ancak ve ancak "çocugu çocuga, anneyi anneye düşman ederek kazanabiliriz" mantıgı cuk oturmuş ilçedir.
orada herkes birbirini tanır. okula giden çocukların babalarının meslekleri aynıdır. 10 lira fazla 10 lira eksik aynı maaşı alırlar. sosyal hayatları aynıdır, acıları aynıdır.
bir çocuk düşün.. arkadaşı ile yukarda bahsettiğim ortamda arkadaşlık ediyor..
bir anne düşün.. kocasının eşiyle aynı kafadalar. aynı korkuyu hissediyorlar. seks hayatları bile neredeyse aynı. yapılan yemekler, pazar gezmeleri, alışverişleri...
ve derken o büyük facia...
bizim çocuk hüngür hüngür ağlıyor. okula beraber gittiği, sokakta beraber yalınayak misket oynadıgı, çubuktan direksiyon yapıp yollarda arabacılık oynadıgı arkadasının can yoldasının babası ve abisi ölmüş..
bizim anne felaket. çünkü arkadaşı kocasını kaybetmiş. 2 çocukla bi başına kalmış. mahvolmuş hayatı bitmiş..
günler geçiyor. 2 gün 3 gün 5 gün derken Tayyip devletinin sistemsizliği, acizliği, türk halkının gerizekalılıgı baş gösteriyor.
milyon dolarlar yardım olarak gidiyor. fenerbahçechelseabeşiktaş maç yapıyor ve bir maçtan 2.5 trilyon para gidiyor vs vs..
KiME?
ölen 301 kişinin yaklaşık 3 bin kişilik çekirdek ailesine. 3.000 kişiye -hadi 13.000 olsun- giden 10 milyon dolarlar..
e bizim anne de bakıyor. 1 2 ay önce elde bulaşık yıkarken dedikodu yaptıgı arkadasının yepyeni evinde son model bulaşık makinası var. 55 ekran tüplü tvlerde izlenen diziler en büyük keyifken arkadasının evinde artık 160 ekran lcd ler var.
sonra bizim çocuk bi bakıyor, daha 1 2 ay önce yolda çubuktan direksiyon yaparak oyun oynadıgı arkadasının kapısında araba var. üzerinde markalı markalı kotlar tshirtler. evinde play station.. moral turları için gezmeler, uçaklara binmeler, denizlere gitmeler. kendisi makarna yerken arkadasının evine giren mantılar yaprak sarmalar.
sonra bu çocugun beyninde şu iğrenç cümle kurduruluyor.
Bu vebalin altında kalamayacaksın amın oglu tayyeap dedikçe yükseliyor orospu çocugu. ektiğin bu nefret tohumları bir gün ağaç olup o ağaçların ateşinde yanacaksın inşallah. hazmedemiyorum.
Ailesinin karnını doyurmak için onları açıkta bırakmayıp kızına çerez alabilmek için böyle zorlu bi yerde çalışmayı göze alan kahraman babalarımızın bile bile ölüme gönderildiği yer. Bu kadar canilik anca bizim ülkede olur zaten. Adamlar işçi olarak aşağıladıkları bu kahraman şehitlerimize küflü gaz maskelerini verip ayrıca bunların nasıl kullanacağını öğretmeyerek büyük lütuf yapmışlardır. ne dersiniz ki artık herşey için çok geç.
ne zaman hatırlandı ki şimdi unutulsun dediğim korkunç bir cinayete tanık olmuş şehir.
eee, bir ülke düşünün. 12 yıldır bir parti iktidarda. bu iktidar döneminde devletin şirketleri, fabrikaları, maden ocakları daha verimli çalışmaları adına özelleştiriliyor, bununla da kalmayıp denetim minimuma indiriliyor. yine aynı ülkenin başbakanı hakkında korkunç yolsuzluk iddiaları ortaya atılıyor ancak bunlar sorumsuz bir şekilde geçiştiriliyor. ardından da ülke tarihinin en büyük maden kazalarından birisi yaşanıyor, hem de kısa bir süre önce chp tarafından konuyla ilgili önerge verilip bunun hükümet tarafından reddedildiği anlaşılıyor, ve buna rağmen halkın önemli bir kısmı "hükümeti eleştirmeyi bırakın, acımızı yaşayalım" diyor pişkin pişkin. sonra aynı adamlar ellerinde hiç bir delil olmaksızın, ana muhalefet partisinin bu olayı tasarladığını iddia ediyorlar.
