m.ö (469-399) yılları arasında yaşayan rasyonalist filozof.
sokrates'a göre tüm bilgiler doğuştandır. hatırlatma ile ortaya çıkar. (bkz: maiotik). doğru bilgi ahlaki doğruların ve erdemin bilgisidir.bilgiyi ortaya çıkarmak için kullandığı yöntem ise diyalektiktir.
--spoiler--
bildiğim bir şey varsa o da hiçbir şey bilmediğimdir.
"Kime eğitimli diyeceğim? Ben ,öncelikle koşullar tarafından yönetilmek yerine onlara egemen olan,her fırsatı yiğitçe karşılayan ve zekice hareket eden,tüm iş ve ilişkilerinde onurlu olan,huysuz kişilere ve olumsuzluklara karşı iyi yaklaşan,ayrıca zevklerini kontrol altında tutan ve talihsizliklere hiçbir zaman boyun eğmeyen,başarıyla şımarmayan insanlara eğitimli derim." sözünün sahibi filozof.
kendisinin temel sorusu; "iyiyi, kötüden kesin bir çizgi ile ayırabilir miyiz?"idi. pisagor bu soruya "görelilikle" cevap verir. herkesin ölçüsünün farklı oldugundan söz eder. bunu ayırabilmek için bir töre, ortak kurallar almalıdır der.
sokrates matematiği hiç sevmezdi. boş ve yararsız bulurdu. sipiritüel şeylere inanırdı. tek inandıgı bilgi töreydi. devleti bu töre üzerinden yönetmekle ilgilendi. oysa, devletin inandığı tanrılara inanmadığı için öldürüldü. "bir şey biliyorum o da hiçbir şey bilmediğim" demiştir. pisagorun dediği gibi; "herkese göre değerler değişecekse, toplumu hangi değerler üzerinde konuşlandıracağız?" şeklinde bir sağlama yapmıştır. devlet ve düzen gereklidir. zaten kendisine göre iyiye karşı eğilim herkesde aynıydı buda kuralların korunmasında önemli bir avantajdı.
evet, belki ölüm bizi amaca dosdoğru götüren yoldur, çünkü araştırmalarımızda ten akılla beraber oldukça, ruhumuz böyle kötü bir şeye bulanmış bulundukça isteğimizin amacı olan şeyi yani hakikati, hiçbir zaman elde edemeyeceğiz. gerçekten tenimiz, kendisini beslemeye mecbur olduğumuz için, binlerce güçlüklere neden olur. bundan başka ansızın çıkıp gelen hastalıklar hakikatin peşinden koşmamıza engeldir. bu kadarla da kalmıyor: ten bizi her çeşit istekler, tutkular, korkular, kuruntularla, bin türlü saçmalıklarla doldurur, öyle ki haklı olarak denildiği gibi, bir an olsun onunla gerçekten düşünmek mümkün olmaz. kavgalar, geçimsizlikler, çabalamalar yalnız tenden ve onun isteklerinden değil de nereden geliyor? bütün bunlar mal ve para hırsından çıkıyor. bizi mal ve para biriktirmeye zorlayan neden ise, ihtiyaçlarının kölesi bulunduğumuz tendir. i̇şte bunun için felsefeye ayıracak boş zamanımız kalmıyor. fakat işin asıl kötüsü, ten bize biraz zaman bıraksa da bir şeyi incelemeye koyulsak, araştırmamıza durmadan karışır, bizi yanıltır, şaşırtır ve hakikati görmemize engel olacak şekilde bizi felce uğratır. bundan ötürü bir şeyi gerçek olarak bilmek istiyorsak, tenden ayrılmamız, yalnız ruhla, nesneleri kendiliklerinde izlememiz gerekir, bunu artık iyice anladık: i̇şte ancak o zamandır ki, kendisine o kadar âşık olduğumuzu söylediğimiz bilgeliğe belki kavuşmuş oluruz fakat daha hayatta iken değil, akıl yürütmenin gösterdiği gibi, öldükten sonra.
Sokrates.
