insanların nedense daha çok şiir okuduklarını düşündüğüm mevsim. hüzünlü melankolik bir mevsimdir. geç gelir erken gider tadı damağımızda kalır. ayrıca değişken havalı bir mevsim olması itibariyle de, hasta olma oranı bu mevsimde tavan yapar. geçiş mevsimi olduğu için giyim kuşam açısından en zorlanılan mevsimdir sonbahar. geçen günlerde, istanbul da aniden yağan yağmur gibi sürprizleri vardır bu mevsimin ve değerini anlamamıza yardımcı olur. kimine kasvet getirir, kimine bana olduğu gibi böyle güzel şeyler çağrıştırır işte ama genel olarak sakin bir mevsimdir sonbahar hemde yaşamaya gayet heveslidir, yaşamayı bilene..
yaz aylarında her şey darmadağındır, kimin nerede neler yaptığını hiç kimse tam olarak bilemez. sonbahar'ın nizama getirişini severim. monotonluk değil belki ama her şeyin düzene girişini seyrederim omzuma almazsam üşüyeceğim hırkayla.
o güzelim sıcacık çaylar, kahveler içime fenalık getirmez artık. sıcaklamam, ısınırım. pencereler kapanır, film izlerken duyulan sesler de azalır.
sonbahar bence hüzünle huzrun kaynaştığı bir dönemeçtir. duyulacak keder ne kışa, ne ilkbahara, ne de yaz'a yakışır. sokak ortasında iki damla gözyaşı dökülecekse aylardan mutlaka ya eylül, ya ekim ya da kasım olmalıdır. sonbahar bana, evime gelmişim gibi hoşgeldin diyen bir karşılayıcıdır. seromoniyi uzun tutmayız, malum artık küresel ısınma denen meret yüzünden yaz ve kıştan başka mevsim de olmayacaktır zaten.
ya ben sonbahar'ı çok seviyorum diye bi' yerlerden müdahale ediyorlar ya da tamamen tesadüf; yaşamımdaki hayati doğumlar, hayati tanışmalar, el sıkışmalar hep de bu aylara rastlar.
Sonbaharın büyüsü, bütün mevsimler boyunca.
Onunla hüzünlü gölgeler,
Buruk bağbozumları.
Son mevsimden önce,
Bizdeki geçmiş sonları anlatır.
Sonbaharın büyüsü, bütün mevsimler boyunca.
Kışa verir bütün yalnızlığı ve hüznü,
Kendinde kalanlar,
Bir önceki yazın kızıllığı,
Sadece tenlerde değil,
Günbatımlarında...
burak kut'un melekli son klibi. şarkı, klibe yakışmış. klip şarkıya. kısaca mesajı vermiş klip. sonbaharda kirlenmekten vazgeçmiş bir kadın. melek figürü kliplerde çok kullanılıyor. ama en çok bu klibe yakışmış. daha önce metin arolat'ın biz ayrıldık ve mor ve ötesi'nin küçük sevgilim'inde de bu melek vurgusu vardı. ama sonbahar'daki gibi neşter vurmuyordu yaralara. klip bitirici olmuş tek kelime ile. hele melek kız'ın stiptiz kulüpten çıkışı.
sevmezler sonbaharı, oysa bilmezlerki adında bile neler gizli, neler anlatıyor, anlayamazlar. sonbahar hayat demek. hayatta hep "son" lar ve "bahar" lar yani yeniden dirilişler yaşanır. kimileri senin yüzünden depresyona bile girer, çok gülerim onların hallerine... huzur mevsimidir sonbahar, gerçekçi bi mevsimdir. yapraklar düşer, hava ise hüzünlü ama samimidir. adını farklı algılarlar, dökülen yapraklara aldanırlar ve son bir baharın yaşanacağını sanırlar, oysa yanılırlar. bu bir son değil, yeni bir başlangıç için atılan adımdır, öyle ya doğa kendini yenileyecektir. iyiki geldin sonbahar çok özlemiştim seni ve biliyorum yine hediyen yanında aşk getirdin bana.
