gidenlerin slipknot' ın spit it out şarkısına jump the fuck up adını koyduğu festivaldir. olum hepiniz mi şarkıları limewire' dan, ares' den indiriyorsunuz? biriniz de albüm almıyor mu lan?
neyse festivale gitmemiştim sırf organizasyonun saçma sapan işleri yüzünden şimdi yorumları okuyunca iyiki de gitmemişim diyorum.
içeri girişlerin berbat olduğu konserdir saat 7de kapıda olmama rağmen saçma sapan organizatörler ve araya kaynak yapanlardan dolayı mastodonu kaçırdım. önündeki onca yığılmaya rağmen giriş kapısı dışa doğru açılmıştır. nerde görülmüş giriş kapısının dışa doğru açıldığı!
içeride ise kavurucu güneşten dolayı herkes yandı kül oldu bir allahın kulu da gelip şemsiye satmadı, siz anca tişört satarsınız zaten.
amma velakin çıkan gruplar organizatörlere inat mükemmel performanslar sahnelediler, in flames çıkıp çalarken bazen vokalistin sesinin gelmediği bile oluyordu adam bağırdı çağırdı sarkısını söyledi helal olsun. slip knot sahne performansı ve iron maidenın genel performansı mükemmeldi.
son olarak mekan konusunda hemfikir olduğumuzu da bruce dickinson bize gösterdi.
inşallah başka bir yerde başka bir zamanda bruce.
edit: bruce beni duydu iron maiden 26 temmuz 2013te inönü stadına geliyor
ömrü boyunca türkiye'de böyle bir sahne şovu görmemiş olmalarına rağmen slipknot'a bok atan insancıkların olduğu konser. sevmiyorsan bile saygı duyacaksın! adam orada sizi eğlendirmek için götünü yırtıyor. 15 20 saniye çömeleceksin, adam 'zıpla amına koyayım' dediğinde zıplayacaksın tüm mesele bu! sen yarrak gibi dikilirsen orada adam da 'sizin yapacağınız işi sikeyim' der ve işine bakar. sonra ağlarsınız 'türkiye'ye her sene aynı gruplar geliyürr' diye!
kapıların 1 saat geç açılmasından dolayı aşırı sıcakta bayılma ve ezilme tehlikesi yine bu yüzden mastodon'u kaçıran yığınla seyirci, saat 4 de biten su ve yiyecek satışı, her zamanki gibi arıza yapan ses sistemi akabinde iron maiden solistinin muhteşem performans esnasında lafını sokuşu; "türkiyede çalmak çok güzel ama umarım bir dahaki sefere bu alanda olmayız." uzun lafın özeti sonisphere 2011 muhteşem grupların sahne aldığı yetersiz ve beceriksiz bir organizasyondur.
1 gün önce gece, bilet bulamadığım için konsere gidemeyeceğimden eminken ve kendimi buna hazırlamışken, ertesi sabah tesadüf eseri bilet sahibi oldum. gerçi bileti almak için anlaştıktan sonra naaptım lan ben diye biraz pişman oldum; çünkü konser modundan iyice çıkıyorsunuz, kafanızda ertesi günün planını kurguluyorsunuz, sonra bir anda 150 lira vereceğinizi düşününce enayi gibi hissediyorsunuz. (en azından ben öyle hissettim.) az buz para değil 150 lira. buna değdi mi değmedi mi karar vermedim. birazdan festivalin benim açımdan artıları ve eksilerini maddeler hâlinde inceleyeceğim. değip değmediğine siz karar verin.
# festivalin artıları #
+ dünya gözüyle iron maiden, in flames izledim. mastodon'u ise sadece dinleyebildim; çünkü o esnada çin seddi uzunluğunda tek sıra hâlinde ilerlemek bilmeyen sırada * bileti teslim alacağım kişinin gelmesini bekliyordum. biraz mağdur durumda kaldım açıkçası. ama duyduğum kadarıyla mastodon baya iyiydi.