Apollon kahini 'dünyanın en bilge kişisi kimdir? 'biçimindeki soruyu 'sokrates' diye cevaplayınca; sokrates 'nasıl olur' der, 'nasıl olur?' 'bildiğim tek şey hiçbirşey bilmediğimdir. Apollon kahini yanılmış olmalı, bunu ona ispatlayacağım.'Bunun üzerine kendisinden daha bilgilisini bulmak için koyulmuş yola. Bu amaçla atina sokaklarındaki sofist, marangoz, politikacı, zengin, yoksul kiminle karşılaştı ise onu sorguya çekmiş bildiği şeyleri gerçekten biliyor mu diye. o zaman anlamış ki kimse bildiğini sandığı şeyi gerçekten bilmiyor, işin kötüsü bilgisiz olduklarının farkında da değiller. ozaman anlamış ki apollon kahini haklı; kendisi en azından hiçbirşey bilmemekle birşey bilmediğini bilmektedir.
bunun üzerine sokrates, atinalıların bilgisizliklerini yüzlerine vurmak, böylece onları uyandırmak içim, bu konuşmaları sürdürmüş. kendilerinin bilgili olduklarını sanarak övünenleri yakalayarak, sorduğu ustalıklı sorularla, onları kendi düşünceleri içinde çelişkiye düşürmüş, matetmiş, gülünç durumda bırakmış. onun bu alaylı, eğlenceli, ama bilgece soruşturmalarını dinlemek için çevresinde bir grup genç, daha çokta aristokrat çocukları toplanmış. sokrates onların önünde atinanın hatip, sofist, politikacı vb. ünlü kişilerini mat etmeyi sürdürmüş, sonunda okadar çok düşman kazanmış ki mö 399'da gençlerin ahlakını bozmak ve atina tanrılarına saygısızlık edip, yeni tanrılar uydurmakla suçlanıp yargı meclisine verilmiştir. baldıran otu şerbeti (zehiri)içirilerek öldürülmesine karar verilmiş, öğrencilerinin onu kaçırmaya gelmelerine karşın, 'atinanın yasaları yararıma iken onlardan yararlandım, zararıma olduğu zaman onlara uymaktan kaçınmam vatandaşlığa sığmaz; hem ben ölmüyorum, ruhum yeni bir yaşama başlıyor' diyerek, baldıran zehirini tiksinmeden sonuna dek içip ölüme yatmıştır.
asıl adı sócrates brasileiro sampaio de souza vieira de oliveira olan ve 4 aralık 2011 günü yaşama veda eden eski futbolcudur. lakabı "doktor"du ve öylesine de almamıştı bu lakabı. harbi harbi tıp doktoruydu. Üstelik diplomasını da faal oyuncu iken almıştı. ayrıca felsefe alanında da doktora yapmıştı. ne var ki aşırı derecede alkol ve sigara tiryakisiydi. 60 kez giydiği brezilya milli formasıyla 21 gol atmış ve takımın kaptanlığını da yapmıştır. evli ve 6 çocuk babasıydı. kardeşi rai de brezilya milli formasını 51 kez giymiş başarılı bir futbolcuydu. eylül ayında aşırı alkol tüketimine bağlı sindirim sistemindeki kanama nedeniyle yoğun bakıma alınan socrates 17 günlük tedavinin ardından taburcu edilmişti.
Futbolcu olanı vefat etmiş, tüm futbolseverleri üzmüştür. George best ile deli ederler insanları şimdi, eminim * tanrı maradona' yı kadroya olabildiğince geç alır inşallah. 18 dışındayken oda bizde mutluyuz.
yazı'ya karşıdır. yazı olmadan toplumların etelektüel donanımlarını daha yukarıları taşıyabileceğini söyler. ona göre yazı; insanı tembelleştiren, düşünce ve duygu dünyasına ket vuran; sentimental yönü otantikleştiren bir aracıdır, zararlıdır.
siyasetçi, futbolcu, devrimcidir. kafasına taktığı band ile meşhurdur (ali ece'de takar) halkın haklarının verilmesi için devlet başkanına rest çeken bir adamdır. doktor ünvanı vardır, felsefe master ı yapmıştır.
savunmasını yaazan platonun hocası. sevilesi insan. akıl bilgi erdem i insanda olması gereken özellikler olarak görmüştür. heryeri eğtim yeri olarak görmüştür. kendini tanı demiştir.
filozofların belki de en popüleridir. kimseye bir şey öğretme peşinde değil, aksine herkesten bir şeyler öğrenme peşindedir. hiç bir şey bilmediğinden başka şey bilmediğini söyleyip kişiyi bir tümevarım yöntemiyle peş peşe sorular sorarak ahlak kavramalarını tanımayı sağlayan tanımlar bulmaya yöneltmeyi amaç almıştır.