sözlük yazarlarını derinden sarsan şiirler

entry189 galeri0 video4
    164.
  1. Kulak verin sözlerime iyice,
    Herkes öldürebilir sevdiğini
    Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
    Kimi dalkavukça sözlerle,
    Korkaklar öpücük ile öldürür,
    Yürekliler kılıç darbeleriyle!

    Kimi gençken öldürür sevdiğini
    Kimileri yaşlı iken öldürür;
    Şehvetli ellerle öldürür kimi
    Kimi altından ellerle öldürür;
    Merhametli kişi bıçak kullanır
    Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur.

    Kimi aşk kısadır, kimi uzundur,
    Kimi satar kimi de satın alır;
    Kimi gözyaşı döker öldürürken,
    Kimi kılı kıpırdamadan öldürür;
    Herkes öldürebilir sevdiğini
    Ama herkes öldürdü diye ölmez!!!

    (bkz: Oscar Wilde)
    2 ...
  2. 163.
  3. fotograf cektirmek icin yan yana gelmis iki nesne degiliz biz
    guvercin curnatasinda yan yana akan iki guverciniz
    mesafeler birlestirdi bizi bir de sozler
    razi olma hicbir sessizlige
    biliyorsun seni seviyorum
    pencereden bakmayi
    ogretecegim sana
    sesin
    balkona asili camasircasina
    havalansin, havalansin dursun
    sokakta degil balkonda,
    disari ciktigin zaman
    romanini yastiginin altina sakla
    siirini mutfaga koy
    bos bir deterjan kutusu vardir nasil olsa,
    oykunu yanina alabilirsin elbet
    muzigini de, resmini de

    nicin guvenemiyorsun bana?

    (bkz: sesin senin) - cemal süreya
    1 ...
  4. 162.
  5. necip fazıl kısakürek- beklenen, geçti istemem gelmeni yokluğunda buldum seni. bırak vehmimde gölgeni gelme artık neye yarar.
    1 ...
  6. 161.
  7. Sevgileri yarınlara bıraktınız
    Çekingen, tutuk, saygılı.
    Bütün yakınlarınız
    Sizi yanlış tanıdı.

    Bitmeyen işler yüzünden
    (Siz böyle olsun istemezdiniz)
    Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
    Kalbinizi dolduran duygular
    Kalbinizde kaldı.

    Siz geniş zamanlar umuyordunuz
    Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
    Yılların telâşlarda bu kadar çabuk
    Geçeceği aklınıza gelmezdi.

    Gizli bahçenizde
    Açan çiçekler vardı,
    Gecelerde ve yalnız.
    Vermeye az buldunuz
    Yahut vaktiniz olmadı.
    *
    1 ...
  8. 160.
  9. 159.
  10. ahmet telli: çocuksun sen

    ÇOCUKSUN SEN
    Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen
    Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu
    Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen
    Kum taneleri var ya onlardan birindeyim
    Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor
    Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte

    Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum

    Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun
    Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı
    Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
    Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum
    Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup
    Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için

    Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
    Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa
    Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun
    Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların
    Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar
    Bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa

    Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan

    Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
    Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse
    Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
    Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık
    Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık
    Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada

    Kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak
    Yumuyorum gözlerimi gözkapaklarımın içindesin
    Sonsuz bir uykuya dalıyorum sonra ve sen
    Hiç büyümüyorsun artık iyi ki büyümüyorsun
    Adınla başlıyorum her şiire ve her mısrada
    Esirgeyensin bağışlayansın, biad ediyorum.

    Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil
    0 ...
  11. 158.
  12. Sezai Karakoç - Mona Rosa

    Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
    Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
    Kanadı kırık kuş merhamet ister.
    Ah senin yüzünden kana batacak.
    Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

    Ulur aya karşı kirli çakallar,
    Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa.
    Mona Rosa bugün bende bir hal var.
    Yağmur iri iri düşer toprağa,
    Ulur aya karşı kirli çakallar.

    Açma pencereni perdeleri çek,
    Mona Rosa seni görmemeliyim.
    Bir bakışın ölmem için yetecek.
    Anla Mona Rosa ben bir deliyim.
    Açma pencereni perdeleri çek.

    Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi,
    Bende çıkar güneş aydınlığına.
    Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi.
    Seni hatırlatır her zaman bana.
    Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi.

    Zambaklar en ıssız yerlerde açar
    Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
    Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
    Işıksız ruhumu sallar da durur.
    Zambaklar en ıssız yerlerde açar.

    Ellerin, ellerin ve parmakların
    Bir nar çiçeğini eziyor gibi.
    Ellerinden belli olur bir kadın,
    Denizin dibinde geziyor gibi.
    Ellerin, ellerin ve parmakların.

    Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.
    Saat onikidir söndü lambalar
    Uyu da turnalar girsin rüyana,
    Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar.
    Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.