aşkın hem doğabildiği hem ölebildiği
kişinin hem olgunlaştığı hem duygusallaştığı
hüznün geldiği bulutların sevdiği
mevsim sonbahar.
bi yaş daha çalar hayatımdan sonbahar.
sevilmez mi sonbahar
sonlar karanlığa da aydınlığa da açılsa
mutluluğu uçursa da
bedenin derinliklerinden bişeyler koparsa da
sevilesidir, sonbahar güzeldir.
sonbahar sabahları biraz ıslak olur, selpakla kıçını siler eylül,Fahişelerle, güvercinlerin dostlugu, cok iki yüzlüce. Sapkın şarkıların, tellerine konmuş civciv annesi. Sonbahar sabahları biraz kancık olur. Depresif yazın, biraktigi tüm aci kalıntılarının ustune sıçmak isterken ve bijon anahtarıyla kafanı parçalamak isteyişimin, sonbahar sabahiyla ilgisi var.
yazla kış arasında kalmış bir mevsimdir.
yazla kış arasında kalmış diğer bir mevsim de ilkbahardır. ancak, ilkbahar, kışı geride bırakıp yaza "merhaba" demek olduğundan pozitiflik içerir, malum güneş ışıkları, yenilenmişlik, tazelik, sıcak hava vs.
ancak, sonbaharda tam aksi bi durum söz konusudur: yaza "güle güle" deyip kışa "merhaba" demek zorunda olduğumuzdan, hüzün, mutsuzluk, depresyon gibi şeylere sebep verebilir. güneş ışığı terkeder bizi, yapraklar parıltısını yitirir, kurur, sararır, solar ve dökülür. ışık azdır, bunun yerine karanlık ve bulanıklık hakimdir.
ilkbahar ne kadar yeniden doğmak gibiyse, sonbahar da biraz ölümdür.
yaprakların yeşil renginden sarıya dönüşüp, binlerce farklı tonda renk görmenizi sağlar bu mevsim. güzeldir hoştur. birde yağmur çiselerse bakma keyfime. elinde kahve pencereden saatlerce izlenir. eskilere dönülür.
sonbahar -ki acının değişmez dipnotudur-
sesinin solgun göğünde
küçük bir yıldızla bir harfi tutuşturur.
savrulur her yana kavruk kelimelerle,
yüreğini acıyla buruşturur.
bakışının pasıyla zırhlanan dünya,
binlerce pıtrak yapıştırır yüzünün kumaşına
sonbahar -ki doyumsuz bir aşkın sonudur.
sonbahar, en yorgun donemidir bir yilin. hani su yeni yildaki gordugumuz yasli dede varya onun saclarina sonbaharda ak duser, sonbaharda huzune birakir ruhunu.
dunya kendi kendine sonbaharda sorar "napiyorum ben, bunca zamandir nedir bu acelem" der ve sonra biraz yavaslar, sonbahar acilari bu yuzden hic bitmiyecekmis gibi gelir insana. daha sonra rengi degisir doganin doker yapraklarni agaclar.
kader ise ne dunyayi kirmak ister ne de omrunun sonuna gelmis yili, uzulur olumu dusunur, onun ici acir bizimkini de acitir. ne karsi koyabiliriz ne de bir itiraz edebiliriz.
bahar yeniden gelicektir bunun umududur icimizdeki belki 2. bahar ama askin her turlusu baharda calmaz mi kapiyi...
sevmiyorum sonbaharı...kimse kızmasın, gücenmesin; sevmiyorum. iki tarafı ağaçlıklı bir yolda yürürken sararmış yaprakların dökülmesi, uçuşması etkilemiyor beni. o yapraklara bakıp hayal kurmuyorum. birinden ayrıldığımda da sonbahara bakıp hayal kuramıyorum.
sabah uyandığımda duyduğum kuş cıvıltıları gibisi yok, yapraklar sararmış dahi olsa, hava güzel,güneşli. üstüme bir hırka alsam yeter. evden çıkıyorum ki,hırkaya bile gerek yok. amma terliyorum. terledikçe etrafımda mutlu çiftleri görüyorum. ah çekiyorum. bazı ağaç altlarında oturan mutlu çiftleri görüyorum bu sefer de. yine ah çekerken, burnuma toz kaçıyor; hani sonbahar ya... ondan!
