hümanist bir yazar. zweig ve eşi nasyonel sosyalizmin olduğu bir dünyada yaşamaktansa ölmeyi tercih ederken, birkaç yıl sonra joseph goebbels ve eşinin nasyonel sosyalizmin olmadığı bir dünyada yaşamaktansa ölmeyi tercih ediyor.
everest yayınlarından çıkan "unutulmuş düşler" adlı öykü kitabıda tavsiye edilir.
içerisinde,
bir yankesiciyle tanışmam
yakıcı sır
çocuk bakıcısı
prater'de ilk yaz
masalımsı bir gece
kadın ve doğa
unutulmuş düşler
tek başına ışıldayan bir yıldız
büyük ustalar kitabı fason, f.m.dostoyevski'yi ne sanıyor anlamadım, (çevirenin ateşi yellemesi de olabilir), adama peygamber muamelesi çekiyor. Yazılarından dolayı karakterinin yüceltilmesi, gereksiz. (bkz: Tebliğinden mütevellit olmasın) (bkz: olmaz)Dostoyevski; Kumarbaz, yalancı, dirayetsiz, basiretsiz hatta cinsiyetsiz bir adamdır, verdiği sözü tutmaz, Rusya' nın yarısına borç takmıştır. (bkz: Biz samimiyiz, bana kızamaz)
Türkçesi '' Sabırsız Yürek '' olarak çevrilen kitabıyla acıma duygusunun ne vahim bir duygu olduğunu derinden hissettiren, söz oyunlarıyla insanları etkileyen insan. Amok koşucusu adı altında derlediği hikayeleri de bi hayli hoştur. Ayrıca 1942 yılında karısıyla birlikte intihar etmesiyle de tanırız bu Alman yazarın kendisini.
bu adam biyografisini yazdığı çoğu adamdan daha garip ve okunası bi hayat yaşamış bence.. şayet bi gün yazar olursam , oturup zweig'in hayatını yazıcam.. dostoyevski , balzac ve dickens'in ustalığını anlatan kitap yazıp , o ustaların arasına girmiş bi adam bu..
başkalarının muhteşemliğini yüksünmeden kompleks yapmadan duru bi biçimde anlatabilen bi adam..akrabaların bile birbirlerinn kuyusunu kazdıkları günümüzde değil böyle yazar , böyle insan zor bulunur..
baya kitabını okudum ama , acımak'ın yeri bende çok çok ayrıdır..
sevmek mi mühim sevilmek mi ?
huzur mu lazım tutku mu ?
merhamet bi insanla yaşamak için yeter mi ?
sevgi ile aşk farklı şeyler mi ?
vs. gibi dünyadaki her adamın hayatında yer etmiş soruların cevaplarına katkıa bulunan bi kitap bu acımak..
şayet ben lisedeki asi ve beni siklemeyen kirli sakallı fetişimi bırakıp ,seven , şefkat duyan merhametli adam arıyorsam bu kitap yüzünden..
satranç gibi kısacık bi hikayesiyle bilinmesi , daha doğrusu bi tek satrançla biliniyor olması bazen ciddi ciddi üzüyo beni..
mann , hesse , zweig , grass , böll
bu 5 adamsız bi edebiyat dünyası düşünmem zor.. hepsinin şerefine bu gece jagermeister içtim..
büyük bir hevesle aldığım (bkz: satranç) kitabı beğenilesidir ancak hikayede bir bayağılık var, çok kısa tutulmuş. diyeceksiniz adı üstünde hikaye ama 3 kısa olay ile böyle içerikli bir kurgu tamamlanmaz ki kardeşim. aliyülala olmasa da ala dır okunulasıdır.
zır deli bir herif yazar. oturmuş dünya edebiyatına katkıda bulunmuş yazarların biyografilerini iç dünyalarını karakterlerini, yazdıkları karakterleri tek tek hiç üşenmeden analiz etmiş. birbiriyle kıyaslamış özellikle stendhal hayranı olduğunu düşünüyorum çünkü ona evladıymış gibi yaklaşmış. kitap bittikten sonra adamları tanıyomuş hissine kapılırsınız ama yazar olduğu kadar akademisyen viyanalı, gözlüklü yazar kişisidir.
incecik bir kitap... ilk bakışta manasız bir önyargıyla okumaya bile değer görülmezken aslında bu saçma fikrin neye malolabileceğini nasıl tahmin edebilirdim ki?
Bu küçük kitapta Taşralı bir çocuğun dünya satranç şampiyonu bir genç olmasına uzanan yol, bir gemi yolculuğunda kendisinden kat kat daha usta bir oyuncuyla karşılaşması, bu tanınmamış satranç dehasıyla tamamiyle tesadüfen bir satranç oyununda mücadele etmeleri, ikinci dünya savaşında insanlara yapılan hiç duyulmadık işkenceleri, insan zihninin karmakarışık mücadelelerini, oyunlarını ve daha pek çok şeyi anlatıyor. işte böyle harika bir eserin yazarı stephan zweig.
80 sayfalık bir kitap bu kadar mı zengin olur be kardeşim. zweig satranç adlı eserinde bunu başarabiliyor. ölümünden önceki son eseri olduğundan bir çok ironide bulunduruyor kitap. imgeleştirme sayesinde kendini bir satranç oyuncusu olarak anlatıyor eserinde. rakibi ise nazi almanya'sını temsil etmekte kullanılmış sanki.
II. dünya savaşında yaşanan acılara ve katliamlara dayanamayarak karısıyla birlikte 1942 yılında intihar etmiştir. Amok koşucusu, yıldızın parladığı anlar, gibi tanınmış eserleri bulunan Avusturya' lı yazar...
1942 bir şubat sabahı evlerinin yatak odasında eşi ile birlikte yüksek dozda veronal alarak intihar eden yazardır. sırt üstü yatan zveig ile elini onun göğsüne koymuş olan eşi lotte ' yi bulan polis,
pulları dahi yapıştırılmış olan veda mektuplarını da bulur.
mektuptan: "benim gücüm uzun yıllar süren yurtsuzluk sırasında tükendi. böylece , ruhsal çalışması, her zaman en büyük sevinci ve biraysel özgürlüğü bu dünyanın en büyük nimeti olan bu hayatı, zamanında ve dimdik sona erdirmek bana daha doğru görünüyor.
bütün dostlarımı selamlarım! umarım, uzun gecenin ardından gelecek olan sabahın kızıllığını hala görebilirler! ben, çok sabırsız olan ben, onların önünden gidiyorum."