şu demokrasi zırvalığını oldum olası sevmem, kabul etmem ben. winston churchill'in dediği gibi demokrasi karşıtı en iyi argüman, ortalama bir seçmenle beş dakikalık sohbettir. işte tam olarak burda milattan önceki yıllarda bu konu hakkında bazı deha fikirler beyan eden biri var, sokrates.
seçimde oy vermenin rastgele bir sezgi değil, bir yetenek olduğunu dile getirmiştir.
bizlerin entelektüel demokrasi ve doğuştan hak olarak gelen demokrasiyi birbirine karıştırdığımızı söylemiş ve bunun halkları lanet olası demagojiye sürükleyeceğini öngörmüş. ne yazık ki bunu günümüzde görmek çok kolay bi hal aldı.
son olarak bizler demokrasi saçmalığını mutlak iyi olarak görme yanılgısına çoktan kapıldık.
zamanında sokrates'in başına neler geldiği malum olsun bizde aysun kayacı'ya demediğimizi bırakmamıştık.
her neyse sokrates'in akıl kaçırtan kendine has üslubu ve kavgalarıyla çok gecikmeden tanışmanız dileğiyle.
Bugün, savunmasının kitabını aldığım filozof. Kitaplığımda bulunması ve okumam gerektiğine inandığım için aldım aslında. ilgimi çekmiyor değil ama çektiğini de iddia edemem. Böyle garip haller.
bir keresinde de soylulardan alkibiades "hocam sen herkesi çok fena göd ediyorsun, lütfen sendeki bilgiyi bana da öğret" diyerek yatağına girmiş ve kendini sunmuştur.
sokrates'ın cevabı manidardır; "genç arkadaşım, sence de bu biraz adaletsiz bir teklif değil mi?". o günden sonra alkibiades sokrates'ın olduğu her ortamda yolunu değiştirmiştir ve fakat en son şölen adıyla bilinen toplantıda kurtulamamıştır ve göd olma kombosuna tutulmuştur...
bir keresinde de karısı "diğer atinalılarla olduğu kadar benimle de konuşsan ya!" diye kızıp başından aşağı sidik kovası dökmüştür.
garibim, yiğidim, şu hayatta başına gelmedik kalmamış, savaşa katılmış, iftiraya uğramıştır ama adamlığından bir nebze ödün vermemiştir. candır, severiz kendisini.
"Seni haksız yere öldürüyorlar" diyen karısına "haklı yere öldürseler daha mı iyiydi?" diye sormuş ve "çok komik amına koduğumun salağı seni" cevabını almış koca yürekli filozoftur.
istediğin birşey olmazsa acı çekersin. istemediğin birşey olursa yine acı çekersin. hatta istediğin şey tam olarak olsa bile yine acı çekersin. çünkü onu kaybetme riskin vardır. zihin böyle belalı birşeydir. değişimden ve olasılıklardan uzak olmak ister. oysa değişmeyen tek şey değişimin ta kendisidir. ne kadar çabalarsan çabala, bu gerçeği degistiremezsin.
at sineğidir ebedir (hangi anlamda onu da anlayabilseniz keşke) şudur budur ama uykusuzluk başa vurunca hakkında rahat rahat atıp tutulacak adam değildir.
edit: platon sokratesten sonra gelir. utandırma?
felsefede kavramlar çok önemlidir bilhassa sokrates için daha da önemlidir yani erdem falan derken durup bir düşünmek gerekir. yine benzer sekilde anakronizme düşmekten sakınmak gerekir tarihsel bir figürü ya da olayı incelerken.
yahu kardeşim sallamadan önce durun bir düşünün. harcamaya kalktığınız adam öyle kolay harcanacak bir adam değil. bu sizdeki kolaycılık linç kültürü çok mide bulandırıcı be.
edit2: gerçi ağababalarınız da çıkıp kendince hobbesa atıp tutuyordu ama bıktık vallahi bıktık hiçbir şeyi bilmeyip her şeyi bilmenizden bıktık.
Tek bildiğim şey bişey bilmediğimdir diyerek. Saçma sapan bir Paradoksu gece gece düşünmeme vesile olmuş Yunan sofist filozof.
Aga eğer bişey bilmediğini iddia ediyorsan, "bişey bilmediğini" bilememen lazım. Eğer bişey bilmediğini biliyorsan, Bu sefer yalan söylemiş olursun ve bişey bildiğin ortaya çıkar ve "bişey bilmediğim" tadında yaptığın mütevazılik havada kalır.
Yalnız bu adamın yaptığı savunma güzeldi. Okunması gereken bir kitap. (bkz: Sokrates savunması) Bu kafa siktigi gerçeğinide değiştirmez. Harbi kafa sikiyor.
yunan mutfağının en ünlü aşçısıdır. Yaptığı yemeklerin lezzeti en az düşünceleri kadar dünyayı etkilemiştir. Öğrencisi platon'un çabalarıyla bugünkü taverna zincirinin ilk halkasının temellerini atmışlardır. Ancak rakip taverna ile girilen rekabetler ve düşünceleri sonucu idam edilmiştir.