soner yalçın

entry322 galeri15 video2
    235.
  1. biraz ceddimize değinmiş!
    anlaşılan sadece at sırtında fetih yapmıyorlardı!

    --- alıntı ---
    - Çaldıran Savaşı öncesi Şah ismail, Yavuz Sultan Selim’e içinde afyon bulunan bir altın kutu gönderdi. Bu afyon kutusuyla birlikte sunulan mektubunda Şah ismail; Yavuz Selim’e, “hakaret dolu mektubunuzu her halde afyon ile sarhoşken yazdırdınız” demek istemektedir!
    - Tarihçi Hammer, Yavuz Sultan Selim’in ölmeden önce çıbanların verdiği ağrıları hafifletmek için afyon kullandığını ve doktorların tavsiyelerine ehemmiyet vermeyerek kullanmaya devam ettiğini yazar.
    - Osmanlı padişahları arasında II. Murat, III. Murat ve IV. Murat’ın alkolle birlikte afyon kullandığı yazılmaktadır. II. Selim’in kullandığı da bilinir.
    --- alıntı ---
    http://sozcu.com.tr/2014/...i-esi-iffet-hanim-669931/

    sadece tıbbi sebeplerle kullanmışlardır!
    tabi canım!
    aksi muhafazakar demokrat yapımıza ters!
    1 ...
  2. 234.
  3. rte ye teşhisi koymuş!

    --- alıntı ---

    Psi­ki­yat­rist Dr. Ce­mal Din­da­r’­ın “Bi­’at ve Öf­ke­” ça­lış­ma­sı var.
    Bir de… Prof. Dr. En­gin Geç­ta­n’­ın ki­tap­la­rın­da -isim ver­me­den- sa­tır ara­la­rın­da Er­do­ğa­n’­ın ki­şi­li­ği­ne iliş­kin müt­hiş sap­ta­ma­la­rı var. (“Rast­ge­le Be­n” gi­bi.)

    Olgunlaşmamış kişilik

    Ergenlik krizini atlatamayıp özerk bir varlık geliştiremeyen insan:
    - Saldırgan eğilimli oluyor…
    - Olaylar istediği yönde gelişmediğinde öfke nöbetleri geçiriyor…
    - Orantısız güç kullanıyor…
    - Farklı görüşlere tahammül göstermiyor…
    - Sürekli olarak isteklerinin karşılanmasını bekliyor…
    - Etrafındakilere aşağılayıcı davranışlarda-sözlerde bulunuyor…
    - insanları/arkadaşlarını sadece kendine nasıl yararlı olacağına göre seçiyor…
    - Herkesten daha akıllı-zeki olduğuna inanıyor…
    - Kendisine ait bazı özellikleri başkalarına yansıtıp eleştiriyor…
    - Kin duygusuna kadar uzanan dindirilemez öfkesi bir türlü bitmiyor…
    - Kazanmakla yetinmeyip karşı tarafın yok olacak derecede kaybetmesini istiyor…
    Yıkıcılık salt bunlarla sınırlı değil… Ortak insani değerler silikleştikçe, tarih de doğa da bundan nasibini alıyor! Kendisinden farklı gördüğü insanları sadece var oldukları için cezalandırmak istiyor!
    Değersizlik duygusundan kurtulamadığı için kendisini; yücelttiği insanların ya da siyasal sistemin devamı olarak görüyor; ve altında gördüğü insanları kendi uzantısı olarak algılayıp, öyle davranıyor.
    Ve işin özünde… Derin bir yalnızlığı vardır; “pazar yeri yalnızlığı..!”
    Oysa…
    Ergenlik sorunu aşmış, özerk bir varlık geliştirmiş kişi; dünyasını geliştirme-genişletme çabası içindedir.
    Özerkliğini edinememiş insan ise tanıdığı, gördüğü ya da duyduğu insanlar ötesindeki dünyaları merak etmez.
    Farkındalığı yoktur. Yaşam alanı sığdır.
    Ve aslında…
    Önemsemezseniz, yüceltmezseniz; onayına ihtiyaç duymazsanız karşınızda aslında hâlâ olgunlaşmamış bir ergen çocuk olduğunu görürsünüz!

