götürmesiyle tanışılmış, ama hal-hatırdan öteye gidilmemişti. Abimin baya samimi arkadaşı olduğunu, o dönem oldukça kötü giden aşk hayatını, sevincini, hüznünü paylaştığı biri olarak, bir nevi dert ortağı olduğunu öğrenmiştim. Bir gün, ben gene istanbul'dayken (O dönem abime yaren olmak için sık sık gidip geliyordum) abimle beraber dışarıda olduğumuz bir zaman, telefonunun şarjının bitmesi üzerine atacağı mesajı bana yazdırıp, benden atmamı istemesi neticesi "oo naber ufaklık, tamamdır selam söyle abine * " mesajıyla başlayan muhabbetin, üniversite tercihlerimi tamamen ona yakın olmak üzerine yapıp, sonucunda dolu dizgin bir 3 yıl geçirmemize sebep olacağını ikimiz de tahmin bile edemezdik. Benden 4 yaş büyüktü, ama aşık olmuş ve çok fena tavlamıştım.(swh)
Neticesinde, önce o benden, 6 ay sonrasında dayanamayıp tekrar bana dönmesi, ama bu sefer benim artık aynı ben olmamam sebebiyle benim ondan ayrılmamla kesin olarak noktaladık.
Zamanla o bir avukatla evlendi, çoluk çocuğa karıştı, ki öyle olmasını, mutlu olmasını can-ı gönülden istediğim, hayatımda özel yeri olan bir kişiydi;
Ben ise, onun için yazdığım okulu yarıda bırakıp yeniden üniversite sınavını kazanıp, bu sefer Ankara'da okumaya başladım.
Ondan sonra pek çok kişi girdi hayatıma, ki şuan beraber olduğum kişiyi deli gibi seviyorum iyi ki var, ama ona olan aşkım bambaşkaydı..
Suan evli ve bir cocuk babası olan kisidir. Beni cok aglatti ama mutlu olsun felan demicem. Beter olsun duygusuz kopek. Insanin ilk askini bir tebessumle hatirlayamamasi ayrica yikik bir durum.
Bir alamancıydı. 11 yaşındaydım o 9 yaşındaydı. Bir sonraki gördüğümde ikimiz de 30 lu yaşlardaydık ve onu ilk kez öptüm. Bir daha da görmedim. Yazlığa her uğradığımda illa evlerinin önünden geçerim. Alışkanlık.
Bir tane üniversiteli abla var birde anaokulundan sevgilim ama hangisini anlatayım bilmiyorum. Neyse üniveristeli abla olandan başlıyorum. Sene 1999 o zamanlar 6 yaşındayım. Bodrum turgutreiste bizim sülaleye ait site içerisinde devremülk var hani şu sene de 15 gün tatil yapma hakkı olanlardan. Neyse annem teyzemler ben gittik tatile turgutreis e. Orada da benden bir yaş küçük kamil bir çocuk vardı onunla dışarıda oyun falan oynuyoruz böyle siteye de iki tane abla geldi 19 20 yaslarinda gittim yanlarına bakıyorum falan geldi yanıma öptü beni sarıldı birşeyler konuştuk hatırlamıyorum ama sevimli buldu tabi ufakken tatlıydım neyse işte dedi bana bundan sonra sen benim sevgilimsin tamam mi. Bende tamam dedim yanağından öptüm. Sonra diğer abla da diğer kamil çocuğu sevdi falan o kadar. Kızı kaptım o yaşta. Her gün evine gidiyordum kızın puskevit dondurma falan alıyordu bana besliyordu bakiyordu erkegine.*annemde demiyor bu çocuk nerelerde ne yapıyor hiç kendi halimde yaşıyorum. Ondan sonra parkta oynuyorum kız çocuk vardı birde orda manit geldi başka kızlara baktığını görürsem gözünü oyarım dedi hiç unutmuyorum. Çocuk aklı işte korktum amk uzun bir süre kızlara bakmadım baktığımı anlarda gözümü oyar diye. Hssktr kafaya bak. Çocukluk travma aslında ama ucuz atlatmışım sonra da süremiz bitince oradan ayrıldık döndük ıstanbula. Simdi çoktan çoluk çocuğa karışmıştır belki de yaşamıyordur allah yardımcısı olsun herhalükarda.
O günlerden kalan tek teselli fotoğrafı bu. Bir çarşı gezmesinde mağazanın birinde karşılaşmışız. Görünce dönüp kalmışım, e tabii hayırlı bir işe vesile olmak için alıp yanıma oturtmuş bizimkiler.
ilkokul zamanlarımda aynı sınıftaydık. kenar mahallede bir okulda.
O her zaman cam kenarında 3. sırada oturur, Ben ise ortada 3 sırada otururdum.
Böyle oturmayı severdik çünkü bakışmak daha kolaydı.
Gözleri Çakır, teni kavruk fakat kafası ters üçgen şeklindeydi.
Aydın'ın sesini çok az anımsarım daha çok gözlerini bilirim, boncuk boncuk bakardı.
Daha o yaşlarda Atatürk aşığıydı ailesi tam bir Cumhuriyetciydi.
Her zaman utangaç, saygılı, efendi... Şimdilerde nasıl bilmem ama.
Öğretmenimiz geometrik şekilleri anlattığında konu üçgene gelince sınıftaki çocuklar Aydın'ın kafasını işaret ederdi ve ben çok üzülürdüm, hepsine kızardım.
Aydın her zamanki gibi utanır, kafasını önüne eğerdi.
Her gün aynı sınıftaydık fakat her göz göze geldiğimizde çok heyecanlanırdım. Teneffüslerde, oyun oynadığımız da onunla hep aynı grupta olurduk.
O yaşta bile her çocuktan farklıydı düşünce, davranış, olgunluk bakımından.
Her sene yaz tatilinin bitmesini iple çekerdim.
Bir Yaz bitti, okul başladı ve ben sınıfta her zamanki sırama geldim.
ilk gün Sınıfa herkes geldi ama o gelmedi. Sordum kimsenin haberi yok Aydın'dan.
Ertesi günler yine hep aynı şekilde cam kenarına bakarak Aydın'ın orda olmasını bekledim.
Günler, aylar hatta seneler geçti ama ben bir daha asla aydın'ı göremedim.
şimdi ne zaman eski okulumun önünden geçsem gözüm hep o pencereye dalar sanki Aydın camdan bana bakıyormuş gibi.