kimden aldığınıza göre anlamlılığı değişebileceği gibi, nasıl ortaya konulduğuna göre de değişebilecek olan hediyelerdir.
Bugün hayatımda aldığım en anlamlı hediyeyi aldım.
Çok güzel resim yapan, hatta birkaç kere sergi açmış bir arkadaşım, bana özel bir yağlıboya resim yapıp doğum günü hediyesi olarak verdi.
altına iyi de bana ne diyebilirsiniz ama, ne bilim lan, ben bile duygulandım. Kendinden bir şey katmış, sıfırdan üretmiş. Nereye asacağımı bilemedim. tavana mı assam, her gece uyumadan önce görürdüm böylece.
karar veremedim şimdi bak.
aşık olduğum kızın ilk gülüşü mü desem?
bir türlü sevemediğim bana aşık kızın ilk doğum günü partimi organize edişi mi desem?
evlendiğim kadının kucağında mini minnacık bir bebekle yüzüme gülümsemesi mi desem?
vesselam daha nice nice en var kalbimde anlamını yitirmemiş.
hiçbirini diğerine değişemiyor insan.
şöyle diyelim bence;
şu an nefes alan insan onlarca benlik barındırıyor içinde.
adeta bir bölünme yaşıyor her kopup gidişinde ve kendinden bir taneyi orada bırakıveriyor. bırakıyor ama orada da kalıyor bir şekilde.
her benin ayrı bir en anlamlı hediyesi var zihnimde.
birini diğerine değişmem gerekmiyor anlayacağınız.
kalbiniz genişse hepsine yer vardır, hem de enlerin arasında.
bayramdan bir gün önce yani arife günü ehliyetinin alınması. ne tatil planlarım vardı oysa ki. teşekkürler emniyet güçleri. en güzel bayram hediyesi oldu. *
bu yaz gittiğim 2 haftalık yurtdışı çalışma kampında, romain clerc adlı fransız arkadaşımdan aldığım hippi gömleğidir. ayrılmadan önceki gün bana hediye etmiş ve beni son 2 gün ağlatmıştır. özel olma sebebi ise arkadaşın biraz hayat hikayesiyle alakalı.
şöyle ki; romain* filozof diyebileceğimiz cinsten bir arkadaş. 22 yaşında, antropoloji bölümünden mezun olmuş ve bir kitap yazmakla meşgul. hiç bir mal varlığı, bir evi hiçbir şeyi yok sadece yarısı kitaplarla dolu olan bir dağcı çantası ve uyku tulumu var. kamptan kampa dolaşıyor kalacak yer ve yemek için, nisbeten zengin ailesinden kaçmış, mide bulandırıcı tekdüze yaşam yerine doğayla içiçe olmayı seviyor. zaten hatırlayamadığım garip bir isim söyledi ama kabaca doğaymış tanrısı filan.
velhasılkelam; bu arkadaşın hayatını değiştirip ailesini terketmeye karar verdiği gün aldığı gömlekmiş bu hippi gömleği. bence çok özel bir hediyeydi. çok da hoşuma gitti. ben de ona başka zaman olsa zikseler vermeyeceğim formamı verdim. iyi özel bir hatıra oldu.
anarşist (her anlamda) olan şahsıma, sosyalist ayrıca atatürk ilke ve inkılaplarına gönülden bağlı bir arkadaşımdan üzerinde che guevara'nın meşhur şapkasının meşhur yıldızı bulunan deri bilekliktir. sonsuz anlamlıydı.
dün öğleden sonra danışamaya bırakılan rengarenk ve devasal çiçeğin üzerinde "seni seviyorum benimle evlenir misin yazması." aldığım en güzel hediyedir.
lakin ben yüzsüzlük edip istemiştim gelmeden önce. her fotoğrafında o vardı bileğinde. görünen o ki her anında yanındaydı; ve artık benım olmalıydı. *
yan yana otururken cebinden cıkarıp kendisi bağlamıştı bileğime. her düğümde ipleri değil beni kendine bağlıyordu sanki... garip bir duygu barınıyordu içimde parmak uçları değdikçe bileğime...
beni bu şehirde yapayanlız bırakıp kendi şehrine gittiğinden beri * bileğimde... ve şimdi benim her anımda benim yanımda. * hayat işte.