çok terlemişim, hava da esmeye başlamış. ter üstümde kuruyor. hırkamı üstüme alıyorum ama fayda etmiyor, rüzgar üşütüyor. sırtım yapış yapış... bir de o halde belediye otobüsüne binmek zorundayım. terliyim, pis görünüyorum ya, bu sefer de otobüsteki mutlu çiftler bana aşağılayıcı bakışlar atıyor. ah çekmiyorum; ayakta durduğum yerden uzanıp camı açıyorum. hani sonbahar,hava da rüzgarlı ya, arkadan kızın biri "aşkım ne çok esti ya" diyor ve sevgilisi bana "kardeşim camı kapatır mısın, çok esti". ah da çekmiyorum, pof da çekmiyorum bana da esiyor, iniyorum otobüsten. hava dengesiz, hani sonbahar ya... bir anda etrafı kaplayan karabulutlar rüzgara eşlik ediyor.
belli ki, havanın durumunu önceden kestirenler var... ya da sonbaharın kalleşliğini bilenler. ellerinde şemsiyeyle dolaşan insanlar onlar. meydanda banklarda simit yiyenler, deniz kenarını seyredenler var. ama hiç biri tek değil.
çift bunlar çift. rüzgar bile etkilemiyor onları ve ben bunları düşünürken ani bir yağmur bastırıyor. şemsiyesizim, sırtımda kuruyan ter bu sefer yerini yağmurun ıslaklığına bırakıyor. koşuyor da koşuyorum. şemsiyesini ortak kullananlara, bir montu ortak kullananlara kızıyorum koşarken, ıslanmıyor onlar.
eve ulaşıyorum, ev sıcak ama ben çok koşmuşum. bir hapşırık krizi, ani baş ağrısı saplanması, öksürük ve burun akması...
yeşilin yeşili kaybetmeye başladığında bir yaprakta yeşilin çerçevesidir.
uçuşan her ne varsa o rüzgarda bir tonudur bu cıvıl cıvıl vedanın.
bir sonbahar, sadece yaprak dökümü değildir. ömrün hayatın da ortaya dökülür.
kalanlar seni mutlu etmez, ömründen geçenleri görünce. hep orda kalmalıydı dediklerin şimdi nerde? bilemediğin bir dizi soru var ya aklında böyle, boşver.
sahi yapabildin mi hiç sen bunu? hiç, dediğinde yapabildin mi? sallayabildin mi? çıkarabildin mi?
hep söyleyemediğin gerçekleri getirdi sana boşverememen, hep.
işte en yalnız o zaman hissettin kendini. ve düştükçe yapraklar en hazan tonuyla senin yüreğindeki sonbahar depreşti; dökülmeye başladı sapsarı yapraklar.
"sen hep sonbahar oldun, kış oldun.
hiç yaz olmadın ya da bahar.
oysa ben yaz yağmurum ol istedim
sınır bilerek beni ıslatmanı yalnız beni, diğer hiç kimseyi."
en sevdiğim mevsimdir sonbahar. anlatılmaz yaşanır derlerya...
madem ki geldi sonbahar'ın kimsesiz sesi
hiç bitmesin bu son süresi ömr-ü hazanın
yapraklar kaplasın yeri gelsin deniz sesi
hiç bitmesin bu son süresi ömr-ü hazanın
mevsim hazan henüz yeni gelmiş de gitmesin
yağmur yağarken sen hep yine yapraklarla in
rüzgarınla es bize sen istanbul için
hiç bitmesin bu son süresi ömr-ü hazanın