Anlatmaya çalıştığı hiç bir şeyi gözümüze sokmadı. Ne hastalığı, ne devrimi, ne devrimciyi, ne aşkı, ne cezaevlerini. Ama hepsini de öyle bir anlattı ki film bittiğinde kazağımı giyme bahanesiyle üç dakika kendimi toplamaya çalıştım. Bir kişi, bir dönem, bir aşk, bir anne, bir ölüm... ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.
...her daim düşleri peşinde koşan sabırsızlık zamanının güzel çocuklarına...'' adanmış film. sanki rus romanlarından çıkagelmiş yusuf'un hikayesi.karadenizin havasını buram buram hissediyorsunuz manzara derinliklerine çekiyor repliklere gerek bile kalmıyor.annesinin şevkatle içirdiği ballı süt,uykusuz geceler,izlerken bile canınızın yandığını hissettiğiniz bitmek bilmeyen öksürükler.keşke'yle başlayan cümleler ve umut sonunda yusuf'a yakılan ağıtla son bulan film.
filmin konusu dışında bişeyler söylemek gerekirse, sonbahar ancak bu kadar güzel "gösterilerbilirdi" diyebilirim.
bunun için karadeniz çok doğru bir tercih. sık sık doğa görüntüleri, filmde yaşanılan yalnızlık, sonbaharın hüznü çok başarılı bir şekilde çekilmiş.
Filmde fazla replik yok ve bunun fazla da eksikliğini hissetmiyorsunuz.
manzara okadar olağanüstü ki sizi alıp başka diyarlara götürüyor ki gösterilen filmden ziyade içinizde oynayan filme odaklanıyorsunuz; sizi alıp götürüyor.
izlenilen en etkileyici türk filmleri arasında şimdiden yerini almış olan film.
filmin sonunda duyulan türküyü* yanılmıyorsam ayşenur kolivar seslendiriyor. ismi de filmin sonunda perdede kayan yazılardan hatırladığım kadarıyla daim yusuf orti.***
lock'tan gelen mesaj üzerine edit: yakılan ağıdın adı da im yusuf orti. "benim canım yusuf" demekmiş.
ya fragmanından bile sanat ve politik duruş fışkıran son günlerdir sinemadan anlayan hemen herkesin merakla beklediği film.
son zamanlarda türk sineması geçmişiyle ince bir hesaplaşmaya girişti nitelikli filmlerde var bu klasmanın içinde duygu sömürüsü ve basitliğe kaçanlarda.ama bu filmin en güzellerinden biri olacağını hissediyorum.yooo yooo hissetmiyorum biliyorum.
adana altın koza film festivali en iyi film ödülü gibi daha birçok ödüle sahip, yarın * izleyicisiyle buluşacak siyasi içerikli film. toplumsal ve siyasi olaylara değinen filmlerin festivallerde epey başarılı olduğunun bir diğer göstergesi. merak edilip, yakın zamanda izlenecekler arasında.
ayrıca, filmden tamamen bağımsız olarak; en güzel mevsim, sahip olduğu 3 ayın içinde, eylül gibi şahane bir ay barındıran mevsim.
hayata dönüş adı altında hayatı karartılan bir kuşağın hikayesi...
siyasi fikirlerinden dolayı doksanlı yılların ortasında cezaevine giren bir genç...
dağılan sovyetler birliği'nin trajedisini sırtında taşıyan bir kadın...
farklı dünyalardan gelen bu iki insanın karadeniz coğrafyasında kesişen hikayesi...
ölüme, zamansızlığa, yok olmakta olan bir kültüre ve coğrafyaya rağmen inatla yaşama tutkusu...
arog, ıssız adam ve muro nalet olsun icimdeki insan sevgisine gibi çok fazla** reklamı yapılan filmlerin arasında nispeten adını duyamadığımız, belki de duyulmamasının daha iyi olduğunu düşündüğüm fakat bir yandan da belki henüz filmden haberdar olmamış sinemaseverlerin ilgisini çeker diyerekten hakkında entry girme kararı aldığım, izlemediğim fakat merakla beklediğim adana altın koza festivalinde en iyi film ödülünü alan, yurtdışında da çeşitli festivallerde boy göstermiş özcan alper'in ilk uzun metrajlı filmi.
"hoşnutsuzluğunun kışı"na son adımlarsa, deli gibi sevdiğin karın bile seni mutlu edemeyeceği bir döneme girdiğini biliyorsan, her zamankinden daha hüzünlü, her zamankinden daha kıymetlidir.
daha büyük hevesle basmalısın o zaman hışır hışır yapraklara ve daha çok canını acıtmalı dinlediğin şarkı, boşluğuna düşen eller üzerine.