    --- alıntı ---
    http://sozcu.com.tr/2014/...in/ruh-koku-sakat-671485/
    2 ...
  4. 233.
  5. 2 gündür abd'nin tarım politikasını,
    akp'nin türk çiftçisini ve türk halkını nasıl sattığını yazıyor!
    okumalı.

    http://sozcu.com.tr/2014/...lcin/yesil-devrim-645286/
    http://sozcu.com.tr/2014/...anin-buyuk-gunahi-646336/
    4 ...
  6. 232.
  7. Futbol hakkında yazmasını tavsiye etmediğim yazar.
    *
    la­tin ame­ri­ka­'nın ef­sa­ne­vi isim­le­ri var; bo­li­var gi­bi; che gi­bi; ma­ra­do­na gi­bi...
    la­tin­le­re gö­re, ma­ra­do­na­'nın av­ru­pa­lı ra­kip­le­ri­ne at­tı­ğı her gol; mev­cut dü­ze­ne kar­şı ya­pıl­mış bir baş­kal­dı­rı, ta­rih­ten alın­mış bir öç ye­ri­ne ge­çi­yor­du.
    ya­zar edu­ar­do ga­le­ano onun sol­cu kim­li­ği­ni şöy­le yaz­dı: "dü­zen­den ya­na olan­la­rın sus­ma­sı­nı em­ret­ti­ği hal­de, onun ba­zı şey­le­ri ava­zı çık­tı­ğı ka­dar ba­ğı­ra­rak açı­ğa vur­ma­sı­nı ve özel­lik­le sol aya­ğıy­la oy­na­ma­sı­nı ba­ğış­la­mak müm­kün de­ğil­di, çün­kü 'so­l' ke­li­me­si söz­lük­te 'ya­pıl­ma­sı ge­re­ke­nin kar­şı­tı­' ola­rak ta­nım­la­nı­yor­du."
    ma­ra­do­na hep "söy­len­me­me­si ge­re­ke­ni­" söy­le­di. fut­bol­cu­la­rı öğ­le vak­ti kız­gın gü­ne­şin al­tın­da oy­na­ma­ya mec­bur eden te­le­viz­yo­nun mut­lak ha­ki­mi­ye­ti­ne kar­şı çık­tı; ulus­la­ra­ra­sı iş hu­ku­ku­'nun ne­den fut­bol­da uy­gu­lan­ma­dı­ğı­nı sor­du.
    so­nuç­ta ma­ra­do­na­'yı yok et­mek için bin­bir oyun oy­nan­dı; ama o hâ­lâ dün­ya­nın en se­vi­len is­mi...
    bu­gün­ler­de yi­ne bir dün­ya ku­pa­sı oy­na­nı­yor; ve gün­dem­de yi­ne ma­ra­do­na var. uru­gu­ay­lı fut­bol­cu su­are­z'­in ce­za al­ma­sıy­la il­gi­li ola­rak fı­fa­'yı; "ço­cu­ğun ha­ya­tı­nı bi­tir­me­ye ça­lı­şan maf­ya ör­güt­len­me­si­" di­ye ta­nım­la­dı.
    fı­fa, ma­ra­do­na­'ya hep yap­tı­ğı gi­bi yi­ne ce­za kes­ti: ma­ra­do­na ar­tık vıp bö­lü­mün­den maç iz­le­ye­me­ye­cek; ta­raf­tar
    gi­bi bi­let alıp sta­da gi­re­cek­ti!
    pe­ki...
    ma­ra­do­na hak­sız mı? ne­den "maf­ya ör­güt­len­me­sin­de­n" söz et­ti?
    sus­kun­luk ya­sa­sı: omer­ta
    78 ya­şın­da­ki jo­seph sepp blat­ter is­viç­re­li. 1975'te
    fı­fa­'da ça­lış­ma­ya baş­la­dı. 1998'de fı­fa baş­ka­nı ol­du! adı rüş­vet skan­da­lı­na ka­rış­tı­ğı için 2002'de­ki kı­sa bir ara dı­şın­da yıl­lar­dır bu gö­re­vi­nin ba­şın­da.
