hakkında bilmiyenler tarafından bilinmeden, 'özgürlüğü kısıtlıyor, insanları köleye dönüştürüyor' gibi tanımlar yapılan kavramdır.
şöyle oluyor ki;
asıl kölelik düzeni kapitalizmdir.
şu an işçiler türkiye'de köle gibi yaşamıyorlar mı?
gün be gün emekleri, alın terleri artı değer olarak istismar edilmiyor mu?
binlerce işçinin kanını emerek, onların üzerinden zengin olan 3-5 at sineğinin özgürlüğünü mü kastediyorlar acaba, 'özgürlüğün kısıtlanması' derken?
geriye kalan, kanı emilen binlerce işçinin özgürlüğü neden düşünülmüyor?
insanların yattığı yerden başkalarının sırtından para kazanmasını, onları sömürmesini engellemek, onların özgürlüklerini kısıtlamak mıdır? onlar da çalışsalar köle mi oluyorlar?
tutturmuşlar 'sosyalizm; insanları köle yapar, insanların özgürlüklerini kısıtlar' diye,
şu an hangi işçi/köylü özgür?
500 lira maaşa günde 12 saat çalışıp; sadece ev kirasını ödeyebilip karnını doyurabilen, eylenmek/gezmek için hiç dışarıya çıkamayan, karısına çocuklarına hediyeler alamayan, çocuklarını okula gönderip, ceplerine harçlık koyamayan bir insan ne kadar özgürdür?
işin tuhaf kısmı işçiler türkiye'nin çoğunluğunu oluşturuyorlar.
hem sadece artı değer üretenler değil, değer üreten herkes işçidir.
yani öğrencileri, esnafları, bilim adamlarını da işçi kategorisine alabiliriz.
marx'ın gözbebeği olan ideolojik sistemdir. kapitalizmin öngörmüş olduğu birçok teoriye karşı çıkmaktadır, zaten marx da eserlerinde bunları çok iyi bir şekilde açıklamıştır. ülkemizde tam olarak görevini yerine getiren, halkı için mücadele veren sosyalist bir fraksiyon/parti/örgüt ya da oluşum yoktur ve eksikliği çok hissedilir. bu eksiklik logaritmik bir şekilde artış göstermektedir.
komünizmin alt basamağıdır ve çok farklı bir düşünce biçimi değildir. Yaşasın sosyalizm kahrolsun komünizm, yaşasın Mustafa Kemal kahrolsun atatürk gibi bir yere denk düşmedir mantık açısından.
halkın eşitliğine dayanan düşüncedir. iyidir güzeldir hoştur fakat tadında bırakmak ve aşırıya * kaçırmamak gerekir. bu şartlarda olduğunda ütopya bile olsa fayda içerir. herşeyin ortasıdır ne faşizm ne komünizm ne de emperyalizmdir. **
Nazım'ın eşsiz ve güzel şiirine ilham veren yaşanası sistemdir.
...
sosyalizm,
yani şu demek ki, dayı kızı,
sosyalizm,
senin anlayacağın yani,
el kapısının yokluğu değil de
imkansızlığı.
ekmeğimizde tuz,
kitabımızda söz,
ocağımızda ateş oluşu hürriyetin,
yahut, başkası yel de,
sen yaprakmışsın gibi titrememek,
bunun tersi yahut...
sosyalizm,
devirmek dağları elbirliğiyle,
ama elimizin öz biçimi,
öz sıcaklığını yitirmeden.
yahut, mesela,
sevgilimizin bizden ne şan, ne para,
vefadan başka bişey beklemeyişi...
sosyalizm,
yani yurttaş ödevi sayılması bahtiyarlığın,
yahut, mesela,
-bu seni ilgilendirmez henüz-
esefsiz,
güvenle,
emniyetle,
gölgeli bir bahçeye girer gibi
girebilmek usulcacık ihtiyarlığa,
ve hepsinden önemlisi,
çocukların ama bütün çocukların,
kırmızı elmalar gibi gülüşü...
...
insanlığın kürkçü dükkanıdır, ona dönülecektir. aha buraya yazdım, sözlük tarihe tanıklık yapsın. daha iyisini insan beyni üretene kadar en iyi sistem. insanın hırslarına, bencilliğine yenildi gibi görünüyor ama dönüşü muhteşem olacak. işalla yareppim amen.
marks sosyalizmi bir geçiş aşaması olarak tarif etmekle beraber, kendi sistematiği içinde nihai hedef olarak belirlediği sınırsız, sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya komünizmdedir. en nihayetinde sınırlar ve sınıflar kalktığında devlet mekanizması da eski anlamıyla yok olacaktır kendi sistematiğinde. bunun dışında bu ileriki dönemin ana hatları dışında bir şey çizmeyen marks, geçiş aşaması için onlarca şey söylemekle beraber reel sosyalizm deneyimi de pek çok şeyi öğretmiştir. geçişin ne kadar kanlı ya da kansız olduğu değil mesele, ana hat kesintisiz bir biçimde devinen bir toplum ve ideolojik olarak eskinin kurumlarını silmiş bir hayattır. diğer tüm çizilen hatlar geçersiz ve boştur.
sosyalizm,
yani şu demek ki dayı kızı
sosyalizm
senin anlayacağın yani
el kapısının yokluğu değil de
imkansızlığı.
ekmeğimizde tuz
kitabımızda söz
ocağımızda ateş oluşu hürriyetin
yahut, başkası yel de
sen yaprakmışsın gibi titrememek
bunun tersi yahut...
sosyalizm
devirmek dağları elbirliğiyle
ama elimizin öz biçimi
öz sıcaklığını yitirmeden.
yahut, mesela
sevgilimizin bizden ne şan, ne para
vefadan başka bişey beklemeyişi...
sosyalizm
yani yurttaş ödevi sayılması bahtiyarlığın
yahut, mesela
-bu seni ilgilendirmez henüz-
esefsiz
güvenle
emniyetle
gölgeli bir bahçeye girer gibi
girebilmek usulcacık ihtiyarlığa
ve hepsinden önemlisi
çocukların ama bütün çocukların
kırmızı elmalar gibi gülüşü...
nazım hikmet ran
Komunizm'in bir önceki evresi olan sosyalizm bir halkın eşit şartlarda tüm haklardan yararlanmasını sağlayan, halka dair değerlere sahip çıkan bir akımdır. Sosyalizm-Komunizm evrelerini en iyi anlatan bir çizgi film biliriz herkesçe. Çizgi film'in adı şirinlerdir. Herkesçe hayranca izlenen ( 7'den 77'ye ) bu çizgi film aslında Şirin baba ile marx'i gargamel ile komunizm'e karşı çıkan papa veya diğer adamlarını göstermiştir. Ve tabii ki çizgi filmin sonundaki not :
" Eğer sende bir gün iyi olmayı başarırsan belki sende şirinleri görebilirsin. "