    Akşamları gelir incir kuşları,
    Konarlar bahçemin incirlerine.
    Kiminin rengi ak kiminin sarı.
    Ah beni vursalar bir kuş yerine.
    Akşamları gelir incir kuşları.

    Ki ben Mona Rosa bulurum seni
    incir kuşlarının bakışlarında.
    Hayatla doldurur bu boş yelkeni.
    O masum bakışların su kenarında.
    Ki ben Mona Rosa bulurum seni.

    Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.
    Henüz dinlemedin benden türküler.
    Benim aşkım uymaz öyle her saza.
    En güzel şarkıyı bir kurşun söyler.
    Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.

    Artık inan bana muhacir kızı,
    Dinle ve kabul et itirafımı.
    Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı
    Alev alev sardı her tarafımı.
    Artık inan bana muhacir kızı.

    Yağmurdan sonra büyürmüş başak,
    Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
    Bir gün gözlerimin ta içine bak
    Anlarsın ölüler niçin yaşarmış.
    Yağmurdan sonra büyürmüş başak.

    Altın bilezikler o kokulu ten
    Cevap versin bu kuş tüyüne.
    Bir tüy ki can verir gülümsesen,
    Bir tüy ki kapalı geceye güne.
    Altın bilezikler o kokulu ten.

    Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
    Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
    Kanadı kırık kuş merhamet ister,
    Ah senin yüzünden kana batacak.
    Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
    4 ...
  13. 157.
  14. çaresizlik

    çaresizliğin en amansız olduğu yerdeyim şimdi
    ilk defa sevmenin tarif edilmez korkuları içindeyim
    uykusuz gecelerin yorgun sabahlarında seni düşünüyor
    ve korkularla yine sana doğru koşuyorum
    hep aynı soru düşüncemde “ya severse”
    o zaman neler olabileceğini düşünmek korkutuyor beni
    ilk defa yenileceğimi anlıyorum
    karşımda kendinden emin gözlerin, dudakların, ellerin bunu söylüyor bana
    seni tanımadan geçen bütün yıllara lanet ediyorum
    önceleri hiç bilmediğim adını, şimdi binlerce defa tekrarlıyor dudaklarım
    gün oluyor bir tabloyu seyredercesine mutlu heyecanlarla doluyorum karşında
    gün oluyor eski bir yunan heykelin ölümsüz güzelliğiyle büyülüyorsun beni
    gözlerin gözlerime takılınca güçsüzlüğüm aklıma geliyor
    beni sevmediğin sevmeyeceğin
    o zamanlar öylesine yıkılıyorum ki bilemezsin
    insan nasıl gökyüzüne baktığı zaman
    bu sonsuz evren içinde küçük ve çaresiz bir yaratık olduğunu anlarsa
    güzelliğinde bana aynı şeyleri düşündürüyor
    gün oluyor mavilerde, gün oluyor kırmızılarda, gün oluyor karalarda yaşıyorum seninle
    dudaklarında çıkan her kelime suya bir taş atmışçasına büyüyor içimde
    nereye gitsen kulaklarımda o yarı karanlık çocuksu sesin
    sonra kendine has kokun, kokuların en çıldırtıcısı, en tahrik edicisi
    ve gözlerin…
    esmer bir akşamüstünün serin hüznünü getiren gözlerin
    görebildiğim, duyabildiğim her şey bana seni sevmeyi söylüyor
    uzaklaştıkça yaklaşıyor uzak
    işin en kötüsü yaklaştıkça da uzaklaşmaktan korkuyorum
    belki hiçbir zaman sana seni sevdiğimi söyleyemeyeceğim
    ne sana nede senden başkasına…
    düşün ki çoğu zaman kendime bile söyleyemiyorum
    sanki söylediğim anda her şey bitecek ve bu emsalsiz büyü bozuluver ilecekmiş gibi geliyor
    bir insanın kendini aldatması ne güçtür bilirsin
    bu sevmek korkusunun aslında çok sevmek olduğunu biliyor fakat anlatamıyorum
    galiba asıl korku sevmek değil onun arkasına gizlediğimiz sevilmemek korkusu
    küçük aldanmalarla kendimizi avutmaya çalışıyor
    düştüğümüz bir çıkmazda bir teselli arıyoruz kendimize
    belki de aynı korkular içindeyiz seninle, bir birimizden haberimiz yok
    sevmek…
    seni alabildiğine sevmek…
    hiçbir şeyi umursamadan, bütün karanlıkları hiçe sayarak sevmek
    tutmak ellerinden, o derinlere inmek, gitmek oralara, o yerlere
    orda hep sen olmalı, seni yaşamak ve olduğun yerde bile
    seninle sensiz olamamak…
    sonrada sensiz edemediğimi, edemeyeceğimi söyleyememek sana
    susmak…
    susmak…
    korkudan ölünceye kadar…

