yiğit bulut tarafından, türk medyasındaki derin gazetecilerin başında olduğu iddaa edilen gazetecidir. sürekli sağa sola yahudi dönmesi yaftası yapıştırır ama kendisinin ne olduğu meçhuldur.
kim ne derse desin cem ersever gibi bir vatan evladı ile önemli konuşmaları ve röportajları bulunan gazetecidir.hakkındaki bütün suçlamalara rağmen binbaşı erseverin itirafı kitabında bir çok ibretlik olay ve ders çıkartılası olay anlatmaktadır.belki ne olduğu belli değildir.ancak önyargısız okunursa bir çok çıkarım yapabilirsiniz.
ergenekonun yaptığı en son hamledir. üzmüştür. aydın kesimi ayak altından kaldırarak insanları iyice düşünce yoksunu bırakmaktır amaç ve tek tip düşüncede zorlamak. kimse başka bir şey düşünemeyecek, bunu yazamayacak, konuşamayacak. böyle düzen olmaz olsun. 'benim düşünce özgürlüğüme de karışacaklarsa neden bu ülkedeyim ben?' dedirtiyor insana. ayrıca ergenekon yakından yerel halka da sıçrayacak diye korkuyorum.
ergenekon kazıları ile ilgili yaptığı haber sonu olmuştur. haberde polislerin abd uzmanları tarafından eğitildiği ve kazılarda çıkan malzemelerin yeni olduğu gibi bilgiler var.
ergenekon ile bağlantısı olanların, araştırılacağını ve her an yargılanacağını bilen ve bu nedenle son bir çırpınış sergileyen, ve ''bak ben bunu dedim, bunu yaptım, bunu yayınladım diye bana saldırıyorlar'' diyerek kendine savunma yöntemi bulmuş insanlık zinciri nin son halkası.
''hanifi avcı nın yargılanacağını anladığı için yazdığı kitap'' gibi düşünülebilir.
süzme salaktır demek istediğim,ancak diyemediğim kişidir.yurtdışına gidip adam gibi yaşamak varken,türkiye'de padişaha karşı gerçekleri savunmaya çalışmıştır tüm gücüyle,yıl olmuş 2011,bu ne dengesizlik?nasıl bir kul,padişahına karşı gelir?
kendini harcamış bir tiptir. operasyonu kasdetmiyorum; bunun içyüzünü bilmiyorum ve bununla ilgilenmiyorum da.
iyi bir araştırmacı, belgeci, arşivciydi soner. yorumlarına kızardım ama, sırf onu okumak için hafta sonları en nefret ettiğim gazeteyi alırdım. fakat ne zaman bu oda tv olayları çıktı, soner kendi kendini tüketmeye başladı. ergenekon'un kanatları altına girip, darbe şakşakçılığına soyundu. kendisi bir inançsız olmasına rağmen, ibda-c'ye el atıp, onu da manipüle etmeye çalıştı. akp'yi biitirmek için inanılmaz bir ihtirasa kapıldı ve legal, illegal her yolu denedi.
Tarih 14 Şubat 2011...
Soner Yalçın'ın evinin önünde bir telaşe var. Sabahın alacakaranlık bir vaktinde gelen polislerin ellerinde tutuklama kararı...
Telefon çalıyor.
"Soner'i aldılar"
Hiç şaşırmıyorum. Kemal Tahir'ler Aziz Nesin'ler 6-7 Eylül Olaylarından sonra halkı kışkırtmaktan içeri alınabiliyorsa sayın Yalçın da eminin yüzünde bir tebessüm polisleri süzüp geçmişe dalıyordur.
ergenekon terör örgütü bağlantısı şüphesiyle yüce türk adaleti tarafından göz altına alınmış kişidir. eğer masumsa sorun yok zaten terhis olacaktır. fakat sitesinin ergenekon terör örgütünün sözcülüğünü yaptığını görüyorduk.
gün itibariyle ergenekon heryerekon soruşturmasının son şüphelisi olmak sıfatıyla evi işyeri aranarak göz altına alınmış araştırmacı-gazeteci. son yıllarda en çok satanlar listesine giren kitapları, televizyonda yaptığı programlar ve belgeseller , odatv.com haber sitesi ile dikkat çeken ve en çok tanınan gazetecilerden biri olmuştur.
özellikle son dönemde sahibi olduğu internet sitesi aracılığı ile sıkı bir gazetecilik örneği göstermiş, ergenekon soruşturmasını ters yüz eden haberlere imza atmıştır. en son dün yayınlanan ve zır vadisi kazısından önce polislerin amerikalılardan eğitim aldıklarını kendi ağızlarıyla itiraf ettikleri videolar üzerine ergenekon örgütüne üye olduğu vahiysi pek özel yetkili savcılara malum olmak suretiyle derdest edilmiştir. bütün gazetecilik geçmişi türkiyenin en karanlık ve derin dehlizlerini deşifre etmek üzerine olduğu için evinde ve işyerinde çok sayıda manipülasyona açık belge bulunacağını tahmin etmek zor olmayacaktır. artı bir iki tanede fabrikasyon belge delil çuvalına eklenirse, üç dört günlük gözaltı sürecinde yandaş medyaya sızdırılacak argümanlarla oluşturulacak kamuoyu ve peşine bir tutuklama ile sonuçlanacak hukuki süreci beklemek geçmiş ergenekon deneyimleri ışığında süpriz olmayacaktır.
şimdiden soner yalçın'ın en az iki üç seneliğine silivri toplama kampında mecburi ikametgaha tabi tutulacağını öngörebiliriz. tabi bu süreçte odatv'nin kafa ekibi olan barış terkoğlu, barış pehlivan ve ayhan bozkurt'unda aynı kaderi paylaşacağını da söyleyebiliriz ki bu da odatv'yi ve açılması planlanan televizyon kanalını yok edecektir. plan basit ve biz bu oyunu görmüştük gibi iki klişeyle meseleyi bağlayayım.
edit: yanılmak isterdim ama özel yetkili savcılık ve mahkeme şaşırtmadı beni ve soner yalçın iki arkadaşı ile birlikte tutuklandı. yoksa esir alındımı desek acaba zira artık mahkemeler o kadar taraflı ve iktidarın kontrolündeki hukuki bir tasarruf demeye dilim varmıyor.