hayatın mucizeleri kitabındaki bir öyküde.. savaş mağdurlarını değilde, öldürmek, işkence etmek için orduya göreve çağırılan alman birininin hissetiklerini anlatmıştır. dolayısı ile savaş bakış açıma farklı bir perspektif katmıştır. inanmadığın birşey uğruna öldürecek olmak da ölmek kadar zor.
"insan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. insan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür. Hiçbir şey olmaz. insan yalnız kalır. Yalnız, Yalnız..."
Savaş karşıtı yazdığı yazılar ile nazilerin tepkisini çekmiş, nazi ve gestapo'nun baskısına maruz kaldığı için karısı ile birlikte intihar etmek zorunda kalan kalbi güzel, değerli yazar. Daha sonra 2. Dünya savaşını kaybeden Hitler de karısı ile birlikte intihar etmek zorunda kalmıştır. ''Etme bulma dünyası'' sözünü bir nebze olsa da realist kılan bir hadisedir.
--spoiler--
Yazar intihar etmeden önce son bir kitap yazıyor, kitabın adı ise satranç. Bu kitap da nazileri rahat rahat eleştiriyor. Öykü bir gemide geçiyor ve yıllarca satranç oynamamış bir adamın, satranç dünya şampiyonunu nasıl alt ettiğini anlatıyor. Kitabı değerli kılan sebeplerden biri ise yazarın intihar etmeden hemen önce yazmış olması. Bir Solukta okunabilecek kısa bir öykü.
--spoiler--
‘Acımak’ romanı, beni en derinden etkileyen eseridir. Okuduğum yayınevinin çevirisi de güzeldi. 6 sene oldu romanı okuyalı, hala olay örgüsü olduğu gibi hafızamda.
Kitapta bir subaya aşık olan kötürüm bir kızın hikayesi anlatılıyor. Ama olay bu kadar basit değil.
Kitapta geçen ‘size göre sevmek sadece sağlıklı ve yakışıklı/güzel insanlar içindir. Kötürüm ve çirkin bir insanın sevmeye hakkı yoktur.’ Benzeri cümleler ve hem öncesinde hem sonrasında olan olaylar insanlara olan bakış açınızı oldukça etkiliyor.
Tamamen "iş Bankası Yayınları"nın satış politikası ile gündemde bu kadar tutunmuş bir yazar. Ha yanlış anlaşılmasın kötü bir yazardır, overrated vsvs demiyorum Allah çarpar ki zaten 1-2 kitabını okudum sarmadı çok ama hoş, akıcı, zamanınız için ideal.
Fakat asıl mesele şu ki: bu adamın kitapları önceden de basılıyordu ama böyle tek tek değil, toplu haldeydi genelde. Mesela 1 kitap içersinde 4 5 öyküsü, hikayesi vardı 350 300 sayfa tarzı bir şeydi ve daha ucuzdu ama Türk milletinin 200 sayfa yukarısına ilgisi olmadığı için de pek ilgi çekmemişti. Aynı hikayeleri, satırları ayrı ayrı kitaplara basınca herks "hurra" dedi.
Edebiyatla aranız orta düzeyde ise ya da yeni yeni kitap okumaya başlayan kişilere okumayı sevdirmek istiyorsanız idealdir zweig kitapları. Ama tabii ileri düzey bir felsefi, sosyolojik, metaforik öğeler beklemeyin.Hoş, akıcı, tatlı.
Kitaplarının güzelliği dışında hayatı ve ona son verişi de derinden etkileyen yazar. Herkeste bu cesaret yoktur, amk dünyası yüzünden gidiyor böyle güzel insanlar.
Kitapları piyasadaki en ucuz ve ince kitaplardan olması dolayısıyla çok okunan bir yazar öyle olmasaydı kimsenin okuyacağı yok kısacası overrated bir yazar.
"Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?"
Eğer ölüyorum diye üzülseydin, ölemezdim!
...
Ölmüş olan biri artık hiçbir şey istemez, sevilmeyi de, kendisine acınmasını da, teselli edilmeyi de istemez.