    spor­da yol­suz­luk ve rüş­vet araş­tır­ma­la­rıy­la ta­nı­nan is­koç ga­ze­te­ci an­drew jen­nings, blat­ter ve eki­bi hak­kın­da ki­tap yaz­dı: "o­mer­t: sepp blat­te­r's fı­fa or­ga­ni­sed cri­me fa­mily."
    jen­nings, blat­te­r'­i "maf­ya ba­ba­sı­" ol­mak­la, rüş­vet ve şan­taj ağı kur­mak­la ve fı­fa de­le­ge­le­ri­nin ço­ğu­na bir çe­şit sus­kun­luk ye­mi­ni et­tir­mek­le suç­lan­dı. olay sa­de­ce blat­te­r'­le sı­nır­lı de­ğil­di; fı­fa es­ki baş­ka­nı ha­ve­lan­ge­'a dek uza­nı­yor­du...
    1916 do­ğum­lu bre­zil­ya­lı jo­ao ha­va­lan­ge, ta­şı­ma­cı­lık ve si­lah ti­ca­re­tiy­le uğ­ra­şan şir­ket­le­rin sa­hi­biy­di. 1974-1998 yıl­la­rı ara­sın­da fı­fa baş­kan­lı­ğı yap­tı. gö­re­ve gel­di­ğin­de ilk sö­zü şu ol­du: "ben bu­ra­ya fut­bol adı ve­ri­len bir ürü­nü pa­zar­la­ma­ya gel­dim." he­men co­ca co­la, sony, mcdo­nal­d's ve adi­das
    gi­bi bü­yük şir­ket­ler­le or­tak­lık kur­du.
    fut­bol en­düs­tri­yel bir me­ta ol­du. öy­le ki, ha­ve­lan­ge te­le­viz­yon­lar­da da­ha çok rek­lam ol­ma­sı için fut­bol maç­la­rı­nın 25'er da­ki­ka dört dev­re oy­nan­ma­sı öne­ri­sin­de bu­lun­du!
    ne­oli­be­ra­liz­min doğ­du­ğu bu dö­nem­de pa­ra ola­cak ve si­ya­set ol­ma­ya­cak; hiç olur mu? fut­bol si­ya­se­tin em­ri­ne so­kul­du.
    ör­ne­ğin...
    ar­jan­ti­n'­de­ki as­ke­ri dar­be­ye yar­dım için dün­ya ku­pa­sı bu ül­ke­de oy­nan­dı; fa­şist dik­ta­tör jor­ge ra­fa­el vi­de­la, bu ba­şa­rı­sın­dan ötü­rü ha­ve­lan­ge­'ya ni­şan tak­tı. ne de ol­sa vi­de­la, fı­fa baş­kan yar­dım­cı­sı car­los la­cos­te­'nin ye­ğe­niy­di!
    ak­ra­ba­lık iliş­ki­le­ri­ne de ör­nek ve­re­lim: bil­di­ği­niz gi­bi dün­ya ku­pa­sı bre­zil­ya­'da oy­na­nı­yor. ev sa­hip­li­ği­nin bu ül­ke­ye ve­ril­me­sin­de 23 yıl bre­zil­ya fut­bol fe­de­ras­yo­nu­'nun baş­kan­lı­ğı­nı ya­pan fi­nans­çı ri­car­do te­ixei­ra, ha­ve­lan­ge­'nin da­ma­dıy­dı!
    sac aya­ğı­nın bir aya­ğı ek­sik kal­ma­sın; blat­ter,
    ha­ve­lan­ge­'dan son­ra bir isim da­ha var: ju­an an­to­ni­o sa­ma­ranch! 21 yıl olim­pi­yat ko­mi­te­si baş­kan­lı­ğı yap­tı.
    o da is­viç­re kö­ken­li; bar­ce­lo­na do­ğum­lu ama is­viç­re
    oku­lu­'n­da oku­du. teks­til­ciy­di ve is­pan­ya­'nın en bü­yük ta­sar­ruf ban­ka­sı­nın yö­ne­tim ku­ru­lu baş­ka­nı ola­rak gö­rev yap­tı.
    si­ya­si ola­rak da blat­ter ile ha­ve­lan­ge­'ya ya­kın­dı; is­pan­ya dik­ta­tö­rü fran­co­'nun ya­nın­da yer al­dı.
    kim ka­zan­dı, kim kay­bet­ti?
    ma­ra­do­na­'nın maf­ya de­di­ği bu "ya­pı­"nın baş­ken­ti
