ilk önce suriye meselesini anlamamız gerek, derine girmeden basitçe;
suriye içeride bir takım dış güçler vasıtasıyla kaşındı, arap baharı ayakları ile böleceklerdi.
bir tarafında israil gözü dikmiş, bir tarafı ırak ki kendine hayrı yok, bizim yönetim de malum cumayı orada kılacağız atarı yapıyor.
esat mecburen rusya ya sarıldı. rusya ya beni koru dedi, anlaşma yapıldı.
biz istemiyoruz ve beğenmiyoruz ama rusya rejim ile anlaşma yaptı.
rusyanında canına minnet sıcak denizlerde üssü değil ülkesi oldu.
şu an suriye dediğiniz şey rusyadır.
bence biz suriye politikasını en baştan beri yanlış oynadık, ülkeyi ayakta tutmaya çalışsaydık,
bugün ne rusya orada olacaktı, ne göçmenler olacaktı, neden bizim o topraklara girmemiz gerekecekti.
ha bugün girmek mecburiyetinde kaldık bence doğru yaptık.
ama bugun ku doğru geçmişte yaptığımız hataları örtmüyor maalesef...
Biz hizmetçiler yemin ederken bunu da esas almayız, kısa sürelimiz-uzun sürelimiz hiç fark etmez.
Ağlıyoruz yastayız ve bazı siyasetçiler yüzünden daha da üzgünüz ve kırgınız
Bugün sabah nöbet den eve gelirken servis ile, bir çift yaşlı teyze ve amca serviste beni ve bizi görünce yolun kenarında hizaya geçtiler el salladılar biz geçene kadar, göz göze geldik tebessüm ettim.
Daha önce söyledim yine söylerim bizler vatanın bütünlüğünü 1922 de olduğu gibi 1918 de olduğu gibi korumaya, topyekun korumaya yemin etmiş hizmetçileriz.
Şehit olan kardeşlerimiz için yüreğimiz ağlasa da, kan aksa da Bizim için 24 saat kuralı arkadan destekleme,boşlukları doldurma kuralı devam etmektedir.
Yani gevşeyemeyiz duygularımıza yenik düşemeyiz
Ağlayacağız, üzüleceğiz ama bu işin üstesinden geleceğiz kalbiniz ferah olsun. bedeller ödesek dahi bayrak için devlet için millet için bizim için göz yaşı dökenler için...
Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın ! Hükümet yanlısı bir karakter değilim fakat söz konusu vatan olunca gerisi teferruat oluyor kardeslerimiz gitti canımız gitti o açıklama yapmış bu bunu söylemiş umrumda değil yansın Suriye yıkılsın.
Halkına zulmeden bu Türk islam düşmanı aşağılık yapının inşaallah sonunu görmeyi Allah nasip eder.
Türkiye'de bu kahpelerin şubesi olarak çalışan kurumlar ve bunlarla gönül bağı olan içimizde münafıklar mevcut.
Allah onlarında nifağından korusun.
Bu kadar geri çekilip gözlem noktalarını rejimin muhasarasına bıraktıktan sonra nasıl sahada tekrar alınacağı konusu hep devletin eksik ve yanlış yaptığı olarak değerlendirildi.
Burada süreçlerin oluşturduğu kanaat etkendi.
Türkmen dağı peşine Halep düşünce düşündürdü. Türk siyasi hayatında ki ayrışma ve muhalefetin Eset avukatlığına soyunmuş olması ise idlip konusunda kaygıları artırdı.
En üst perdeden Cumhurbaşkanı TAYYiP ERDOĞAN'ın açıklamaları ve verilen süre ise mevzuyu başka bir noktaya getirdi.
Şimdi Eset düşünsün.
Suriye'de Rusya nizam askerlerinin korkak olması ve savaşı bilmemesi yüzünden sinirli olabilir.
Bu kadar hava gücünü kullanmasa iran'ın sahada başına gelenin kendi başına da geleceğini biliyor.
Hama kırsalında erken dersini aldı.
O yüzden manpedleri savaş sebebi sayıyor.
Pyd ABD tarafından beslenir. Dhkpc ise pyd safında elinde M16 ile poz verir.
Fetö Abd'de yaşar
Gel gelelim,
Mücahidler Afganistan da, Suriye ve diğer beldelerde başta ABD ve diğer zalimlere kök söktürür.
Sonuç, pyd, fetö veya dhkpc ilintililer mücahidlere Abd'ye çalışıyor der.
trump denen şuursuz hayvan ve efradının esad devrilmeyince iyice kudurmalarından mütevellid yeni bir boyut kazanmıştır. devler sahada birebir karşılaşmak üzereler bölgede. son kimyasal silah komplosundan sonra abd saldırganlığı artmıştı.