+ in flames tişörtlü insanlar görmek. bilhassa ilk dönem albümlerinin tişörtlerini görünce daha bir duygulandım. in flames fanı olmama rağmen, son dönemini pek sevemediğim için the jester race tişörtümü giymemiştim. çünkü en son clayman albümünden çalıyorlar artık. yeni şarkıların da eklenmesiyle eski in flames tarih olacak. yine de sahnedeki in flames'i oldukça beğendim. anders friden akşamdan kalma olduğu için vokal konusunda biraz sıkıntı çekse de, temiz bir sound vardı.
+ iron maiden kusursuzdu. sadece biraz daha uzun kalmalarını isterdim. haa bir de slow şarkıları azaltıp daha hareketli parçalar çalsalar harika olurdu. eski direkt şarkılarını daha çok seviyorum çünkü.
+ alice cooper pek dinlediğim bir grup değildi, ama bundan sonra mutlaka kulak vereceğim. sahneleri harikaydı.
+ slipknot aslında festivalin bir artısı değil, ama eksisi de değil. bana pek keyif vermiyorlar, ama seveni var, bişey diyemem. tabii sahneleri gayet iyiydi. bunu da es geçmemek gerek.
+ festival programına sadık kalındı. saatlere uyuldu. sadece iron maiden 15 dakika geç çıktı. diğerleri tam zamanında sahnedeydi.
# festivalin eksileri #
- festivalin k.çiftlikpark'ta yapılması başlı başına bir rezalet zaten. zaten bruce abimiz de bir dahaki sefere festivalin stadyumda yapılması gerektiğini söyledi. bunu geçiyorum.
- leş gibi kokan tuvaletler. gerçi o kadar kalabalık ki buna nasıl bir çözüm getirilebilirdi bilmiyorum. iş biraz da biz seyircilere düşüyor. kirletmeye, talan etmeye programlanmışız resmen.
- zaten insan kalabalığı olan mekanda bir de yere atılan plastik ve kağıt bardaklarla mücadele etmek zorunda kaldım. bu her festivalde oluyor ne yazık ki. ben bardakları direkt aldığım yere götürdüğümde, "hayrola birader sen niye bana veriyosun" der gibi baktı eleman. ee böyle alışmışız tabii yapacak bişey yok. metalciyiz, leşiz. hel yeeaa.
- girişteki kapı yetersizliği. herkesi tek bir kapıdan aldıkları için baya bir yığılma oldu. 1000 emekli kuyruğu gücünde sıra vardı.
- sıcak. güneş tepemizdeydi. slipknot çıktığında başım ağrımaya başlamıştı. iron maiden çıktığında ise ağrısından ne kafa sallayabildim ne bişey yapabildim. azıcık mırıldansam bile başım ağrıyordu, şaka gibi.
- yiyeceklerin erkenden bitmesi. hatta su mevcut olmasına rağmen su fişleri bittiği için su alamadı insanlar. bira sudan daha mı önemli mk. su lan. hayati içecek işte. gerçi ben pek acıkmadım. müzik ruhun gıdasıdır beybi. ondan galiba.
- bir de eksi diyemem belki ama eksik diyebileceğim bir mevzu var. böyle büyük festivallerde grubu pek bilmeyenler için, katılımı artırmak açısından şarkı sözlerinin aktığı bir ekran olmalı. sahnenin her 2 yanına da, sahneyi tam göremeyenler için dev ekranlar yerleştirilmişti. aynı bu mantıkla "lyrics screen" tadında bir şey yapılabilirdi. naçizane bir tavsiye işte.
o değil de yanarım yanarım mastodon'u kaçırdığıma, brann dailor'ı izleyemediğime yanarım.
seneye daha az çakallığın döndüğü, daha iyi organizatörlerle daha iyi ve daha çok grupların geldiği bir festival olması dileğiyle.