    ümit yaşar oğuzcan
    0 ...
  15. 156.
  16. 155.
  17. beklemek

    gozler onunde iste
    gittikce ariniyorum kendimden
    her giden guzellesir
    gidiyorum guzellesmek icin
    unutulsun diye cirkinliklerim
    gelecek birisi guzeldir
    gelince guzel degil
    hele gelmisse cirkin

    "yasam olum gelecek diye guzel"

    ey guzeller guzeli bekledigim
    kac saatim, kaç dakikam ya da saniyem
    artık ne gelmek ne de gitmek
    yasamin en zor yani beklemek
    hicbirimiz beklemedik dogmayi,

    "dogdugumuzdan beri bekledigimiz
    olmek"
    *
    0 ...
  18. 154.
  19. Güler, gülümser bir şakacı,
    Güldürür, düşündürür,
    Arada bir durur, gözleri dalar,
    Neler söyler, neler susar..
    Yoksa, çok acı bir şakayı
    Şakadan da olsa,
    Çok yalın bir karanlığa mı saklar..
    Oynadığı oyunsa,
    Yaşamda oynadığı,
    Oyununu mu yaşar..
    Oyunda yaşadığı,
    Yaşamını mı oynar..
    Yaşarcasına, oynarcasına.
    Öyküler anlatır olmuşcasına,
    Sonunu mutlu bağlar,
    Gider evinde ağlar.

    Özdemir Asaf
    0 ...
  20. 153.
  21. GiDERKEN
    Bilerek mi yanına
    almadın giderken
    başının yastıkta
    bıraktığı
    çukuru

    Güveniyordum
    oysa ben sevgimize
    vapur iskelesi
    ya da tren istasyonundaki
    saatin doğruluğu kadar

    Beni senin gibi
    bir de annem terketmişti
    ki göbeğimde durur
    onun yokluğundan
    bana kalan
    çukur.

    Sunay AKIN
    0 ...
  22. 152.
  23. Aşk benim mabedimdi - Ümit Işıkdağ.
    0 ...
  24. 151.
  25. palyaço

    i.

    kaç kişiyi öldürdüm düşlerimde
    kaç kilo çekerdi yalnızlık
    kaç kere ezildim altında
    yaz yağmurlarının

    belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları
    her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk
    hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize

    kim sevmezdi çiçekleri filan
    "ben sevmezdim" dedim, "yalan" dedi

    bunu palyaço söyledi,
    palyaço söyledi ben yazdım
    yazdım, yazmasam ağlayacaktım

    herkes ağlarmış biraz, ben de ağladım
    sırf bu yüzden mi ağladım
    alçaklık gibi bir şey oldu bu biraz

    biraz birazdım her şeyden
    dün biraz sinirlenmiştim mesela
    yarın bir kadını seveceğim biraz
    biraz biraz kör oldum bügünlerde

    ama rakı kadehlerini boşaltmayın
    eksilmesin hiçbir şey
    hiçbir şeyden dahi olsa
    kalsın biraz

    ii.

    umursamıyorum yılgınlığımı filan
    çünkü sessizce yaşanmalı her şey
    bir devrim sesszce olmalı mesela
    ve her sözcüğüne inanmalı bir palyaçonun

    bir palyaço neden yalan söylesin ki
    ben palyaço olsaydım söylemezdim
    marangoz olsaydım da söylemezdim
    ben insan olsaydım yalan söylemezdim!

    hem nereden çıkardınız palyaçonun yalnızlığını
    kaç kilo çeker ki bir palyaço
    hem neden yüzüme vuruyorsunuz
    bir çirkin ördek yavrusu olduğumu

    gocunmam ki ben, ben gocunmam
    bir palyaço ne kara gocunmazsa
    o kadar, o kadar gocunmam işte

    rakı doldurun! eksilmesin

    iii.

    bitmedi, yazacağım daha
    yazmazsam ağlayacağım çünkü
    alçakça olacak biraz

    hem biz o zaman kimdik ki, nerelere giderdik
    her sokakta biraz daha eksilirdik
    bilirdim, geceleri puslu puslu olurdu bazen
    bazen birisi fısıldarmış gibi olurdu
    "duyamadım", derdim, "tekrar et!"
    sessizliğe bürünürdü o vakit her şey
    sokaklar daha bir puslu
    palyaçolar daha bir ağlamaklı olurdu
    ve ben daha bir alçak olurdum
    ağlardım biraz

    hem sen kimsin, çekiştirme diyorum
    hatta kuyruğuma basma diyorum
    acıyor, tırmalarım,-
    diyorum

    kahrol, kahrol!
    diyorum

    iv.

    geçen gün yüzüme rastladım bir ilan panosunda
    korktum birden, kusacak gibi oldum
    "olur öyle" dedi palyaço,
    "herkes alçaktır biraz"
    "otur ulan!" dedim, bağırdım ona
    ben bazen bağırırım biraz

