bu katliamla ilgili çok şey hissediyorum, çok şey söylemek istiyorum. ama anlatması zor. sizi unutmadık 8372 kardeşim, asla da unutmayacağız. sadece bilin istedim.
kimse sızlanmasın, bir millet eğer kendi güvenliğini başka bir milletin keyfine bırakıyorsa 17 yıl bişey değiştirmeyecek o milletin başına 2012de de 2052de de gelecektir bu. 8bin insan orada öldürülecek, bu topraklarda biz bosnağız diye ortalıkta dolasan bir sürü yavsak tassaklarını yan devirip oturacak. madem etnik köken var madem herkesin içi sızlıyor,götünü kaldırıp savunmak için toprağını sülbünü bayragını gerekirse kanını, gerekirse canını vereceksin, adamsan tabi. adam olmak lazım önce millet olmak için,kimse ölenlerin üzerinden gündem yaratmasın etnik kökeni malum olan yavşaklar da konuşmasın. eğer bir gün bu topraklarda yaşanacaksa savaş ders alın !Mithat Cemal Kuntay ile bitiriyorum...
Asrın yaşamak hakkını vermez sana kimse;
Sen asrını üstünde izin varsa benimse;
Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır
Toprak,eğer uğrunda ölen varsa vatandır.
bir gözü yaşlı gönül adamlarının, ardından ağıtlar yaktığı katliam.
acı hisseden edebiyat parçalayacak gücü bulamaz kendinde. boşuna kendini kandırmasın kimse.
eğer hakiki bir acıysa yaşadığın, üzerine ne kimseye ayar verme gücü bulabiliirsn kendinde ne de bu acının edebiyatını kafan kaldırır.
acı üzerinden edebiyat yapmak çıkarcı insanların işidir. acı üzerinden prim yapmaktır bu.
eğer hüznün bu kadar derinse susup içinde yaşa olan biteni. ordaki insanlar ölüp gittiler. hiçbir şey yapamadın ve yapamayacaksın. şimdi ağıt yakmanın, olayları yaşamadan sağa sola ayar vermenin alemi yok.
avrupanın rezilliğinin ortasıdır.
alabildiğince acıdır.
göz doldurur.
korkmayın lan bilmiyor iseniz, araştırın. görün ceset çukurlarını. savaş falan değil bu.
tepkisiz kalan ve bilmeyenlerin dili ile;
yedibin civarı adamı kurşuna dizip, ölmeyenleri de gömdüler. karılarını, kızlarını gözleri önünde siktiler. yetmedi erkek çocuklarını gözlerinin önünde diri diri gömdüler.sonra babayı başka babanın çocuğunun yanında gömdüler.
binlerce ölü erkek bedeni, silahları kandırılıp elinden alınan,yakılıp diri diri gömülen.
binlerce ölmek isteyipte ölemeyen tecavüz edilmiş kadın bedeni.hatta onbinlerce.
onbeş dakikadır iki kelime yazmak için bekliyorum klavyenin başında. beddualar ve lanetler dışında tek söz gelmiyor aklıma. 17 sene önce hollandalı askerlerin sorumluluğunda, silahsız halka yapılmış bir katliamın adıdır srebrenica.
allah belanı versin ratko mladiç...
bilmiyorum tüylerim diken diken vahşet.beş altı sene önce tatildeyken arkadaşlarıma bugun katliam günü içki içmeyecem ama hollandalı bir hatuna bir şeyler yapmalıyım demiştim. bir şey yapamasamda srebrenica dan bahsettim bir kaç hollandalıya, içkilerini o kadar rahat içirmedim en azından.
Bilge Kral Alija izzetbegoviç'in dediği gibi:
Savaşta büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın, ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır!
nette herhangi bir yerde fotoğraf ve videosu varsa izlemeyin diyeceğim ama izlemeden de o vahşeti nasıl anlar insan bilmiyorum. hiç aklımdan çıkmıyor insanların çaresiz yüzü. lanet olsun tüm savaşlara ve savaşırken suçsuz, günahsız, savunmasız sivilleri öldüren hırslı, kindar insanlara. eminim hiç birimiz orda olmak istemezdik ama yinede yardım edilebilirdi diye düşünüyorum. çok fazla yazamıyorum içim acıyor.
şimdi suçluların tamamı değil, sadece başındaki birkaç şerefsizi yargılasan ne olur yargılamasan ne olur. ölen ölmüş acılar ocaklara düşmüş bi kere.
bence orada bilerek ve isteyerek kurşun sıkan, günahsız insanları öldüren tüm şerefsizleri bir yere koyup yakmalı. tövbe tövbe biz düşüncesine bile dayanamazken adamlar uygulamış it herifler.
"çok güzel bir tatil beldesi. yeşilliğiyle, doğasıyla, tarihiyle ünlü, insanları da sıcak olan bir küçük şehir." demek istediğim yer. fakat izin vermediler ve şu tanımlar çıktı ortaya:
üzerinde konuşmaya bile, bir insan olarak, utandığım insanlık ayıbı.
avrupanın orta yerinde binlerce insanın katledilmesi olayı.
avrupa'nın ikiyüzlülüğünün bir başka kanıtı.