sonradan gerçekler ortaya çıkıyor ki somada o facia yaşanmadan kısa süre önce de yangın çıkmış madende, kömürün içten yandığı anlaşılmış ama umursanmamış. tüm bunlar hiç umursanmıyor bile. çünkü göz yaşını döktük, facebook profillerimize siyah kurdela koyduk ve kapandı olay bizim için.
şimdi soruyorum, bu ülkede soma faciası ne zaman hatırlandı ki? baksanıza, adam şöyle bir olayda bile hükümete tek gram suç bulamıyor da g.tünden uydurduğu iddialara sığınıyor. el insaf!
bu kadar kör olmayın. her şey gözümüzün önünde olup bitiyor. görün artık bazı şeyleri. soma faciası bu ülke için bir istisna değil ki arkasında komplo arıyorsunuz? her sene binlerce işçi ölüyor bu ülkede, çini bile solladık. bu kadar mı akılsızlaştınız?
bunları da kesin fethullah gülen yapmıştır. veya belki putin yıkmıştır bunları değil mi? kesin öyle olmuştur. yoksa ülkemizde son 10 yılda yaşanan 2398658694398265239 tane iş kazasında falan erdoğanın ne gibi bir payı olabilir ki?
işsiz kalmanın korkusu iliklerine kadar işlemiş, hayattan tek beklentileri zaruri ihtiyaçları karşılayacak kadar belki biraz biriktirme ile lükse bile kaçabilecek eşyalar alma gücü yani para. Bu elbette böyle olacak. Buraya kadar ilginç bir şey yok. Asıl ilginç olan astronomik rakamlarla kar eden bir şirketin işçilerine sağlamakla yükümlü olduğu iş güvenliğini sağlayamamasıdır. işçilerin hakkını korumak için var olan sendikalar bile bir süre sonra tekele geçip onlarda işçilerden çok kendi cebini doldurmaya başlamış ve iktidar, sendika, patron üçlüsü gene aralarında tekel oluşturup karlarına kar katmışlardır. Olan gene işçiye olmuştur. işçinin itiraz etme gibi bir şansı yok. işçilerin tek umudu olan sendikalarda artık ele geçirilmeye başlandı. Üstelik son dönemlerde ülkeye alınan mülteciler işçi pazarını daha da aşağılara çekerek hayatı işçi sınıfı için çekilmez yaptılar. Mültecileri ülkeye almak elbette akıllı bir işti hem iktidar hem de iş verenler adına. iktidar için oy, iş veren için ucuz iş gücü demekti.
Bu olaylar yaşanırken yakından takip ettim. işçilerin acıları olmasına rağmen hala bir baskı, bir korkutma çabası vardı. Bu baskı ortadan kalkmamalıydı onlara göre. işçimizi tekmeleyen sözde yetkililer, ezilmişlik psikolojisi ve bunu sonuna kadar kabullenmiş yorgun bedenler...
Mehmet
Hazineler içindesin
Bu toprağın altında ne var ne yok
Kömür bakır altın demir
Hepsi senin, hepsi senindir
Çıkar çıkarabildiğin kadar
Ne çıkarırsan
Hepsi benimdir.
sürekli "unutuluyor " şeklinde lanse edilen maden faciasının yaşandığı manisa ilçesi.
unutulmuyor. nasıl unutasın? nasıl çıksın insanın yüreğinden acısı. tabii kaybedilenlerin aileleri kadar anlıyorum yaşıyorum diyemem, ama unutmuyorum da.