bir masaya oturmuş toplu bir arkadaş ortamında herkes bi şeyler söylüyor, gülüyor, espri yapıyor, kahkaha atıyorken senden tek bir kelime çık(a)maması, kahkahalar içinde boğulmak, sadece yapay bir gülümsemeyi becerebilmek, bazen onu bile yapamamaktır.kalbinin hızlı hızlı çarptığını, yüzünün ısındığını ve kızardığını, elinin soğuduğunu hissetmektir.'dışarıdan nasıl görünüyorum şimdi kim bilir' diye kahrolmaktır.nihayet sana biri bişey sorunca veya direkt senle ilgili konuşurken ancak söze girersin.bu defa da konuşurken kendini oldukça sıkarsın, kelimeler ağzında dökülürken bile kafandan 'acaba ses tonum, mimiklerim nasıl , iyi konuşabiliyor muyum' diye geçirirsin.
böylece mümkün olduğunca bu tip ortamlardan uzak durmak istersin, sosyal topluluklara karşı ciddi fobi oluşur
.millet sevgilisiyle yiyişirken sen karşı cinsten bir sınıf arkadaşınla bile rahat konuşamazsın.*
teröre bulaşanların bir kısmında bulunduğunu düşündüğüm hastalıktır. bu hastalığın yarattığı dışlanmışlık hissi kaybettirdikleriyle birleşince hayata dair umudu bitirip, insanı herkese düşman edip terör isteğine sürüklüyor, bilirim.
bireyin zamanla alışkanlık haline getirdiği korkulardır. aslında bütün insanlarda olan ve aşılan korkuları fobikler alışkanlık haline getirirler. zamanla korkular kronikleşir ve beyni sarar. korkularla yüzleşildikçe zamanla korkular yok olur. beyin tarafından çağırılmayan korkular gitgide beyin tarafından silinmeye başlar. olumsuz düşünce kalıpları yenileriyle değişmeye başlayınca gerisi gelir. bir kere eski fobik davranışların yerine yenilerini koymaya başlarsanız yavaş yavaş fobilerinizi unutursunuz. en etkili tedavi ise bilişsel terapidir.
insanı resmen aptal edendir. insanlar üzrinize doğru aynı yolda yürürken, kalabalık bir yere girdiğinizde tüyleriniz diken diken olur, telaşa kapılırsınız. çekilmezdir, sevimsizdir.
kısırdöngünün en güzel örneklendirilebileceği rahatsızlıklardandır. önemli olan, rahatsızlık boyutuna ulaşmadan tedaviye başvurmaktır. yoksa bu fobi, kişiyi sosyal ortamlardan uzaklaştırır. uzaklaşan insanın korkusu büyür, büyüyen korkuyla beraber korkunun üzerine gidebilme cesareti azalır ve daha büyük korkuyla kişiye geri döner... önemli nokta; kişide, korkusunun üzerine gidebilme ve olası sonuçlarla başa çıkabilme cesareti bulmasıdır. tedavisi mümkündür. psikoloğa danışılması tavsiye edilir.
bence en kötü yanı insanların gözlerinin içine bakmayı imkansız kılmasıdır. bir dönem sanırım bende de vardı sosyal fobi. komik bir yöntemle de olsa iki ayda tamamamen kurtuldum. anlık gelişen bir olay neticesinde bir arkadaşımın teklifiyle iki ay boyunca kayseri ticaret odaasının bir projesinde çalıştım. günde 100'ü aşkın kayserili esnafla birebir görüşme yapmak o kadar açtı ki zihnimi sosyofobiklikten insan sarraflığına dikey geçiş yaptım. hatta pazarlık yapmayı ve ikna etmeyi, tutumluluğu dünya çapında nam yapmış bu gruptan öğrendim.
her şeyden utanmak, kimseyi kıramamak, sürekli kızarmak, geyik muhabbeti yapamamak, yakın arkadaşa "napıyon lan yarrağım diyememek", adres soramamak, kızlardan utanmak, kalabalık ortamda yemek yiyememek, millet sanki sizinle dalga geçiyor hissine kapılmak gibi onlarca örnekle çoğaltılabilir. bu hastalık insanı hayattan soğutur. aşağı yukarı ilkolul zamanlarından beri yaşadığım bu rahatsızlığı yenebilmek için yakın zamanda bir psikolağa gitmeyi düşünüyorum.
