yalnızlık iğrenç birşey.
hergün
insanların oluşturduğu kalabalığı izlerken
gülen, konuşan, biyerler yetişen ,anıları olan, anlatacak şeyler, gidecek yerleri olan insanları görmek ve bunları paylaşamamak.
insan insana aktarmadığı zaman bunları, kendini yaşamış gibi hissetmiyor.
bir kilise çanı gibi bu... hem mutluluğa, hem üzüntüye, hem de kavuşulmaya adanmış dualar bırakarak ve sonra mum alevi ile karanlığa dokunurken , bir kadeh şarabın tadına bulamak seni. gözümde yaşlarla ve yaşlanırken, içimde terk edilmeyi bekleyen bir sürü günah varken, ben hala yüzünün sevabına günahlarımı çoğaltıyorum.
gel bir de bana sor yalnızlığı. öyle bir başıma duvarlara karakalem seni çizmek. üstüm başım şarap kokusu, odam da öyle. kadehim dolu hala ve içim dışım sen...
iş yerindeyken piercinglerimi, küpelerimi, bilekliklerimi, kolyelerimi takamadığım için çok sinirleniyorum. kendimi eksik hissediyorum. ayrıca koluma dövme yaptıramadığım, saçımı istediğim renge boyatamadığım için de çok sinirleniyorum. en azından normal insan giysileri giymek zorunda kaldığım için de sinirliyim arkadaş. ben işimi iyi yaptıktan sonra size ne benim saç rengimden, giydiklerimden.
dünya da her insan arasında 6 kişi varmış. yani 6 kişiyle bağlantı kurarak istediğimiz insana ulaşmamız mümkünmüş. bu hayatımın aşkı niye hala karşıma çıkmadı derken burda da bürokrasiye takıldık amk. halka, bağlantı falan istemiyorum efendi. seninle benim aramdaki o 6 kişi kimse hemen aramızdan çıksınlar. yoksa elimden bir kaza çıkacak. ama şuda var sende bir gayret göster be kirazçiçeğem bu hasretlik bitsin.
Birlikte zilyon vakit geçirdiğim insanı bir anda onu eleştirirken buluyorum kendimi. Tövbe Allahım, insanım nankörüm o çok ayrı bir şey de, can arkadaşım dostum dediğim insana 'yapma be kızım şunları' diyip içten içe trip atıyorum. Yeter ya hu. Bir de bu eğitim sistemimiz çok folloş ordan da bi sinirim var.