stoacılık

    4.
  1. emile ajar'ın kral salomon'un bunalımı adlı kitabında şöyle tanımladığı;

    "stoacılık, her şeyi yitirmekten çok korkup da bir daha asla korkmayayım diye her şeyi bile bile yitirmektir.
    insan artık acı çekmek istemediği zaman başlar. inanmak istemez artık insan, sevmek istemez, bağlanmak istemez. stoacılar, olanaklarının üstünde yaşamaya, kendilerini tutmaya çalışan insanlardır."
    7 ...
  2. 22.
  3. Kıbrıslı filozof zenonun takipçilerinin kendilerine taktığı isimdir. Stoa o dönem yaygın olarak kullanılan mimari bir tarz aslında. Zenon ve takipçileride bu kemerli yapılardan bir tanesinin altında buluştukları için kendilerine stoacılar demişlerdir.
    stoacılar epikür gibi mutluluğun insanın kendisine bağlı olduğunu, insanın kendi kendini mutlu edebileceğine inanırlar. ve tüm bunların kaynağının tanrıdan geldiğini, her şeyin tanrı temelli olduğunu söylerler.
    6 ...
  4. 28.
  5. Allah herkese böyle kafa rahatlığı versin gerisi hallolur.
    5 ...
  6. 26.
  7. stoacılık antik yunan ve roma’da gelişmiş bir felsefedir. 'stoik' sözcüğü ise 'acıya dayanıklı' anlamında kullanılmaktadır. peki neden? nasıl? nasıl beceriyorlar acıya dayanmayı?

    öncelikle, stoacılar başlarına gelen kötü olayları ya da edindikleri kötü tecrübeleri kendilerini geliştirmek için birer fırsat olarak görürler. bu konuyla ilgili epiktetos şöyle söylemiş: “ıstırap yaşamdaki olaylardan değil, onları değerlendirme biçimimizden ortaya çıkar.”

    ve bunun sonucunda şöyle bir ters psikoloji geliştirmişler: mesela insanlar canları sıkkın olduğunda ve işler kötü gittiğinde, "her şey yoluna girecek, her şey düzelecek" diye teselli eder ya kendini, stoacılar öyle yapmıyor. onlar bu avuntuların insanı sadece oyaladığını düşünüyor ve "her şey düzelecek" yerine, "her şey daha kötü olabilir, daha da zor günler gelebilir" diye düşünüyorlar.

    yalnız dikkat, burada kötümser olmaktan bahsetmiyorum, o bambaşka bir şey. bu daha çok, gerçekçi ve hazırlıklı olmak gibi bir şey. stoacılar bu şekilde kendilerini en kötü durum senaryolarına hazırlayarak, aslında karşılaşabilecekleri her türlü trajedi için önceden hazırlanmış oluyor ve dayanma, karşı koyma güçlerini geliştiriyorlar. ayrıca ne kadar kötü bir vaziyette olursa olsunlar, böylece an’ın tadını çıkartmaya da devam edebiliyorlar.

    stoacıların görüşlerine göre, “olan her şey, öyle olması gerektiği içindir.” hem, kontrol de bir yanılsama değil midir zaten? her an her şeyi kontrol edebilir miyiz gerçekten? yani hayatı biraz da akışına bırakmak daha güzel olmaz mıydı? zaten her şey dört dörtlük olsa bile -ki bu çok sıkıcı olurdu- illa ki bir şey (bkz: covid 19) çıkıp tüm planlarımızı alt üst etmez mi?

    dolayısıyla şu meşhur dayı bir stoacıdır aslında: https://i.imgyukle.com/2020/04/06/J7fbkG.jpg

    kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=h15a_uMmp80
    5 ...
  8. 30.
  9. "Geç dönem stoacı düşünürler; Cicero, Genç Seneca, Marcus Aurelius, Epiktetos, Gaius Musonius Rufus ....
    içerisi yıldızlar kulübü gibi.
    4 ...
  10. 16.
  11. genel olarak "mutluluk" adı altında kısaltılır. ama genelde o mutluluğun bkz daki mutludan olduğunu belirtmez. nasıl ki fiziksel acılarımızın kaynağı bedenimizse, ruhsal sorunlarımızın,sıkıntılarımızın da kaynağı, beynimiz düşüncelerimizdir. onları nasıl sizi (bkz: mutlu) edecek şekilde düşünmeniz size kalmış bir olaydır.genel olarak günümüzdeki tüketici topluluğunu oluşturmak ve devamını sağlamak için insanlara "satın al"="mutluluk" fikri yerleştirilmiştir. bu sayede anlık-günlük olarak telefon, giysi,bilgisayar ,kendinden üstün gördüğün kişilerin bulunduğu mekanlarda bulunmak- (restoran cafeler vb.) gibi.şu anlık insanımızda yaygın olan telefon, araba kıyafet hastalığı bunun en büyük örnekleridir. kıyafeti isteyerek arzulayarak alırken ertesi gün yüzüne bakmaz duruma gelir, araba ve telefonda işler biraz daha farklı. insanların kendini şartlandırıp -e abi ihtiyacımız var bunu da mı almayalım dercesine kendisini kandıracak bir sebebe sığınmalarıdır. ne kadar ihtiyacınız var sorusunu kendilerine sormaları yeter. bilmem ne kadar rami var bilmem ne kadar ekran kartı, bilmem ne kadar megapiksel kameraya sahip gibi. 1969'da ay'a ayak basılmasındaki teknolojiden fazla teknolojiyi ceplerinizde taşıyorsunuz. bunun ne kadarını kullanıyoruz ve kullanıyorsunuz da daha fazlasını talep etmek gibi bir gaflete düşüyoruz?
    "işte insanın çılgınlığı böyle bir şey. mutlu olmak elindeyken perişan olmayı tercih ediyor. bilinçsiz insan, köleler efendilerine nasıl itaat ediyorlarsa, arzularına öyle itaat ediyor. ve arzularını kontrol edemediği için asla huzur bulamıyor.?—?diyojen"

    "ruhsal sıkıntılarımızın çoğu elimizde olmayan şeyleri isteme ve sahip olduğumuz şeylerin kıymetini bilmeme kaynaklı. "
    “mutlu bir yaşam için pek az şey gerekli; gereken her şey içimizde ve düşünce biçimimizde.”?—?marcus aureliusz
    4 ...
  12. 23.
  13. “Eski Yunan ve Roma’da cevr ve cefaya tahammül ahlâkı.”
    3 ...
  14. 21.
  15. Temel amaç hayattan haz almak huzura ulaşmak.

    Gerisi koy gitsin.

    (bkz: Hazcılık)

    Benimsediğim akım.

    Selâm sana aurelius marcus, Allah Nur içinde yatırsın.
    3 ...
  16. 15.
  17. 3.
  18. epikür felsefesinin katı materyalist görüşü dışında dünya vatandaşlığı olma konusunda felsefik evrim geçirten sistemdir.
    2 ...
© 2025 uludağ sözlük