çok uzatmak istemiyorum zira eksiklerini düşündükçe moralim bozuyor ve küfrediyorum.
ama şunu söylemeden edemeyeceğim, bu organizasyonu o göt kadar yere layık görenlerin Allah belasını versin.
gelelim konserlere;
mastadon: gayet iyi bir performanstı. daha önce çok fazla dinlemişliğim yoktu ama sevdim kendilerini.
in flames: bir tek satellites and astronauts şarkısı dinlemiştim. arkadaşların dediğine göre vokal arkada kalırmış biraz. ama konserde böyle olmasaydı keşke. anlaşılması zor oldu.
alice cooper: bu adamı izlemeden önce çok sevmediğimden fazla heyecanlı değildim. yalnız sahneye çıktı ve beni fethetti.
hele ki another brick in the wall'ı söylemesi ve daha sonra türk bayrağı ile sahneye dönmesi süperdi.
serdar ortaç duymanı isterdim bunu.
slipknot: bizim mal dinleyici jump da fuck upı bilmediği için slipknot buruk ayrıldı bence. sid yine sağdan soldan atladı, seyirciye su atması güzeldi. joey jordison'u çekmeyen rejinin allah cezasını versin.
craig 133 jones'da chris fehn'in arkasında kaldı. sahne düzenini yapanların da ta... neyse.
ve beklenen an geldi.
iron maiden: ben böyle büyülendiğimi hatırlamıyorum. bir ara sadece izledim. şarkı söylemedim. zıplamadım. kafa sallamadım. izledim. nicko'nun kameraları süperdi.
anlatılmaz yaşanır.
ne söyleyeyim ne diyeyim bilemiyorum.
hala inanamıyorum ben tüm sahne prodüksiyonuyla iron maiden'ı izledim. kendime geleyim anlatırım.
önce mekandan başlayalım: yok arkadaş, orada festival falan olmaz. bugün gördük bunu. içeri giriş ayrı bir rezaletti. biz tam girdiğimizde mastodon başlamıştı. ama dışarıda bekleyen bir çok kişi mastodon konserine yetişemedi. çıkışı ise söylemeye gerek yok. giriş hakkında ne yazdıysam aynısı geçerli.
mastodon: daha önceden dinlemediğim bir gruptu ama sahnesi, şarkıları gayet iyiydi. bundan sonra takipçileriyim.
in flames: melodik death metal pek sevmediğim bir tarz. güzel başladı, ama benim için sıkıcı geçti. pogocu güruh yüzünden zaten doğru düzgün konsantre olamadık. ayrıca günün en sıcak saatine de denk gelmesi de cabasıydı. geçti, gitti.
alice cooper: maiden'dan sonra festivale diğer gitme sebebimdi. baba hala çok büyük. her şarkıyı ayrı bir kıyafetle söyledi. bizleri coşturdu, kudurttu, bağırttı. müthiş zevkliydi. sahneye birde kendisini temsilen bir gulyabani çıkarttı. sonunda türk bayrağı'yl şovunu da yaptı. school's out şarkısının sonlarına doğru another brick in the wall'dan bir parça çalarak bizleri mest etti. serdar ortaç'ın yaşattığı şoku atlatmama vesile oldu. ayrıca bu konserin en güzel yanı ergenlerin bir anda ortadan kaybolmasıydı. rahat rahat seyrettik babayı. seviyoruz seni alice baba.
slipknot: çok sevmesem de dinlemeye değer bulduğum bir iki şarkısı vardı bunların. onlar da çaldı zaten. ayrıca en neşeli konser de bunların geçti. pogocu, wall of death'çi ergenler yüzünden yine dikkatimiz dağıldı. palyaço'nun ikide birde seyircilerin içine dalmaya çalışması, yerinde durmayan elemanlar, alev gösterileri. ama spit it out şarkısındaki çömelme aksiyonunu arka taraflardaki mal seyirci yapamadı. corey sahneden çökün diye talimat veriyor, etraftakiler çökün diye bağırıyorlar, ama büyük çoğunluk öyle bön bön bakmakla meşguldü. tamam, slipknot dinleme, ben de pek dinlemem. ama spit it out şarkısındaki aksiyon eğlenceli. dinlemiyorsan git arkalara da zevkimizi kaçırma. sonuç itibariyle, bu konserde güzel geçti.
iron maiden: 15 dakika geç çıkmalarını hiç sorun ettirmediler. onları tarif etmeye gerek yok. bruce'un ağzından scream for me istanbul ve scream for me turkey cümlelerini duymak, anlatılamayacak anlardı. setlist beklendiği gibiydi. çok iyi bir setlist olmasa da bunu hissettirmediler bize. siz o mekana yakışmadınız ama, size o mekanı reva görenler utansın. umarım tekrar gelirler.
