beni aşırı derecede kahreden 13 mayıstaki olaydan önce, çok az kişi tarafından bilinen yerdir..
bilinmesi, ciddiye alınması için ille böyle bir olayın mı olması lazımdır!!
istemsizce gülen biri kendine gelip yine bir hüzne bürünüyor. bankada işimiz var gişedeki görevli kadın 2 sefer soruyor her soruyu özür dileyerek. yakınını kaybetmiş o da!
her sokakta çevik kuvvet.
madene doğru yol alıyoruz. daha evvel seneler evvel geçtiğim bir bölge. giriş yasak uzaktan bakmamıza bile izin çıkmadı. geri dönüyoruz şehir merkezinde fazla durmadan madenci şehitliğine geçiyoruz.
ve insan neden cenazede gözlük takar anlıyorum. dağ gibi adamları gencecik fidanları toprağın altına ip gibi sıra sıra dizmişler.
boş yere yanan her ampul, harcanan her elektrik artık gözümde büyüyor.
her bir priz deliğinden kan akıyor...
her bir bacadan yanan hayatların hayalleri uçuşuyor göğe, suya düşmüş hayal misali..
babasız çocukların umutları onlar.
artık hiçbir şey eskisi gibi gelmiyor.
ne basit şeylere neleri feda ediyoruz.
yazık.
gerçekten çok yazık.
birileri ölüyor da, birileri konuşuyor hep. her zaman da böyle olacak galiba.
sizi öldürenler de en az filistini vuranlar, ırak'ı yerle bir edenler, bağdatlı bebekleri yakanlar, halepçeyi bombalayanlar kadar katil, işte bunu biliyoruz.
güle güle yüzlerce maden emekçisi. güle güle canlar, güneşiniz bol olsun
Allah rahmet eylesin. Yancı medya da 301 şehit olarak verilse de , 600'den fazla şehidimizin olduğu maden kazasının gerçekleştiği maden ocağını içinde barındıran, manisa ilimizin bir ilçesidir.
büyük ihtimal ölen madenci sayısının gizlendiği maden ocağı.
daha önce ali tezel içeride işçilerin olduğunu ve bunların açıklanmayıp gizlendiğini söylemişti. kurtarma görevlisi bir madenci de cüneyt özdemir'e tezel'i doğrulayan açıklama yaptı.
kazanın ilk zamanlarında da ölü sayısı gizlenmişti, şimdi de sağlıklı açıklamalar yapılmıyor. bu iddialar büyük ihtimal doğru gibi.
örneğin şimdiye kadar madende kayıtlı işçi sayısı kurtarılanlar ve içeride kalanlar ile ilgili bir liste çok kolay yapılabilirdi, ve anlık güncellemeler yansıtılırdı. eğer bize söylenen 300 saysı doğru ise.
maalesef yüzyılın en büyük maden felaketlerinden biri oldu soma. ve vatandaşın zihninde bu felaketin sonuçlarının gizlendiği şüphesi var...
80 bin nüfuslu küçücük memleketim. Hep coğrafya kitaplarında ismi geçerdi ama çoğu arkadaşım bilmezdi somayı. Hatta çoğu zaman benimle 'somali' diye dalga geçerlerdi. Somanın tanınmamasına da bazen üzülmüyor değildim. Memleket sonuçta insan mutlu oluyordu bilenler olduğunda. Ne olduysa 3 gün önce oldu, (hepiniz ne olduğunu biliyorsunuz) artık ülkedeki herkes biliyor. Daha da ötesi dünya biliyor somayı. Ama bu sefer ben artık somalı olmaya tahammül edemiyorum. Her radyoda, televizyonda, belediye otobüsünde ne bileyim gazetelerde esnaflar arasında soma konuşuluyor. Illa ki konuşulcak zaten ama ben her soma duyduğumda ölen 290 (keşke sayı bu olsaydı, ama babam, arkadaşlarım, kardeşim dediğim kişiler en az 600den bahsediyor) kişi geliyor aklıma gözyaşlarım görünmese de ağlıyorum. Somalı olmanın en zor olduğu günleri yaşıyorum.
küçükken ''soba'' diye bilirdim soma'yı.
her gittiğimizde babama ''baba burası çok dağınık hiç izmir'e benzemiyor.'' derdim.
sevmezdim açıkçası, çok sık gitmek mecburiyetinde olurduk baba manisa'nın epey eskilerinden olunca.
izmir'de büyümüşsün soma'dan gelen arkadaşların var, hep senden farklı onlar.
senin ayakkabıların hep en kalitelisinden onlarınki senin yüzüne bakmadığın ayakkabılardan.
onlar senden çok farklı, senin baban dizinin dibinde ol diye seni herhangi bir liseye yollamış onun babası kazandığı biraz parayla onu kilometrelerce uzaktaki o iyi okula yollamış, ''orayı kazandı okusun çocuğum, ben çalışırım ben okuturum onu'' diye yollamış izmir'e.
öyle mülayim, öyle temiz ki o baba da, onun yetim kalan evladı da.
şimdi o evlatlardan birisi eczacı olacak, birisi benimle ikinci senesinde sınava hazırlanıyor.
kaza oldu. 1 gün önce görüşmüştük en son. hiç aklımda değil babasının, amcasının orada olduğu.
soma, evet bildiğin tanıdığın insanlar ama kimse gelmiyor aklına.
o kadar insanı madende ki, hangisi tanıdığın hiç aklına gelmiyor bile. sadece izliyorsun haberlerde.
allah kolaylık versin, allah yardımcı olsun diye dua edip duruyorsun televizyon karşısında haberleri izliyorsun an ve an.
ertesi gün oluyor 14 mayıs.
soma, soma, soma hayatının birçok evresinde olan soma bu sefer arkadaşının babası için ayrı bir soma oluyor gözünde.
gitmiş. madenden naaşını çıkarmışlar...
donup kalıyorsun ilk başta.
ben bu adamla çay içtim, elini öptüm ramazanda diyorsun.
o kadar tuhafsın ki o an. direkt gözünün önünde ''baba burası çok dağınık'' lafın geliyor. yıllar önce o güneşin altında söylediğim o laf.
dağınık soma çok dağınık, o an benim için onun için ayrı bir paramparça dağınık.
soma değil artık, başka.
bildiğin ''soba''. yanıyor 3. günde gidip görüyorsun ki yanıyor soma, soba gibi. kasvetli...
indiğinde merkezde madene dahi gelmeden için tuhaf oluyor, bacakların o kadar titriyor ki.
o koku, o kalabalık, o sesler, ambulanslar soma değil orası.
başka bir yer.
soma değil artık, kimse için soma değil.
gidip o kokuyu o kalabalığı görünce anlıyorsun ki çok değişmiş...
saatlerce donup kalıyorsun, herkes her yerde her şey her yerde. darmaduman olmuş.
havada o psikolojik kömür kokusu her yer kömür kokuyor.
bildiğin gördüğün esnaf acı içinde.
senin bir allah'ın kulu akraban dahi yok ama o soma senin için de bitmiş artık.
insanlar travma yaşıyor, yakını olan ya da olmayan herkes şu günlerde soma'da can çekişiyor.
tek geçim kaynağı ''maden'' tek maaş ''maden'' olan o soma hiç görmediğin kadar kalabalık.
hayatında hiç cenaze görmemiş insanlar onlarca tabut cenaze görüyor farkındayım...
bir başsağlığı dilemen saatler sürüyor çünkü öyle kalabalık ev herkes herkesin akrabası.
sarıldım o gün o çocuğa, o anneye. o tertemiz babanın o adam gibi evladına ilk kez sarıldım. ağladım kardeşim gibi ağladım babamı kaybetmişim gibi. başın sağ olsun kardeşim diyebildim. muhtemelen beni çoğu kez ağlarken gördü.
ama ben onu ömrümde ilk defa ağlarken gördüm, hiç unutmayacağım da o anı.
yemin ederim ki 20 yaşında değildi o an, babasını kaybetmiş küçük bir çocuktu. olması gerektiği gibi...
dayanamadım duramadım soma'da. gelişi güzel bir fatiha okudum hepsine, hepsi için o sayısını dahi bilemediğimiz hepsi için...
soma benim içimi yaktı, küçükken de bildiğim gibi ''soba oluşu'' ile yaktı.
ben elim, benim akrabam yok. benim canım öyle yandı ki o ortamı görünce.
soma halki şimdi ne yapacak? ben yabancı halimle bin defa yandım orada. o madeni görünce nefesim kesildi.
bu adamlar yıllarca yaşayacak bunu bu adamlar her allah'ın günü görecek o madeni...
soma artık her gün yanacak, soma artık ciddi anlamda ''baba burası çok dağınık''.
paramparça soma.
kömür gibi yanıyor artık, yanacak da.
eski soma değil o artık ''soba''.