karşı çıkmak için önce uymak gerektiğinin bilinmediği dönemlerde temeli atılan, yaşla birlikte, demir levhalara yapışan mıknatıs tozları gibi biriken bir alışkanlık patlamasıdır ki... insanı misafirler geldiğinde direk kendi odasına kaçırtır... sosyal fobinin kökeninde bireysel bırakmışlık olabilir.. ancak bu tez elden yargılanası bir durum değildir.. belki kişi geri dönüp almak üzere kendini bir yere bırakmıştır.. kendi dediğimiz o ne ola ki... güvenli, temiz, şen... o herkesler gibi işte...
profesyonel bir destek alınarak üstesinden gelinecek durumdur. aksi takdirde, hayat her geçen gün zindan olamaya devam edecektir. tedavi işe yarıyor mu derseniz, cidden yarıyor a.k.
ilaçla ve telkinlerle iyileşebilen hastalıktır. 15 yıldır farkında olduğum bu rahatsızlığı yenebilmek için bugün ilk adımımı attım ve doktor karşısına çıktım. doktor güzel bir telkinden sonra ilaç yazdı bakalım sonucunu sabırsızlıkla bekliyorum.
geçici tedavi kız arkadaştır. kız arkadaşınız olduğu dönemlerde sosyal fobi uykuya dalar. kesin bir çözüm olmasa da çok etkilidir. kız arkadışınız varsa başka bir şey düşünmeye zamanınız bile kalmaz. bu dönemin size kazanımları da devasadır.
fobinin sonucu olan asosyallik ile karıştırılsa da arada bir gelip giden saçma salak bir şeydir. insanların değişmesi imkansız olduğu için ilaçlar ve grup tedavileri gereksizdir.*
bu hastalıktan şikayetçi insanlarla uğraşmak çok meseledir. bir psikiyatristi canından bezdirebilirler.
bunun bir hastalık olduklarını öğrendikleri andan itibaren "acaba iyileşebilecek miyim?" lafını dillerinden düşürmezler. insanı canından bezdirirler. ne yaparsanız yapın asla memnun olmayacaklardır. ilaç verseniz ilacın işe yaramadığını iddia ederler, telkin yapsanız ne diyo bu adam der geçerler. gurup terapisine davet etseniz gelmezler ama sürekli şikayet eder sızlanırlar.
sosyal fobili olmayışıma rağmen sosyal fobi ömürümü çürütmüş durumdadır.
hayata diğer insanlardan on adım geriden başlamanıza neden olan pislik bir hastalıktır. yalnızlığın verdiği stres ve ortamlara girememeniz, geçip giden gençlik canınızı çok sıkmaktadır. en önemlisi hayata mutsuz başlayıp, mutsuz bitirirsiniz.
karşıdaki insanın gözüne bakarak konuşmak zordur bu hastalıkta. illa çekinirsiniz, yere bakarak konuşursunuz. tabi davranış karşıdakinide rahatsız eder, siklenmiyorum havası yaratır. o yüzden sosyo fobik insanlar hayatta başarısızdırlar. sosyla ortamı olmaz. kızlar konusuna hiç girmiyorum bile. düşünün erkeklerle bile konuşmaya çekinen insan kızlarla nasıl iletişime geçebilir.
takıntılar zinciridir. ama sosyal fobisi olan insan çok zekidir. eğer bu sorununu yenerse kimse tutamaz onu. çünkü yıllarca şunu yapsam yanımdaki bana ne söyler, ne düşünür diye düşünmüştür. empati yeteneği inanılmazdır.
Tedavisi kişisel çaba ile pek mümkün olmayan, ancak uzman desteği ile kesinlikle tedavi edilebilen rahatsızlık.
Bu rahatsızlığa nail olmuş iseniz sakın ha sakın kendinizi suçlayıp küçük görmeyiniz! Sebebi ailenizin sizi yetiştirme şekli, büyüdüğünüz çevre, yahut travmatik ekstrem durumlardır. Siz bir bireysiniz, o iletişim içinde olamadığınız insanlar gibi.