biraz takip edeceğim kendisini. umarım diğer gazeteciler(!) gibi üzmez beni kendisi. zaten kürtçülerin nefret ettiğini biliyordum kendisinden. o zaman daha güvenilir bir liman oldu benim için.
soner yalçın'ın y-chp'yi savunduğunu zanneden tek hücrelilerin anlayamayacağı adam!
artık bu iyiden iyiye akp savunması haline geldi!
son örneği diyanetin 1 milyonluk mercedes'inde yaşadık!
+ diyanet 1 milyona mercedes almış.
- (akp'li)olur mu öyle şey yaşandır. diyanetin makamda lükste gözü yoktur.
+ olum haberi var.
- (akp'li) hangi gazete?
+ X gazetesi
- (akp'li) o gazete zaten muhalif ona inanılır mı? hem abdülkadir selvi 300 bin tl diyor!
+ yeni şafağa inanılır mı? kabataş yalancısı abdülkadir selvi'ye inanılır mı?
- (akp'li) tabi canım onlar hayatta yalan söylemezler. hem diyanet açıklama yaptı. ahirette hesap soracakmış. milyonluk araba yok dedi!
+ hacı milyonluk arabanın faturası çıktı!
- (akp'li) ne var yani herkesin makam aracı var. diyanetin olmuş çok mu?
işte bu kadar pişkin, omurgasız, kıvırgan tipler bunlar!
beğenmeyen ardıç, koru gibileri okur.
özellikle de tarih ile ilgili belgeli şekilde yazması ve konuşmasını ilgiyle talip ediyorum.
kitapları da on numaradır.
Yazdığı köşe yazılarını okumaktan büyük keyif aldığım, süper araştırmacı gerçek bir entellektüel gazetecidir. Ele aldığı her konuda dünya literatürünün kısaca üzerinden geçer. Özgüvenle, bugünün siyasi ortamında sinmeden, korkmadan yazıyor. Adam bu ülkede boşu boşuna 3 yıl hapiste yattı ve buna rağmen aynı iştahla yazması takdire şayandır.
Kitaplarında şimdiye kadar Erdoğan'ın Kayıp Sicili, Binbaşı ersever'in itirafları ve Bay Pipo'yu beğenerek okudum, sırada diğer kitapları var.
mücteba 1654 yılında kuala lumpur da doğmuştu. o da mevlüde gibi hıyarlıbahçeler özel kolejini bitirdikten sonra, arkadaşının yapamadığını yapıp gıyaseddinoğullarından pertevle evlendi. pertev o zamanın saray başmüşavirinin defterdarının karısının yeğeniydi. bütün bunlar rastlandı mıydı? bu evlilikten doğan iktibas ve lepiska isimli kardeşler daha sonra teşkilat-ı hususa da önemli yerlerde olacaklar. sonraki bölümlerde onlara da değineceğiz.
bay pipo Reis Beyaz türklerin sırrı Erdoğan ın kayıp sicili bu kitap otobiyografidir.
Gibi efsane kitapları yazmış yazar kişi.
Kaynak verdiğim kitapları okumalarını şiddetle tavsiye ederim.
Türkiyenin kirli geçmişini görebilirsiniz.
laik ahlakın dinci ahlakına üstün geleceğini bilen insandır. mini etek giyin inadına derken türban takıp kıçı başı ortada sağda solda flörtleşen ve allahı kandırdığını sana zavallılardan olmayın demiştir.
Sanat için değilse de Cumhuriyet kazanımları için soyunması gereken şahıs.
Kadınları mini etekli ve dekolteli görmek isteyen zat
Ne dersen de. Kendi beyanı bu şekilde.
dürüst , çalışkan, vicdanlı, aklını kullanan, maddiyatla ilişkisi olmayan ve bu ülkenin gelecek nesilleri güzel bir ülkede yaşayacaksa bunun için yazan çizen düşünen gazetecidir. ergenekon kumpasını kuran şerefsizlerde olmayan ne varsa soner yalçın'da vardır.
işgalci Yunana ilk kurşunu atan yurtsever
Yıl: 1911.
Paris Sorbonne Üniversitesinde Siyasal Bilimler öğrencisi.
italyanların Trablusgarpa saldırmaları üzerine Avrupada Türkler aleyhinde propaganda yapılmaya başlandı; saldırgan italyanlar mazlum, savunmadaki Türkler ise zalim gösterildi.
Osman Nevres, Trablus Savaşıyla ilgili bir belgesel filmin Parisin ünlü sinemalarından Olimpiada oynandığını duydu. Heyecanla filmi seyretmeye koştu.
Film başlayınca Osman Nevres yerinde duramadı. Çünkü, seyirciler perdede Türk askerlerini görünce yuhalıyor, italyan askerlerini alkışlıyorlardı.
Osman Nevres dayanamadı ve oturduğu sandalyeyi perdeye fırlattı. Beyazperde boydan boya yırtıldı. Fransızca ışıkları yakın diye bağırdı. Seyircilerin korku ve şaşkınlık içinde bağırmaları üzerine makinist filmi durdurdu ve ışıklar yandı.
Osman Nevres bağırarak şöyle dedi:
Benim sizlerden ne farkım var? Sorbonne Üniversitesinde okuyor ve sizin dilinizi konuşuyorum. Ben de Türküm. Türkler bu filmde gösterildikleri gibi vahşi ve zalim insanlar değillerdir. Onlar da en az sizin kadar uygardırlar.
Osman Nevres daha fazla konuşamadı; birkaç polis salona girdi. Gözaltına alındı.
Götürüldüğü karakolda şöyle konuştu:
Ben vatanını seven bir insanın yaptığını yaptım. Fransa Hükümeti, Osmanlı Devleti aleyhindeki bu kampanyayı durdurmazsa aynı davranışı pişmanlık duymadan tekrar yaparım!