    ne­re­siy­di?
    pa­ra olun­ca ak­lı­nı­za han­gi ül­ke ge­lir: is­viç­re!
    fı­fa­'nın "tah­tı­" zü­ri­h'­te!
    olim­pi­yat ko­mi­te­si­'nin "k­ral­lık mer­ke­zi­" lo­za­n'­da!
    fı­fa ve olim­pi­yat ko­mi­te­si­'nin or­ga­ni­ze et­ti­ği ulus­la­ra­ra­sı spor ya­rış­ma­la­rı­nın ya­yın hak­la­rı; rek­lam alım sa­tı­mı; amb­lem-bay­rak- mas­kot hak­la­rı vs gi­bi "bin­bir işi­" ya­pan ısl mar­ke­ting mer­ke­zi de, yi­ne is­viç­re lu­zer­n'­dey­di!
    uzat­ma­ya­yım: sa­nı­rım ba­ron­la­rı ta­nı­dı­nız!
    fut­bol ro­man­tiz­mi­ni bi­tir­di­ler. ço­ku­lus­lu fir­ma­lar, ta­kım­la­rı ve stad­yum­la­rı sa­tın al­dı. fut­bol sa­na­yi da­lı­na dö­nüş­tü­rül­dü; kü­re­sel bir im­pa­ra­tor­luk ya­pıl­dı.
    evet: ma­ra­do­na­'nın sa­nat­sal fut­bo­lu, so­ğuk ve zevk­siz salt sko­ra yö­ne­lik oyu­na ye­nil­di.
    ar­tık "ra­kip fut­bol­cu­lar üzü­lü­r" di­ye se­vinç gös­te­ri­si yap­ma­yan jo­se pi­en­di­ne­ne yok.
    ar­tık rö­va­şa­ta ile gol atan
    şi­li­li kı­zıl­de­ri­li da­vid
    ar­rel­la­no yok.
    ar­tık "6 ba­ca­k" le­oni­das ya da "çıl­gın aya­k" gar­rinc­ha yok.
    ar­tık "tan­go en iyi an­tre­man­dı­r" di­yen mo­re­no yok.
    ar­tık to­pa sev­gi­li­si gi­bi dav­ra­nan di­di yok.
    ar­tık 1942'de "ka­za­nır­sa­nız ölür­sü­nü­z" teh­di­di­ne rağ­men sa­ha­ya çı­kıp na­zi­le­ri pe­ri­şan eden ve kur­şu­na di­zi­len di­na­mo ki­ev'­li 11 fut­bol­cu yok.
    ar­tık li­man iş­çi­le­ri­nin gre­vi­ni des­tek­le­yen bir cüm­le­yi for­ma­sı­na yaz­mış ol­du­ğu için ce­za­lan­dı­rı­lan in­gi­liz fut­bol­cu rob­bi­e fow­ler yok.
    ar­tık 1994'te fut­bol sen­di­ka­sı kur­mak ama­cıy­la ça­lış­ma­la­ra baş­la­dık­la­rı için üzer­le­ri çi­zi­len; sto­ich­kov, be­be­to, gas­co­ig­ne, fran­ces­co­li, la­ud­rup, za­ma­ra­no, hu­go sanc­hez yok.
    ar­tık "de­niz gez­miş idam edil­me­si­n" di­ye im­za top­la­yan me­tin ok­tay yok.
    ar­tık fut­bol­cu­la­rın sö­mü­rül­me­si­ne kar­şı çı­kıp sen­di­ka kur­mak is­te­di­ği için ga­la­ta­sa­ra­y'­dan ko­vu­lan me­tin kurt yok.
    dün­ya ku­pa­sın­dan zevk al­ma­ma­nı­zın se­be­bi bu­dur!
    şim­diki fut­bol­cu­lar çok ter­bi­ye­li: si­ga­ra iç­mi­yor­lar; iç­ki iç­mi­yor­lar, çok ça­lı­şı­yor­lar ve fut­bol oy­na­mı­yor­lar!
    *
    yazıda gerçekten çok haklı olduğu konular var ancak unuttuğu çok önemli bir şey var. o da futbolun yıllar içindeki gelişimi, taktik düzeni, kuralları daha doğrusu tamamiyle değişen çehresi.

