cok fazla ayrintiya ve abartiya girmeden sade sekilde kimileri icin sikici olabilecek, kimilerinin de gozlerini yasartabilecek Turkiye'nin uzerinde fazla durulmayan bir doneminin hikayesini karadeniz'in essiz dogasi esliginde ve huzunlu muziklerle anlatan basariyla kotarilmis ozcan alper'in ilk filmi-gerisinide beklemekteyim.
ozellikle sonlara dogru bazi sahneleri, vurucu etkisi bakimindan wong kar wai'nin in the mood for love'ini animsatmistir.
Efkarlı olmanın zevk alındığı, insanı efkarlandırabilen, Sıcaklığı gibi görüntüsüde güzel olan, havanın kapalı olmasıyla insanın içini değişik bir duyguya büründürüp yağmur yağdığında rahatlatan mükemmel mevsimdir.
dün itibariyle trabzon cinemini'de,toplamda dört izleyici bulunan salonda izlediğim ve nedense buna içten içe sevindiğim,final sahnesiyle beni koltuğa çivileyen ve yine aynı sahne ile uzun zaman sonra ilk defa,bir filmde gözlerimin dolmasına sebebiyet vermiş olan filmdir. insan bir sinema perdesinde, doğup büyüdüğü coğrafyaya ait görüntüleri,tulum sesini, oralıların kendine has üslubunu ve konuşma tarzını ve hatta küçücük şehrinin plaka numarasını görünce/duyunca(hele ki bu, hiç alışık olmadığı bir durum ise) her ne kadar doğduğu yer ile neredeyse hiçbir duygusal bağı kalmamış olsa bile yine de kendini bir tuhaf hissediyormuş,bunu gördüm. ayrıca;
bu kaçıncı sonbahar sensiz geçen?
bu da diğer sonbaharlar gibi
senin yokluğuna alışmakla geçen
yine aynı buruk sonbahar...
bu sensiz geçen sonbaharda
yağan yağmur ve toprak kokusu...
sen de sonbahar gibisin
sarı renklerin siyaha yüz tuttuğu
bir günün alacakaranlığında
içimi ürperten bir sonbahar matemisin...
ajitasyon yapmadan ağlatabilen,son derece duru ,yalın oyunculukların olduğu,hiçbir duygunun ,tavrın ve konuşmanın abartılmadığı son derece sıcak bir film.yusuf ve yusufun annesini oynayan oyuncular çok başarılı.
filmin her karesi fotoğraf tadında, her heyecandan gram gram yaşatan, karadeniz in yeşilliğini türkülerini içinize işleyen, birazcıkta eskiye sitem, kapanışta da ayşenur kolivar ın ağıtıyla yürekleri dağlayan müthiş izlenilmesi gereken bir film.
yeraltı ırmakları gibi sessiz ve derinden akan bir film, gönül kapılarının açık olması gerekiyor işitmek için. hayata dönüş operasyonu'nunu, 90'ları, f tiplerini, kavgayı ve hayatı, upuzun bir sonbahar gibi yaşadıkları hayatlarını sabırsızlık zamanının güzel çocuklarını.
dün itibariyle kendisiyle tanışma şerefine nail oldugum yönetmeni özcan alper ile beraber izmir kemeraltı'ndaki bir sinemada izlediğim, tarihi şenyuva köprüsü ve bir çok çamlıhemşinli vatandaş gibi bir çok tanıdık simayla karşılaşmam sonucu beni kat be kat bahtiyar eden güzel film.
not: filmde murat karayalçın'ın akrabası bünyamin karayalçın da rol almıştır.