    "rakı doldur!" dedim, "eksilmesin!"
    ben bazen eksilirim biraz
    aslında hepimiz eksilirmişiz biraz
    bunu sonradan öğrendim

    ben aslında her şeyi sonradan öğrendim
    herkes herkesi sonradan öğrenirmiş
    bunu da sonradan öğrendim

    örneğin;

    geçen gün bir kadınla seviştim
    biraz değil çok seviştim

    ya işte öyle palyaço
    diyorum ki,
    bunu da yeni öğrendim
    sevişmek de eksilmekmiş biraz

    v.

    kim sevmezdi ki kuş ötüşlerini filan
    "ben sevmezdim" dedim, "yalan"
    dedi
    bunu palyaço söyledi
    palyaço söyledi, ben yazdım
    yazmasam, alçak olacaktım
    hem ben roman da yazdım biraz

    bazen diyorum ki, palyaço,
    sen olmasan ben ne yaparım
    alçakça eksilirim belki biraz
    her yağmur yağışında yerindi dibine girerim
    hiçbir kadının kasıklarını öpemem belki
    ya da unuturum sonradan öğrendiklerimi

    biraz biraz anlıyorum ki,
    yüzler eller, o terli vücutlar filan
    her şey plastikmiş biraz

    vi.

    haydi sirtaki yapalım palyaço
    rakı doldur, yine eksildik biraz

    turgut uyar

    0 ...
  26. 150.
  27. yazdılar mı bilmiyorum ama( hakikaten bakmadım ya, affedin) paylaşasım var tekrar ve tekrar ;

    adın üç kere geçti saçma sapan bir filmde
    yalnız olsam çok ağlardım ama annem bakıyordu
    otoban dolusu gürültüyü sıkıştırıp beynime
    anne dedim, hadi çay koy da içelim..

    ah muhsin ünlü
    2 ...
  28. 149.
  29. 148.
  30. 147.
  31. ben sana teşekkür ederim, beni sen öptün.
    ben uyurken benim alnımdan beni sen öptün.
    serinlik vurdun korulara, canlandı serçelerim.
    sen mavi bir tilkiydin, binmiştin mavi ata,
    ben belki dün ölmüştüm, belki de geçen hafta.

    sen bana çok güzeldin, senin ayakların da.

    (bkz: ülkü tamer)
    0 ...
  32. 146.
  33. 145.
  34. Gönül çalamazsan aşkın sazını
    Ne perdeye dokun ne teli incit
    Eğer çekemezsen gülün nazını
    Ne dikene dokun ne gülü incit

    Bülbülü dinle ki gelesin coşa
    Karganın namesi gider mi hoşa
    Meyvesiz ağacı sallama boşa
    Ne yaprağını dök ne dalı incit

    Bekle dost kapısın sadık dost isen
    Gönüller tamir et ehli dil isen
    Sevda Sahrasında Mecnun değilsen
    Ne Leyla'yı çağır ne çölü incit

    Rızaya razı ol hakka kailsen
    Ara bul mürşidi müşkülde isen
    Hakikat şehrine yolcu değilsen
    Ne yolcuyu eğle ne yolu incit

    Gel haktan ayrılma hakkı seversen
    Nefsini ıslah et er oğlu ersen
    Hüdai incinir inciden versen
    Ne kimseden incin ne eli incit..
    1 ...
  35. 144.
  36. böyle zamansız güneşli,
    umulmadık mavi günlerde
    bir bekleme salonu yalnızlığına
    bürünüyorum ..
    iliklerimdeki yitik aşkı
    sarhoş bir unutkanlığa ilikliyorum ...

    sanki şiirini bilmediğim
    bir Fransız akşamında
    kaldırım taşlarını sayıyorum kalbimin ..
    içimde ayak izlerin,
    aylak bir yaz geçiyor avuçlarımdan ...

    ve ben ne zaman,
    kiminle sevişsem,
    hala seni aldatıyorum! *
    1 ...
  37. 143.
  38. Mevlana dan 'Etme'. Necip Fazıl Kısakürek 'Zindandan Mehmet'e Mektup'.Mehmet Akif Ersoy'dan 'Âtiyi Karanlık Görerek Azmi Bırakmak
    0 ...
  39. 142.
  40. BEKLE

    Geleceğim bekle dedi
    Ben beklemedim o da gelmedi
    ölüm gibi birşeydi
    Ama kimse ölmedi.

    atilla ilhan
    1 ...
  41. 141.
  42. mevlana'dan 'etme' ve 'farkında mısın'.
    2 ...
  43. 140.
  44. tagore-hepimiz yıldızız,ne çıkar ateşböceği sansalar bizi?
    evet tam olarak budur işte.
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük