Gidip uyarayım, hiç değilse müziğin sesini kısmalarını isteyeyim desen "Gerekli yerlerden izin aldık, şu saatlere kadar kafanızı ütül eeööhmm şey düğünümüzü yapmaya devam edebiliriz" şeklinde karşılık verme ukalalılığına ve cesaretine sahip insanlarla muhattap olmak zorunda kalırsın. Böyle de iştir yani.
Bu olayın bir de maganda kurşunu boyutu falan var -ki hiç girmeyelim o konulara.
Bu sokak düğünü ne lan kır düğünü yapamayanlar sokak düğünün mü yapıyorlar kardeşim bi düşün ya ilerde veletlerine ne anlatacaksın yavrum annenle biz 32. sokakta evlendik acaip eğlendik bir görsen herkes bizie küfür ediyordu çok eğlendik ya mı diyeceksin. Senin bana ne garezin var ey düğün sahibi yaratık ben kırkyılın basında bir pazar evde olayım diyorum sende geliyosun o gürültüyle sıçıyorsun bütün pazarımın içine. ya sen niye bana küfür ettiriyosun ayıp ayıp konusturuyosun günaha sokma lan beni şerefsiz bas git boş bir yer bul orda yap düğününü.
Pazar günleri yaparak beni delirten düğün çeşidi. Deyin gidin tutun bir tane salon tutun anasını satayım benim ne suçum var tüm gece kafamı s.kiyorsunuz ?
bir sokak dolusun insanın bedduasını alıp mutlu bir evliliğe adım atmanın en ucuz yoludur efendim.
aynı bedduayı vergiden kaçırıp daha çok para kazanmak için megafon ile sokağınıza dalan seyyar satıcı yada yaparsınız.
yavşaklığın daniskasıdır. özellikle iç anadolu şehirlerinde daha çok görülen düğün çeşididir.
e be gavatlar; hasta olan var, ölüsü olan var, sınavı olan var, başı ağrıdan çatlayan var, sakin bir pazar günü geçirmek isteyen adamlar var...
sokağın ortasına hayvan gibi ses sistemini döşeyip, siktiriboktan bir sazcının angaralı turgut şarkılarını çaldırmanın ne mantığı var? kardeşim artık her köşe başı düğün salonu oldu, fiyatlarda düştü. yani sokakta yapılan bir düğünden daha ucuz maliyete ortalama bir düğün salonu kiralanabiliyor.
çocukları evleniyor diye mutlu olan bir ailenin koskoca bir mahallenin kafasını sikmesi normal bir durum mudur?
hepsini geçtim, aynı mahallede oturduğum arkadaşımın babası daha geçen hafta öldü. kendisinden küçük 4 tane kardeşi var.bu çocuklar bu şamatayı çekmek zorundalar mı?
sokak düğünleri kesinlikle ama kesinlikle insan hakları ihlalidir. *
kardeşim 21. yüzyıla gelmişin antalya'nın göbeğinde hala düğün yapmaya çalışıyorsun. biraz para biriktir siktir git salon tut. orospu çocukluğu yapıp milleti rahatsız etmeye ne hakkın var. * ders çalışanı var edeni var. şeklinde yeni evli mutlu çiftlere içten sövdüren hadise.
bu düğünlerin en sevdiğim tarafı hoparlörün dibinde oturan başörtülü ya da türbanlı teyzelerdir (ayrı çeşit teyzeler bunlar ama özleri aynı). bu teyzelerden birini, yana yakıla, bir rock konserine götürsem on dakika dayanamaz. "ayol bu ne?", "ay başım ağrıdı", " bu da dinlenir mi evladım" diye çemkirmeye başlar eminim.
a be teyze 4 saattir hoparlörün dibinde gıkın çıkmadan, üstelik şakşak ya da fiziksel olarak olaya katılan bir beşer olan sana ne diyeyim ben? kaldı ki o sokak düğününün sesi, rock konserlerinin desibelini katlar. bir de dibinde beleş sandalye buldum diye, sökülmemecesine yapışmışsın.