    endüstriyel futbol sonuca direkt etki ediyor yıllardır. bu benim de kabulüm. ancak futbolun seyir zevki oyun mantığına göre değişmekte. 3-5-2'nin egemen olduğu yıllarda en iyi bekler, 4-3-3'ün ve dolaylı olarak da 4-5-1'in etkin olduğu yıllarda en iyi orta saha oyuncuları kendini göstermedi mi ? brezilya 2002'de zafere ulaşırken 3-5-2 oynuyordu. sağda cafu, solda roberto carlos ile muazzam bir hücum düzeni ve etkinliği bulmuşlardı. son iki avrupa* ve 2010 dünya şampiyonası'na ambargo koyan ispanya ise pas futbolunu abartarak oynuyordu. bu oyu stili çerçevesinde xavi, xabi alonso gibi oyuncular zirveyi görürken, iniesta, fabregas, busquets, silva gibi oyuncular da parladı. bu saydığım isimlerin hepsi de orta saha oyuncusuydu.

    siyasi kaygıları bir kenara bırakırsak yazdığı şeyler çok yavan kalıyor. kabulümdür fifa ve uefa çevresinde inanılmaz paralar ve mevkiler dönmekte. akrabalık, ahbaplık ilişkileri haddinden fazla. ancak kalkıp da dünya kupası zevksiz demesi gerçekten çok garip. günümüz futbolunda 12-13 kilometrelik toplam koşu tabloları çıkarken 1950 ve 1960 yıllarının futbolunun antrenmanlarını tangoyla yapan futbolcularını ve oynadıkları futbolu, günümüz futbolcuları ve oynadıkları futbolla karşılaştırmamalı kanaatimce.
    0 ...
  8. 231.
  9. Sabahın köründe Denizli'de gözaltına alınmış Sözcü gazetesi köşe yazarı.
    0 ...
  10. 230.
  11. Bugün çok sağlam ve moral bozucu yazmış.
    1 ...
  12. 229.
  13. teşkilatın iki silahçörü isimli kitabı elinde patlayan zat.
    konuşturduğu ve anlattığı senaryo uydurmaymış mk.
    0 ...
  14. 228.
  15. son derece kaliteli komplo teorisyeni. her yazdığı dikkatle okunmalıdır.
    0 ...
  16. 227.
  17. siz kimi kandırıyorsunuz'da emine erdoğan'ın 15 yaşlarında türbana karşı olduğunu iddia eden solcu yazar daha çok şey sıralıyor da doğru dürüst kaynak belirmediğinden okuyasım gelmedi.
    1 ...
  18. 226.
  19. gerçek bir hikayeye dayandığını iddia ettiği teşkilatın iki silahşörü'nün bir roman tadında uydurma kitap olduğu ortaya çıkan yazar.
    1 ...
  20. 225.
  21. 224.
  22. birgün uğur mumcu gibi yok edilmesinden endişe ettiğim yazar.
    yüreğine ve kalemine sağlık, ömrüne bereket.
    1 ...
  23. 223.
  24. bu aralar abdullah gül'ü yazıyor?
    gül'ün damadı 09.07.2014
    http://sozcu.com.tr/2014/...lcin/gulun-damadi-551972/

    gül'ün mal varlığı
    http://sozcu.com.tr/2014/...r%C2%ADli%C2%ADgi-552750/

    mal varlığı neden açıklanmıyor acaba?

