içime oturan filmlerden biridir, ryan'ın performansı taktire şayandır https://galeri.uludagsozluk.com/r/1483340/+ Ayrıca görselliğe ve sahne geçişlerine diyecek laf yoktur, izlemeyen varsa fazla düşünmesin.
yönetmenliğini marc foster'ın yaptığı, senaryosunu daha önce 25th hourfilminin de senaryosunu yazan david benioff'un yazdığı, başrollerinde ewan mcgregor, ryan goslingve naomi watts'ın oynadığı filmdir. her ne kadar sinema dünyasında pek ses getirmese de insanı karmakarışık ruh hallerine sokmayı beceren, bitirdiğinizde size yutkunma ihtiyacı hissettirecek kadar karanlık ve çözülmesi zor olan bir filmdir.
filmi yeni nesil hemen hemen bütün filmlerin yaslandığı görsel efekt çılgınlığına kendini kaptırmadan, zamanı bir lastik gibi eğip, büküp, esneterek, kurgusu ve yüklü olduğu psikolojik ağırlıkla insanı yiyip bitiren bir deneyim olarak tanımlamak; filmi izleyenlerin, film biterken bile neyin ne olduğunu çözmek için çırpınıp bitap duruma düşeceğini tahmin etmek mümkün.
ek olarak her ne kadar ruhsal bunalımları olan depresif bir genci canlandırsa da rolün altından kalkan ryan gosling'in çok güzel bir oyunculuk çıkardığını söylemek boynumun borcudur der, filmi herkese şiddetle tavsiye ederim.
not : filmin imdb puanı 6.8 ama siz kesinlikle buna aldanmayın.
marc forster'ın bütün filmlerinin bundan sonra takibe alınması gerektiğini iyice pekiştiren yapımdır. 2005 yapımı filmdeki geçişler muhakkak dikkatle ve defalarca izlenmelidir. bunun yanında film ryan gosling diye bir aktör de kazandırmıştır ki kesinlikle takibe alınmalıdır.
görüntü yönetmeni ile birlikte harikalar yaratan bu arşivlik filmin konusuna gelince;
--spoiler--
bir kazada ailesini ve evlenmek üzere olduğu kız arkadaşını kaybeden henry'nin son dakikalarında etrafındaki yüzleri bir hayal içinde rollere oturtarak yaşayamadığı hayatını gözlerinin nünden geçirmesi anlatılmaktadır.
--spoiler--
görüntü yönetmeni sayesinde gözlerinizi ekrandan alamadığınız, hangi sahneden hangi sahneye geçtiğinizi anlamadığınız izlenesi bir film. sonuna kadar kafanız karışıyo, bişeyler eksik kalıyo, "lan acaba bende mi sorun var anlamıyorum" dediğiniz fakat sonunda "heh olmuş" dediğiniz filmdir.
öncelikle filme 6.8 veren imdb ye ve azimle filmi yer altında tutmayı başaran amerikan film camiasına küfürlerimle başlıyorum bu entrye.
ewan mcgregor'un kötü filmi olmaz-olamaz genellemesini bir kez daha doğrulayan, ryan goslingin muhteşem henry letham oyunculuğuyla bitmesin istenilen harika film. sountrackiyle, sonunda sizi ters köşeye yatırmasıyla (6.8 almışssa klasik sondur diyorsunuz lakin) donnie darko'yla beraber bir diğer göz ağrım.
belki de herkesin bilmediği-sevmediği şeylere ilgi duyuyorum fakat bu filmden etkilenmeyen adamın alnını garışlarım, orası ayrı.
edit: jacob s ladder adlı filmi izledikten sonra neden bu filmin puanı düşük diyenler cevap bulabilirler. şahsen büyük hayal kırıklığına uğramış durumdayım..