geçen senekinde endam gösteremedim ama bu sene 12.30 baslayacak (!) diye bilerek 12 de orda oldum. kapıda yaklaşık 1 saat 45 dakika kadar sıcağın altında bekleyerek içeri girmeyi başardım ve mastodon hemen sonrasında sahne aldı.
mastodon pek değil hiç dinlemedim ama sahnesi gayet iyiydi yani dinlemeye şevk edici.
in flames son albümlerinden 2-3 şarkı çaldı gerisi dinleyenler için pek sevilen şarkılardı. özellikle my sweet shadow, yanlış hatırlamıyosam sonlara doğru çalmışlardı.
alice cooper ölmedim daha da ölmeye niyetim yok dercesine soluk almadan konser şovuyla, enerjisiyle tamamen izleyiciyi avcunun içine aldı. bilen bilir frankestein şarkısının sahne şovunu, evet tam olarak canlı kanlı izledik. sahneye çok hakimdi dememe gerek yok.
ayrıca another brick on the wall'ı da şarkı arasında söyledi -umuyoruz serdar ortaç bunu duyar ve edebini bildirir- ve sürekli istanbul-turkey diye izleyiciye seslenmeyi de ihmal etmedi.
fakat sahnesinin başında üzerindeki deri ceketle bi an buharlaşıp gideceğini düşündük ama soyundu rahatladık.
inanılmaz bi sıcak vardı kafamızı t-shirt'umuzu ıslatmadan durmak imkansızdı.
ayrıca alice cooper yapılabilecek en büyük jesti yaparak son şarkısında elinde türk bayrağını dalgalandırarak sahneden ayrıldı. grup elemanlarıyla birlikte eğilip selam vererek sahneyi terk etti.
slipknot yakıp yıkan yerinde duramayan davulcusu ve davulu sürekli hareket halindeydi adam bi türlü yerinde durup çalmadı bi ara yan döndü yükseldi (bilen bilir aslında ya) ve sürekli sahneden inen -hangi işi yapıyo bilmiyorum- elemanıyla değil sahneyi izleyicinin olduğu yerleri bile doldurdu.
sahnenin hemen yanında bi teras katı vardı (bileti 590 tl olan bölüm), bahsi geçen arkadaş bi ara oraya çıktı ve oradan izleyicinin üzerine atladı. ordan inerek sahne tarafına geçti, sahneye çıkmadan baska bi bölüme geçip 24lü su paketini kaparak ön taraftaki izleyicilerin üzerine gönderdi. (büyük sevap işledi birazdan değineceğim.)
ayrıca ayrıca, sahnede 'burada hiç unutulamayacak bir geceye bir tarih yazmaya hazır mısınız' dedikten sonra anladık ki jump the fuck of geliyor. ve o mükemmel anları da sayesinde yaşamış olduk. bu arada bi entryde o konser olmaz basılır bilmem ne denilmiş, adamlar sahnede ne kadar 'yasak' kelime ve hareket varsa yaptılar. ki people=shit şarkısında yapılan hareketi bilirsiniz, bunu aynı anda o tüm izleyicilerin yaptığını da hesaba katın. %50 falan hiç bağlamadı yani.
ve giderken 'ladies and fuckin' gentlemen' ile de kapatarak ayrıldı.
iron maiden babaydı candı orda ölünesiydi elbette.
hava çok sıcaktı, güneşin alnındaydık ve vücudum yer yer beyazdan kırmızıya dönüş yapmış halde.
mekandaki en büyük sıkıntı su idi. yani yiyecek ve içecekler fiş alıp, o fişi ürünü alacağın yere verip almaktan ibaretti.
havanın sıcak oluşuyla su en fazla tüketilen içecekti ve yanlış saymadıysam 6 kadar stand vardı çoğunda sonlara doğru su fişi kalmadığı için sürekli diğerine gönderiyodu. birada bu sıkıntı yoktu o konuda rahattık ama bi ara ordan oraya koşarak baya bi susuzluk çekmiş olduk.