    o değil de tayyip ve gül'lerin çocuklarının, dünürlerinin, akrabalarının ticari zekasına ne demeli!
    maşallah zehir hepsi zehir.
    0 ...
  25. 222.
  26. bazı yandaşların iyice sapıtmasına sebep olan değerli gazetecidir.

    "gülen cemaati beslemesiymiş"!... cemaat yüzünden hapis yatan, kendi zihniyetleri cemaatle göt göte iş görürken, cemaatle mücadelenin en ön saflarında yer alan soner yalçın!...

    ayranı yine fazla kaçırdılar bunlar... beyin ishaline sebep olduğu görülüyor.
    1 ...
  27. 221.
  28. 220.
  29. cumhurbaşbakanı adayı abdullatif şener olması, itirazları ve izahı yaşanan çelişkileri en iyi anlatan dik duran adam.
    0 ...
  30. 219.
  31. Gazeteci / Yazar Soner Yalçın, son kitabı “Kayıp Sicil- Erdoğan’ın Çalınan Dosyası ile ilgili röportaj.
    http://odatv.com/n.php?n=...e-utanc-duydum-2106141200
    1 ...
  32. 218.
  33. "1969 kongresinde Alpaslan Türkeş, “CKMP” adını “MHP” olarak değiştirdi. “Bozkurt” sembolü, “Üç Hilal”e dönüştürdü. “Türkçü” yerine “milliyetçi” adı kullanılmaya başladı; “Türkçüler Derneği” lağvedildi; “Milliyetçiler Derneği” kuruldu'' diyerek güzel bir düşünce belirtmiş yazar. Bana mukabil ölçüde karşı olanlar Necip Hablemitoğlu'nu araştırabilir.
    1 ...
  34. 217.
  35. ibn'i arabi'nin kendinden yüzyıl sonra yaşamış adamdan esinlendiğini yazabilmiş kişi.
    0 ...
  36. 216.
  37. iyi bir gazeteci olmasinin yaninda iyi bir espri anlayisina sahip insandir.
    1 ...
  38. 215.
  39. şöyle bir düşündüm hangi kitaplarını okudum:
    bay pipo
    teşkilatın iki silahşoru
    binbaşı ersever'in itirafları
    efendi: beyaz türkler'in büyük sırrı
    efendi 2: beyaz müslümanların büyük sırrı
    bu dinciler o müslümanlara benzemiyor
    samizdat
    reis: gladio'nun türk tetikçisi
    bir tanesini yazmayı unuttum gibi ama neyse. ben her kesimden yazarın kitabını okurum. her görüşün artılarını eksilerini görmek için. şunu rahatlıkla söyleyebilirim. soner yalçın şimdiye kadar okuduğum en akıcı üsluba sahip yazar. özellikle efendi kitabına hayran kaldım. kurgusu yönünden özellikle. günde 200-250 sayfa okumazsam rahat edemem söz konusu soner yalçın'sa.
    0 ...
  40. 214.
  41. yazdığı kitapların çoğunu okudum, hala da okumaya devam ediyorum. bir kitabı okumam için herhangi şart aramam(ideoloji vs gibi) lakin bazı gizli bilgiler-belgeler neden tek kalemde toplanır bunu anlayabilmiş değilim. galiba anlayamayacağım da.

    not: düzeltme yapılmıştır.
    0 ...
  42. 213.
  43. Yıllar önce o hürriyette yazarken, bi yaz günü marmariste şans eseri ayn yerde kalmıştık.
    O zamanki bi olay sonucundan hürriyetin tutumunu beğenmediğimi ve protesto ettiğimi söylediğimde;
    Sizi destekliyorum, gerçekten haklısınız demiş gazetesinden yana olmadığını itiraf etmişti.
    Ama yazmaya devam etti tabii yıllarca.
    0 ...
  44. 212.
  45. bugünkü yazısında değinilmeyen kısmı ben aktarayım.
    bakalım kadir mısırlıoğlu öğrencileri bunlara ne kılıf bulacak?