Herkes Reyhanlı'yı kimin yapmış olabileceğine ilşkin, bizi Suriye'ye çekmeye çalışan güçlerin, Suriye' yi Türkiye'ye taşımak isteyenlerin işi gibi çeşitli fikirler öne sürerken kimsenin aklına "Balyoz Planı" gelmiyor. Suriye ile Balyozun ne ilgisi var diyeceksiniz.
Ne diyordu özetle iddianame? Uçağımızın düşürülmesi, terör eylemleri vasıtasıyla komşumuzla savaş çıkarmak!
tamamen suni bir şekilde, tamamen hükümetin politikalarından kaynaklı ortaya çıkmış bir meseledir. herhalde iki yıla yaklaşıyor, ortak bakanlar kurulu düzenlenen suriye ile ilişkilerimiz aniden bozuldu. tayyip erdoğan kardeşim dediği esad a çıkışmaya başladı. araları birden bozuldu. esad ın soyadı esed oluverdi.
bütün bu tiyatroların sonunda, iki tane patlama görüntüsü ve allahuekber seslerinin geldiği videolarla beşar esad ın halkını öldürdüğüne inanmamız, suriye ye diş bilememiz beklendi. şimdi de reyhanlı felaketinden sonra buradaki ihale de suriye hükümetine yıkılmak isteniyor.
çevresindeki gelişmeleri takip eden, sinema filmlerinden bile olsa azıcık tarih bilgisi olan ve olayları bir senaryo gibi kafasında kurgulayabilen bir insana, ki bunun için çok yüksek bir zihinsel kapasite veya entelektüel seviye gerekmediğini düşünüyorum, bu argümanlarla hiçbirşeyi kabul ettiremezsiniz. o yüzden maddeler halinde yazıyorum:
- abd savaşları kendisi sürdürmenin maddi ve manevi maliyetleri altına girmediği için, bu işi kendisi adına yapacak devletleri savaş sahasına sürmenin daha mantıklı olacağına karar verdi. ve son 5-6 yıldır bu konuda ülkemizdeki operasyonlarını derinleştirdi. bu role ülkemizi hazırlıyorlar, bizi yönetenler daha dünden bu role girmişler, abd nin beklediğinden bile fazla hevesliler. ama benim vatandaş olarak suriye ile bir sorunum yok.
- suriye deki hükümet orada ne olursa olsun meşru bir hükümettir. belli ki kendi içerisindeki isyanı da bastırmıştır. bunu halkının desteği olmadan sürdürmeleri mümkün değil ve normalleşme sürecine mani olan özgür suriye ordusuna hem yataklık hem de silah yardımı yaparak biz destek oluyoruz. burada dediğim gibi, benim suriye ile sorunum yok, bu yardımı yapan, benim vergilerimi ve tüm millete ait sermayeyi bu konuda inisiyatif alıp bu katillere silah yardımı yapan, maaş veren ak parti hükümetidir.
- özgür suriye ordusuna yapılan yardımlar yüzünden ülkede 80.000 insan ölmüştür. bunun sorumlusu olan hükümetimiz, belki bugünün şartlarında kendisini kurtarır. ama bundan 100 yıl, 1000 yıl sonra da olsa bunun hesabı sorulur. hükümet kendini kurtarsa, biz ileride savaş tazminatı ödemeye mahkum olacağız. onbinlerce masumun kanına girmenin vebalini söylemiyorum bile, bu hepimizin üzerine kalacaktır, ben buna razı değilim.
- dolayısıyla, başkasının çıkarları olan bir sürtüşmeyi desteklemiyorum, bu fiili savaş hali de alsa desteklemem. askere çağıracaklarsa gitmem, bu çağrıyı yapan, ülkemi savaşa sokan düşmanımdır çünkü, suriye asla değil! kaçınılmaz olarak bu savaşa sürüklendiğimizi, buradan çıkarlarımız olduğunu yazacaklar, biliyorum. kendi toprağımızdaki yeraltı kaynaklarını işleyemiyor, toprağımızı ekip biçemiyor, arazilerimizi yabancılara parsel parsel satıyoruz. bu şartlarda mı suriye'den bir çıkarımız olacak? libya örneğini hatırlayın bakalım??
suriye meselesi benim meselem değil. allah müslüman halkları katledenleri, katline göz yumanları, müslüman halkları birbirine düşman edenleri kahretsin!