evim 8.katta, düğün çok uzakta, bütün kapı pencere kapalı ve fakat kitap okuyamıyorum, uyuyamıyorum gürültüden. nasıl bir çelişki yumağısın sen be teyze? dostlar alışverişte görsün bu kadar mı değerli senin için?
sayın taaayip erdoğan istanbul'da, sayın abdullah gül ankara'da temel atıyor. ben de burda en hayırlı temeli atıyorum diyen bir solist abiyi tanımama vesile olmuş düğündür.
sokak düğünleri küçüklüğümden beri aynıdır. düğün evinin çatısında
bayrak asılıdır.davulcu, zurnacı ve sazcı getirilmiştir.
sazcının bir yeri vardır ve ordan hem
saz çalar hem şarkılar söyler.(bayıltacak derecede)
davulcu ile zurnacı da ayakta gelenleri karşılar. misafirler
geldiğinde etrafta koşuşan çocuklara uyarılar yağar.
''oğlum, kızım koşmayın düşersiniz.'' mantar tabancası,
oyuncak vs satan amcalar vardır. çocuklar düğünlerde mantar
tabancası veya başka bir oyuncak almak için can atarlar.
o yüzden her an anne veya babasına oyuncak almak için
yalvaran çocuk görebilirsiniz.
bir de halay ekibi vardır. gelinin ve damadın tarafı halka oluşturup
birlikte halay çekerler. halaya girmek isteyen küçük çocukları
halaya almazlar. bazı çocuklarda halay halkasının içine sızıp,
havaya ateş atmek, birbirlerine bir şeyler söyleyip gülmek gibi
salakça şeyler yaparlar. bazı çocuklar ise elinde kamera olan
abinin götünde dolaşır ve kameraya çıkmak için elinden geleni
yaparlar. ''abi beni de çek n'olur abi''derler. sonunda
amacına ulaşırlar kamera onları çeker ve birbirlerinin kafasına
deli işareti yaparlar ve kameraya dil çıkarırlar.
bir de tanımadığınız halde tokalaştığınız akrabalar vardır.
bu akrabalar ikiye ayrılır, insaflı olanlar, insafsız olanlar.
insaflı olanlar sizin onu tanımadığınızı bilir ve sadece halinizi
hatrınızı sormakla yetinir. insafsız olanlar ise sizin onu
tanımadığınızı bile bile ''beni tanıdın mı?'' diye sorar.
ve sizde doğal olarak tanıyamadım dersiniz ve kendini tanıtır
sizde ''heee, tamam şimdi hatırladım'' deyip geçiştirirsiniz.
halbuki o adamı, kadını hayatınızda ilk defa görüyorsunuzdur.
bir de balkondan düğünü seyreden kadınlar vardır. sürekli sırıtıp etrafı süzerler.
düğün olduğunu bile bile o sokaktan geçen arabalar halayı bozar.
araba gittikten sonra halay tekrar kurulur ve oyuna devam edilir.
bir de plastik sandalyelere oturup ''biz en son ne zaman
görüşmüştük'' diyen amcalar vardır.
saat ilerler, sazcı hala elinden sazı bırakmamaktadır ve intihar
etmek istersiniz. babanın ayağa kalkıp eliyle ''hadi gidiyoruz''
hareketi yapmasıyla ''oh bee hele şükür'' dersiniz fakat
hevesiniz kursağınızda kalır. çünkü sırada yakın bir akrabanın
evine gidilme vardır. ama yine de o gürültüden uzaklaştığınız için
biraz seviniyorsunuzdur. eve gidersiniz sohbet, muhabbet
bir de bakmışsınız akrabaların ısrarı üzerine o gece orda kalma
kararı alınmıştır.sizde okeye dalmışsınızdır ve ''amaan kalalım
anasını satayım'' dersiniz. sabah ordan giderken ''ulan aslında
eğlendim haa'' dersiniz ve böylece 1 saatlik gittiğiniz düğünde
1 gün kalır ve geri dönersiniz. işte sokak düğünleri böyledir ve
böyle olmaya devam edecektir...