    --- alıntı ----
    Ho­ca Saa­det­tin Efen­di­’ye gö­re Türk; le­ş’­ti.
    Na­ima’­ya gö­re Türk; az­gın­dı; çir­kin yüz­lüy­dü; ka­bay­dı; ca­hil­di.
    Ne­f’­i’­ye gö­re Türk; Al­la­h’­ın ir­fan pı­na­rı­nı ya­sak­la­dı­ğıy­dı.
    Ha­fız Çe­le­bi­’ye gö­re Türk; ba­ban bi­le ol­sa öl­dü­rül­me­si ge­re­ken­di.
    Sad­ra­zam Ku­yu­cu Mu­ra­t’­a gö­re Türk; ba­şı vu­rul­ma­sı ge­re­ken pi­s’­ti.
    Ak­sa­ray­lı Ke­ri­med­din Mah­mu­d’­a gö­re Türk; hun­har kö­pek ve kurt gi­biy­di; Tür­k’­ün eli­ne fır­sat ge­çer­se yağ­ma­yı ga­ni­met bi­lir­di.
    Mer­zi­fon­lu Sey­yit Ab­dur­rah­man Eş­re­f’­e gö­re Türk; ta­lan­da, ül­ke yak­mak­ta eş­siz­di bir gad­dar­dı.
    Şey­hü­lis­lam Mus­ta­fa Sab­ri Efen­di­’ye gö­re Türk; soy­suz­du. Vah­det­ti­n’­e gö­re Türk; di­ni, so­yu so­pu, yur­du be­lir­siz kar­ma­ka­rı­şık bir ca­hil­ler sü­rü­süy­dü.
    Bu söz­ler hiç şa­şır­tı­cı de­ğil…
    Rum­be­yoğ­lu Fah­ret­tin Bey, 1920 yı­lın­da is­tan­bu­l’­un iş­ga­li sü­rer­ken Da­mat Fe­rid hü­kü­me­tin­de Maa­rif Na­zır­lı­ğı­’na ya­ni Mil­li Eği­tim Ba­kan­lı­ğı­’na ge­ti­ril­di ve gö­re­ve ge­lir gel­mez ilk işi, ki­tap­lar­dan “Tür­k” sö­zü­nü çı­kart­mak ol­du. (Ana­ya­sa­’dan, ka­mu ban­ka­la­rın­dan kim­le­rin “Tür­k” adı­nı çı­kar­ma­ya ça­lış­tı­ğı­nı bi­li­yor­su­nuz.)
    Çal­dı­ran Sa­va­şı­’n­dan ön­ce­ki ya­zış­ma­la­rın­da Ya­vuz Sul­tan Se­lim, Şah is­ma­il’­e ne di­yor­du: “Ben Sul­tan Be­ya­zıt oğ­lu Sul­tan Se­lim, sen ki ey eşek Türk.”
    Pe­ki…
    Os­man­lı; Er­me­ni­le­re “mil­let-i sa­dı­ka­”, Arap­la­ra “kavm-i ne­ci­p” der­ken Türk­le­r’­i ne­den aşa­ğı­la­dı?
    Os­man­lı bir im­pa­ra­tor­luk­tu; kul­la­rı ara­sın­da bir­çok din-mez­hep ve et­nik men­sup­luk var­dı. Ni­ye Tür­k’­e düş­man­lık et­sin?
    As­lın­da Os­man­lı­’nın “Tür­k” de­di­ği, “kut­sal dü­ze­ne­” baş­kal­dı­ran Ale­vi­’y­di!
    Os­man­lı, Ale­vi­’ye Türk di­yor­du… Ale­vi düş­man­lı­ğı­nın te­me­lin­de Türk düş­man­lı­ğı var­dı.
    ---- alıntı ----

