dostoyevski'nin en iyi kitabıdır. kitabın ana fikri insanın kendi vicdanıyla başbaşa kalınca düştüğü durumu irdeliyor. mutlaka herkesin okuması gereken bir kitap.
üç kez okumaya başlayıp yarım bıraktığım kitap. okumayı seven biri olarak beğenmemiş olmamı anlamadığım 'başyapıt'. sonunu merak etmedim arkadaş akıcı değil çok ağır işliyor olaylar.
bu kitapta, içinde birçok çelişkiyi barındıran tek isim, kitabın ana kahramanı olan rodian romanovic raskolnikov'dur. evet, kitaptaki tek karakter rodian'dır. diğer isimler 19. yüzyıl rus insanının örneklerini oluşturur.
rus yazarlara oldum olası alışamadım. ya da çevirilerin hiçbirine mi demeliyim? bunu rusça öğrenmeden bilemeyeceğim. yine de gogol'u severim. evet gogol'un yeri ayrıdır. tabii o ayrı bi hikâye. bizim konumuz "suç ve ceza". sürekli adı anılan kitap ve kitabın karakteri dünyanın en bilinenlerinden, okumayanların da aklında yer edinebilmiş karakter: raskolnikov. ben bu kitabı okumadım. denedim, bir kere. okuduğum 2-3 sayfa, belki de 2-3 paragraf aklımda biraz imge bıraktı. muhtemelen çok fazla baskı hissettiğim için. bir daire, dairesine gizlice girmeye çalışan adamın ev sahibesini uyandırmamak için gösterdiği çaba. öyle bişe. belki de yanlış hatırlıyorumdur. her ne ise. ben bu kitabı okumadım. her gittiğim kitapçıda, bu kitabı elime alıp arka kapağında yazanları okudum. kitapçıları çok severim, bütün kitapları elime alıp hayranlıkla kurcalarım. çok güzeller. onu da geçtim, bir suçluluk duyuyor muyum bilmiyorum. çünkü bu kitabı gerçekten sevemedim ve popülerliğinden değil kesinlikle. tarzından, dedim ya rus yazarlara oldum olası alışamadım. yahut da çevirilerin hiçbirine..gogol hariç, kim çevirdiyse o'na da teşekkürler. yine saptık, başka bişey diyecektim. evet bu kitabı, her gittiğim kitapçı da elime alıp düşünürüm, "suç ve ceza" bu iki kelime de yeterince şey anlatıyor. hayal ederim. misal ismine rastladım, bahsine rastladım. yine düşünürüm, bir şeyler kurgularım, hikayenin kahramanı ben olurum genelde. "suç ve ceza". adalet bu mu? bu kitabın okunmamış olması bir kayıp mıdır? evreni sahiplenmemişsek, değildir. okuduğum her kitapta, işlenen bir suçun eninde sonunda cezasını çekti karakterler. şimdi düşününce, görüyorum. tabii herkesin ceza anlayışına göre değişir, ceza nedir ki hem? yaşama hakkı elinden kaydı, düştü bir parça kağıtmış gibi işte. ya da hapsedildi. falan filan. türk yazarların da hakkını yememek lazım. sizi peyami safa'ya sevk ediyorum. cemal meriç de olabilir, bilmem ki sabahattin ali'ye ne demeli? ahmet hamdi tanpınar neden olmasın? hele memduh şevket esendal yok mu, aslında o olmalı. aziz nesin neyimize yetmiyor ki? bunları da unutmayalım. tabii zevkinize karışmıyorum, kendinizi bir şeye zorunlu hissetmeyin. ben yandım eller yanmasın.
bir insandaki yaşam arzusunu, yaşama isteğini hatta belkide yaşam istencini anlatan şu satırları hatırlayınca tekrar okuma isteği uyandıran eşsiz eser.
--spoiler--
eğer yüksek bir yerde, bir kayanın üzerinde, iki ayağımın sığacağı kadar bir yer verseler ve deseler ki "çevrende okyanuslar, altında uçurumlar, korkunç bir yalnızlık içinde, böylece dikilmeye razı mısın?". bütün samimiyetimle şu cevabı verirdim. "evet razıyım! yeter ki yaşayayım!... ömür boyunca, binlerce yıl ayakta ... dursam bile yaşamaya razıyım...". aman allah'ım! ne yaman bir gerçek!... yaşamak... her şeye rağmen yaşamak arzusu... insana bu yüzden alçak diyen, kendisi alçaktır!
--spoiler--
roman kahramanı idam mahkumu raskolnikov'un düşüncesi yazarın hayat felsefesinin bir parçasıdır nihayetinde.
okumuş olduğum gayet sağlam karakter analizleri ve düşünceleri içermesine rağmen yer yer çok boğucu olan kitap.
o karakter bi yerde bir bunalıma giriyor... allahım o ne bunalım o ne sıkıcı bölüm öyle.. 50 sayfa boyunca laf geveleyip dururmu bir insan? durur çünkü o raskolnikov...
üniversitede iken okumaya başladığım, ama sadece yarısını, belki de suç'u okuduğum, ceza'ya geçemediğim romandır.
nedeni kitabın sıkıcı olması değildi, aksine kitap ve hikaye çok sarıcıdır, özellikle başlarını geçince, ama sanırım sınavlar başlamaktaydı ve bırakmıştım. sonrasında da fırsat bulamamıştım devam etmeye. tembellik belki de.
şu sıralar en büyük isteklerimden biri bu kitaba yeniden baştan başlayarak, kitabı yeniden okumak. tamam gencimiz yaşlıyı öldürüyor, peki sonra ne oluyor? inşallah öğreneceğim. *
Piskopata bağlamış olan Raskolnikovun,hayatına renk getirmek için haydi ev sahibini öldüreyim derken,ev sahibiyle birlikte ev sahibinin kızını da öldürmesiyle hareketlenen bir başyapıttır.Bence yazar yeni bir adalet anlayışını vurgulamıştır bu romanda.Sözü;Suç işleyen insana en büyük cezayı aslında kendi vicdanı verir demeye getirmiştir yazar.
öyle bir romandır ki ya$amınızın ortasında aniden gelip geçen bir fırtına gibi her$eyi bükerek, kelimelerin içini bo$altıp yeni anlamlar yükleyerek, sessizligin rengini deği$tirerek, çaresizliğin ne olduğunu farkettirecek, ıssızlığı tattıracak, en mühimi farkındalık kazandıracaktır..