Bazen insan o kadar dolar ki sözleri böyle otomatik şarjör gibi de boşaltsa karşıdaki insanın üzerine maalesef bir kıymet i Harbiyesi yoktur. Onun için ne söylesem boş çenemi yormaktan başka bana bir faydası olmayacak der ve köşeye çekilir. Bir şey de demediğinde ise içi içine sığmaz. Böyle de bir rezil durum.
“Derdime vâkıf değil canan beni handan bilir/
Hakkı vardır şad olanlar herkesi şadan bilir/
Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil/
Çektiğim âlâmı bir ben birde Allah’ım bilir.”
" kimse anlamasa da susmak suça ortaklıktır" anlamı taşıyıp, içinde ince bi sitem barındırır. eğer bunu hayat mottosu yaptıysanız yalnızlaşabilirsiniz. ama olsun onurlu bi yalnızlık suça ortaklıktan iyidir.
çaresizliğin daniskası denilen durumda vicdan sahibi er ve hatun kişinin fuzulinin lafına atıfta bulunması, ne güzel söylemiş adam vesselam ama bu cümle söylenir ve akabinde bir susulur, gör bak ne derin manalar var bende de söylemiyorum der gibi.
Söylesem fayda etmez sussam gönül razı değil, şeklinde hatırda kalandır. Isminin bu coğrafyada yarattığı etkisinin aksine, bir hayli gereklidir. "öyle sermestem ki idrak etmezem dünya nedir, ben kimim saki olan kimdir mey û sabha nedir" dizeleri mükemmel hissettirir.
Fuzuli' nin gönlünden dökülen enfes sözlerden biri. hele biri var ki ustanın kaleminden dökülen en değerlilerden..
"cife- i dünya değil matlubumuz bir bölük ankalarız kaf- ı kanaat bekleriz"
iyi bilirim içinde anlatmak isteyip de anlatamadığın, anlatsan da karşındakinin anlamadığını düşündüğün kelimeler biriktirmenin verdiği çaresizliğin ağırlığı altında ezilmeyi. Kırılmış üzülmüş, haksızlık edilmişlere özgü, ne söylesen, ne yapsan fayda etmeyeceğini bildiğin bir iç sıkıntısı. Birini üzdüğünü fark edip telafi etme fırsatının kalmaması, bir taraftan da haklı olduğunu düşünmek, haklı olduğun tarafları anlatıp o birinin anlamasını istemek, ama bir türlü anlamadığını düşünmek.
iki taraf arasında bir yanlış varsa, bu yanlışın sorumlusu ne tamamen birinci taraftır ne de ikinci taraf. Birisi birine hata yapmışsa, o hatanın sebepleri vardır karşısındakini de ilgileniren. ilişki bu ya, tek parça. Bu ilişki bütününün içinde anlaşmazlıklar varsa demek ki iki tarafı da rahatsız eden sebepler var ortada. ilişkinin kopma noktasında hata yaptığını hisseden, ama yaptıklarının da mantıklı sebepleri olduğunu düşünen tarafı bir huzursuzluk sarıyor hep.
Anlamadığını düşündüğün taraf aslında her şeyin farkında. Ne demek istediğini de çok iyi biliyor belki. Dinlemek, anlamak, hak vermek istiyor ama artık çok geç olduğunun, durumun umarsızlığının da farkında.
Düzeltmeye isteği, gücü, inancı varsa insanın..., kim bilir? Yoksa, en iyi çare kendini ve herkesi affedip yola devam etmek.