Bu girişi bakın neden yaptım
Türkün Türke düşmanlığı
Adı, Russell Crowe
7 Nisan 1964 Wellington, Yeni Zelanda doğumlu.
Gladyatör filmiyle Oscar aldı. Altın Küre ve Bafta ödüllerini de kazandı.
Tanıyorsunuz; dünyaca tanınmış bir aktör
ilk yönetmenlik denemesinde bizden bir hikaye anlattı: Son Umut
Filminde; aynı zamanda başrol oynadı; Çanakkale Savaşında kaybolan üç oğlunu aramak için Anadoluya gelen Yeni Zelandalı çiftçi bir babanın hikayesini konu etti.
Filme gittim. Şaşırdım
Russell Crowe gibi bir dünya yıldızı, ülkesinin hikayesini anlatırken bizim Kurtuluş Savaşımızla ilgili şu tespitlerde bulunuyordu:
- ingilizler işgalcidir.
Yunanlılar katliamcıdır.
Mustafa Kemal Türkiyenin geleceğidir.
Kuvayı Milliyeye katılmak için Ankaraya giden Binbaşı Hasanın (Yılmaz Erdoğan) gözlerindeki ateş ile sözlerindeki umut yanaklarımı ıslattı.
Belki ben görmemişimdir, bilemiyorum; ilk kez bir yabancı filmde bizim insanlarımız iyi-güzel-haklı gösteriliyordu.
Bir haftadır film üzerine düşünüyorum.
istedim ki filmle ilgili bir değerlendirme yazısı okuyayım. Yok. Bulamadım.
Filmden önce neler neler yazılmıştı; tabii çoğu magazin olan.
Film vizyona girdi; medyadan ses kesildi.
Anladım; Russell Crowe büyük hata yapmıştı; Türkleri aşağılasa idi, medyada ne çok haber olurdu. Hayır, dış basını değil bizim medyadan bahsediyorum.
Hiç yazılmadı değil; Son Umutun gişesinin kötü olduğu, Avustralyada bile seyredilmediği gibi yalan haberler yaptılar!
Fatih Akının, Türkleri Ermeni soykırımcısı olarak gösterdiği Kesik filmiyle ilgili yazıları bizim medyada (ki kimi gazetelerde manşet bile oldu) okudukça şunu sordum; Türkler, neden Türklere bu derece düşman!
Bunun üzerine gitmek zorundayız. Örneğin
işte ilyas Salmanın büyük başarısı
87. Oscar Ödüllerinde, En iyi Yabancı Film dalında yarışacak 9 film arasına giren Mısır Adası filminin başrol oyuncusu.
Bu başarısı nedeniyle ilyas Salmanı kaç gazetede ve TVde gördünüz?
Göremezsiniz Çünkü; o bu ülkenin sanatçısı olmakta, düşüncelerini açıklamakta inat eden, bu topraklara bağlı bir devrimci. Türkleri aşağılamıyor itibarıyla, medyada yeri yoktur!..
Medyanın bu halini salt siyasetle açıklamak kolaycılık olur.
En iyisi bir uzmana danışmak
Hiç yakınma!
Prof. Dr. Kerem Doksat
Psikiyatrist (Babası rahmetli Prof. Dr. Recep Doksat da psikiyatristti.)
2007de yazdığı ve unutamadığım Refleks Kırılması adlı makalesini kısaca özetlemek istiyorum:
Rus fizyolog Pavlov, köpeklerine et verirken zil çalınca ve bunu çok kez tekrarlayınca, zil sesini işittiğinde et görmeden de hayvanın salyası akmaya başlar.
Bu, şartlı reflekstir.
Bir gün Pavlovun enstitüsünü su basar; köpeklerin bazıları boğulur; kurtarılabilenler enstitüye toplanır. Pavlov zil çalar, köpekler hiç tepki vermez!
Pavlov şu müthiş sonuca varır:
Ağır travmalar, şartlı refleksleri ortadan kaldırmaktadır.
Ağır travmalarda bizim de şartlı reflekslerimiz (milli duygularımız ve tepkilerimiz) kırılıyor.
Emperyalistler sinsi savaşlarında psikoloji bilimini kullanırlar; etnik psikiyatrinin görevi; tehdit olarak gördüğü ulusların, ulusal bilinçlerinin, tarihlerinin ve benliklerinin sorgulanması, aşındırılması; kısacası milli duygunun yok edilmesidir.
Bir ulusun, ulusal bilincini, ulusal duygusunu ve reflekslerini nasıl yok edersiniz? Bunun denenmiş, sınanmış bir yöntemi vardır: O ulusun tarihsel varlığını sorgulamaya açarsınız! Yani o ulusun tarihini yeniden tartışırsınız. Mesela, Türkler kendilerini kahraman bir ulus olarak mı görüyorlar? Onlara ne kadar korkak bir ulus olduklarını göstermek gerekir! Ya da Türkler Atatürkü çok mu yüceltiyorlar? Onlara Atatürkün ne kadar sıradan birisi olduğunu göstermeye çalışırlar.
Farkındaysanız son on yıldır böylesi bir dönemden geçiyoruz
işte psikolojik harp budur arkadaşlar
Evet. Bu sözlerin yazarı sosyal medyada en çok saldırıya uğrayan bilim adamıdır!
Sonuçta:
Gazetelerini okuyorsunuz
TVlerini seyrediyorsunuz
Ve sonra yakınıyorsunuz!
Son Umut filmindeki Binbaşı Hasanın
Sorbonne Üniversitesi öğrencisi Hasan Tahsinin mücadele ruhunu taşımıyorsanız daha çok ağlarsınız!