    http://sozcu.com.tr/2014/...manliginin-kokeni-522026/
    2 ...
  46. 211.
  47. alevîlerle alakalı yazdığı yazı, osmanlı tarihinin suratına tükürmekle eşdeğer olan, kendini tarihçi zanneden tetikçi. eh, zamanında mustafa sabri efendi'yle musa kazım efendi'yi karıştırıp, birine mason öbürüne hürriyet ve itilafçı diyen çakma tarihçiden başka bir şey beklenmez.

    patrimonyalizmi bilmiyor, şah ismail'in aslen kürt olduğunu, hatta kendisine düzmece bir şecere uydurarak arap şeyhliği iddiasında bulunduğunu bilmiyor, 'türk' kelimesinin ırkî anlamda değil, sosyolojik anlamda kullanıldığını dahi bilmiyor. bunun osmanlı'yla başladığını sanıyor. halbuki azıcık kitap karıştırsa; türklerin müslüman olduktan sonra, bilhassa samanoğulları döneminden itibaren başlayarak islam kültürü zayıf, göçebe ve köylü hayatı sürdürenler hakkında türk tabirini kullandıklarını bilirdi. anadolu'da yerleşik hayata geçmiş; memurluk, esnaflık, tacirlik yapan, koyun beslemeyen yaylaya gitmeyen kimselere de yörükler 'türk' derdi. sonrasında tımar sahipliği olmayanlara, 'sıradan halk' manasında 'türk' demek adet oldu. hatta çok erken dönemde, araplar çinlileri ve moğolları da türk zannederek, onlara 'türk' demişlerdir. soner yalçın 'kapasitesizliğinde' bir adamın, alevîliği dahi bilmeden böyle atıp tutması tabiidir.

    soner yalçın, 'mülk' tabirini de bilmiyor. ''memalik-i mahsura'' demek, 'korunmuş memleketler' demektir, devletin birçok özerk beylikten oluştuğunu ifade eder. örneğin eski kitaplarda ''müluk'' tabiri vardır, ''melik''tek hatırlarsınız. bu da mülkten türemiş. mülk ne? ''hüküm ile bir şeyin zabt ve tasarrufu'' yani 'hükmetme'. padişah, memleketi sevk ve idare eden kişi olduğundan, mülk de 'hükmetme ile bir mekanın idaresi'' olduğuna göre, padişah mülkün sahibi olur. buradan alevîleri türk kimliğiyle ifade ederek kurduğu saçma sapan hayal dünyasına nasıl ulaşıyor, cidden merak ediyorum.

    he, türk kimliğine o kadar aşina ise, eski türk töresinde hakan'a karşı gelenin sonunun ne olduğunu da biliyordur. osmanlılar da ehli beyt yanlısıydı, kendisinin eleştirmeye cür'et ettiği ebu hanife, ehli beyte düşmanlık ettiği için abbasîlere verdiği biattan dönmüş ve işkence görmüştür. öyle bir anlatıyor ki, ehli sünnet muaviye'ciymiş, tek alevîler ehli beyti seviyormuş gibi... yesinler senin şu müslüman ayaklarını soner...

    arapların türklere kötü müslüman gözüyle bakması, 19. yüzyılda vuku bulan bir şey. bu da napolyon'un ''fıkha dayalı türk islam'ını ötekileştir, medeniyet tasavvurunu dayalı arap islam'ıyla ikame et, müslümanları din değiştirmeden medenileştirme kozmopolis projesini hayata geçir'' metoduyla ilgilidir. kendisi açsın, bedri gencer hoca'nın islam'da modernleşme adlı eserini okusun. yok türkler kadınlarla beraberdi, araplar şöyleydi, böyleydi...

    bunları hala yiyen var mı allah aşkına?

    çok bile konuştum şunun için...

    edit: soner fun club üyesi var buralarda bir yerde, durun bulduğumda haber veririm.
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük