301 kişinin öldüğü madeni olan, ingiltereyi anımsatan türkiye'nin küçük ilçesi.
siz bayrak konuşurken ben yine geriden gellicem soma konuşucam. insan olmak istiyorum kederin kalbimde yeri olsun istiyorum.
madenciler türkiye'de güzel ölürler.
kalanları güzel yaşarlar.
kaderleri iki türlüdür ya sağ ya ölü çıkmaktır.
bunlar doğaldır, bir çayın sütlenmesi kadar doğaldır.
hükümet mi asıl suçlu,
aslında şu sikim başbakanın bizi hiç ilgilendirmemesi gerekiyor, ama her şey siyaset olmuş.
asıl suçlu suçunu parayla siler.
kederin, asaletin bile siyaseti, kapak fotoğrafı var olmuş.
''bu da mı gol değil'' diye ölümden, kargaşadan, baş örtüsünden, faiz zamazingosundan bir siyaset güden zihniyetin
somalı 10'lu 9'lu yaşlarındaki sarı saçlı, esmer tenli çocuklara hediyesi olur babasızlık, ölüm.
onlar anlamaz, güç yettiremez ki bir madeni patlatmamaya.
onların varlığı, biz yok ediyor.
asaletimizi
kederimizi
ekmeğimizi
hürriyetimizi.
''Ekmek hepimize yetmiyor,
kitap da yetmiyor,
ama keder
dilediğin kadar,
yorgunluk da göz alabildiğine.''
insan normalde küçük olan memleketini haberlerde veya internette gördüğünde sevinir, biraz gururlanır. Uzaktasındır çünkü memleketinden ve özlem vardır içinde. Işte 13 mayıstan sonra ben ne zaman görsem 'soma' yazısını sevinemiyorum. Gerçekten tuhaf bişey, ailen var orada ama artık duymaya bile tahammül edemeyecek dereceye geliyorsun.
Arkadaş ortamında ve daha çok yeni tanıştığın insanların yanında ağzından 'somalıyım' çıktığında seni sorguya çaşlıyorlar. "tanıdığın var mı?". Var mna koym var. Onlar hepsi abim benim, göt kadar yer soma illa ki gördüm hepsini. Çay bahçesinde, banka sırasında ya da camiide; ama gördüm işte bir şekilde.
Daha önce de uzun süre uzak kaldığım oldu somadan, bu sefer farklı yalnız. Otobüs saati yaklaştığında içimi kaplayan sevinç yok bu sefer. Tek heyecanım aileme kavuşmak. Insan doğup büyüdüğü şehri özlemeyebiliyormuş.
kendisinden öncekiler unutulduğu için yaşanmıştır.
ve ne yazık ki unutulacağı için bir sonraki acı daha büyük yaşanacaktır.
ölene mi yazık? arkasında kalana mı?
bunlara rağmen yeniden madende çalışmayı istemeye mecbur kalana mı?
insanları yokluğa mahkum edip, insanlık dışı çalışmayı bile istetecek hale getirenlerin hesabı sorulurken diğer dünyada, ben de büyük buluşma misali dev ekranda izlemek isterim.