hayatında hiç düğün görmemiş ve gözleri pörtlemiş bir şekilde gelinle damadın çıkışını izleyen insanların seyrettiği bir izdiham kalabalığıdır.
faydası ise, ortaya atılan 2-3 tane kızı süzen 3-5 tane abazan erkeği camdan görülüp manzaranın sıçana kadar güldürmesidir.
zararları ise, kuru gürültüdür. yaz mevsiminin gelmesiyle beraber pazar uykunuzu zehir eder, bununla beraber yapacak iş bulamayan kişi gürültüden içine edilmiş kafasıyla oturup sözlüğü açar, entry girer. neticede sözlük kazanır fakat uykusuz kalan ve çaresiz bakıma muhtaç kişi yine siz olursunuz.
aslında ekonomik sıkıntılar maalesef insanları buna itmektedir. insanlarda ister şöyle 4-5 yıldızlı otelin salonlarında veya geniş bahçeli yerlerde düğün yapmayı, ama bütçesi ancak kapı önünde düğün yapmaya yetiyordur.
çok çok komik sahneler olur, plastik sandalyeler başlı başına bir olaydır zaten, ilk sıra genelde aile yakınları olduğundan olan iki dirhem bir çekirdektir, beyler kravatlı, ceketli, bayanlar şık giyimli, güzel makyajlıdırlar, ama arka sıralara doğrubu güzellik bozulur, yaka bağır açık, sanki düğüne değil de kahveye gelmiş gibi giyinen erkekler, üzerine bir bluz geçirip gelmiş bayanlar olur, en arkada ayaktakiler de o sokağın diğer sakinleri olur. genç ve bekar erkekler özellikle "acaba bir kız tavlayabilir miyim" kız keserler boyuna. ister evlenenlerin ailesinden olsun isterse düğüne davetli olsun yaşlı amcalar ve teyzeler çok komik bir görüntü oluşturur. özellikle de hopörlörün dibinde sohbet etmeye çalışmaları görülmeye değerdir. takı töreni çok daha komik bir görüntüdür, özellikle takı veya para takanların anons edilmesi olayı bambaşkadır. heaaa bir de dağıtılan limonata ve kuru pastanın tadına doyum olmaz.
güzel yurdumun ilginç görüntülerinden birisidir, kimine göre güzeldir, eğlencelidir kimine göre banaldir, sıkıcıdır, alaturkadır. insandan insana değişir bu durum...
sabah başlayıp gece 11e kadar süren insanın kafasını beynini patlatan evden kaçmasını sağlayan kutlama. kentte köy hayatını sürdürme hali diye de özetleyebiliriz tabi.
verdikleri rahatsızlık bir gün yetmezmiş gibi 3 gün sürdürürler.neymiş efendim adetmiş.koyarlar oraya dandirik sesli bir şarkıcı, şarkıcı denebilirse tabi bütün sandalyeler boş olsa bile tek başına söylerler.hani paraları yok ya bunların, düğün salonu tutamıyorlar ya o yüzden böyle söyleyen adamları getirtiyorlar.artık çevresindekilere illallah dedirtmiştir.cenazesi mi vardır sınavı mı hiç düşünmezler.böyle komşu böyle tanıdık olmaz olsun dedirtirler.hiç de kusura bakmasınlar efendim.ben senin zımbırtını çekecek değilim.
her ne kadar beni sinirlendirse, her ne kadar bu giriyi 'köprüüüden geçtiiii geliiiiin' şarkısını dandirik sesli adamdan dinleyerek yazsam da çifte mutluluklar dilerim.