bi de tuvalet problemi, kızlar tuvaleti zaman zaman sakindi başımızı ıslatmaya girdiğimizde, ama erkekler tuvaletindeki sıra 3 giriş 2 çıkış şeklindeydi ve arkadaşımın dediğine göre içerideki lavabolarda bile 5er kişilik sıralar vardı
erken olması başımıza güneş geçmesine, yanmamıza ve yorgunluktan erken çıkmak zorunda kalmaya sebep oldu bi nebze. yani benim için.
salık saçlarımı yanımızda en az eşya götürelim düşüncemle toplayacak tokam olmayınca girişte verilen festival rehberinin ipiyle bağladım, -sıcaktan azizim- arka tarafta bulunan bi çocuğa da aynısını yaparak iki kişinin kendine gelmesini kendimce sağlamış oldum.
onun dışında, su alırken senden benden biri omzumu tutarak 'tokan güzelmiş' dedi, arpa suyundan zaar dedim, çünkü tuborg bira vardı ve fiyatı da fena sayılmazdı.
sayılsa da bi secenek yok çünkü çıkıp gelemiyosun oyle bi şey var.
enerjisi bambaşka, yerinde durmana izin vermeyecek birbirinden sağlam gruplar için katlanmaya değdi.
bu arada mekan da baya iyiydi eskiye göre -büyültülmüş düzenlenmiş- güneş dışında orda bulunmaya engel hiç bi şey yoktu.
tanımsız olmasın dersek; iyiki gidilmiş orada bulunulmuştur. elbette nacizane fikrim.
Mekanın dangalaklığı yüzünden gitmiyorum, çünkü sahne önü almayan arkadaşlar epey bi' zorlanacak gibime geliyor. Iron Maiden efsanesini de canlı olarak izleme fırsatını da kaçıracağım gerçi ama olsun.
Şey, konsere giden bi' arkadaş az önce telefonla mesaj atmış, çok güldüm.
"iron maiden konserine giderken taksinin 6.66 tl tutması bir işaret değil de nedir?"
heyecandan ellerimin terlediği yerimde duramadığım hatta muhtemelen yardın sabah 10 da falan kapısında biteceğim konserdir.
hatta bu başlığa birden fazla entry girmeme sebep olmuştur o derecedir.
'Festival demeye bin şahit gerek' demek istediğim festivaldir(!) afedersiniz. Herşeye rağmen, gidemediğim için üzülmüyor da değilim hani. iron maideni görmek, tüm rezilliği unutturacaktır diye düşünüyor, katılacak arkadaşları şimdiden kutluyorum.
artık sayılı saatlerin kaldığı festival. ama gördüğüm kadarıyla, ne sözlükte, ne diğer net ortamlarında, ne de kendi çevremde, kimsede bir havaya girme durumu söz konusu değil. geçen sene kalan saatlerin bile sayıldığını göz önüne alırsak, bu sene kimsede bir heves yok gibi. tabi bunun başlıca nedeni, organizatörlerin beklentiyi daha bir sene öncesinden yüksek tutup, beklentinin çok altında kalan bir festival olacak olmasıdır. her şeye rağmen, yarın, daha doğrusu bugün iron maiden'ı kanlı canlı göreceğiz, dinleyeceğiz. umarım katılanlar için * güzel bir festival olur.
biletleri satışa çıktığında yer kötü, tek günlük, çok pahalı, iron maiden'a değer mi hede hödö diye bahane uyduranların fellik fellik bilet aradığı organizasyondur. 3 adet sahne önü biletim var ancak satılık değildir. arayanlara yardımcı olabilirim.
unirock kombinemi satıp, üstüne o bilete verdiğim para kadar para eklesem anca gidebileceğim festivaldir kendisi. bilhassa iron maiden ve akabinde daha bugünlerde dinlemeye başladığım alice cooper için gitmeyi can-ı gönülden istemekteydim. sanırım but its too late kalıbını bu durum için söyleyebilirim. biletlerin henüz bitmemesi de hayli ilginç. u2'nun 1 sene önceden satılmaya başlayan biletlerinde en pahalı kategoriler bile bitmişti..