sokak cocuklari

entry27 galeri0 video1
    27.
  1. 2000’li yıllarda ilgi çekici konulardan birisi de, dünya teknolojik olarak inanılmaz gelişmeler gösterirken, korunmaya muhtaç ya da özel hizmet götürülmesi gereken çocukların sayısının, gelişmiş ülkeler de dahil olmak üzere, dünya genelinde artış göstermesidir.

    bu çocuklara baktığımızda; evde dayak yiyen, sonra bu şiddete dayanamayarak sokağa kaçan, burada da suça itilerek yaşayan çocukların olduğunu görmekteyiz. bu çocuklara sağlık dışı koşullarda çalışan çocukları da eklemek gerekir. hepsinin ortak özelliği bulundukları yaşın gerektirdiği yaşamı yaşayamamaları ve en çok gereksinmeleri olan ev sıcaklığından, ebeveyn ilgisinden, oyun oynamaktan ve sağlıklı beslenmeden yoksun olmalarıdır.

    risk altında çocuklar değerlendirmesinde en önemli etken, çocukluk dönemlerinde yaşlarına uygun olmayan, tehlike ve riskleri içeren bir yaşam içerisinde olmaları gelmektedir. her çocuğun doğal hakkı olan yaşına uygun bir yaşam yaşama boyutunun bu çocuklarda gerçekleşmediği gözlenmektedir. gelişimin temel kurallarından olan her çocuk yaşının gerektirdiği yaşamı yaşamalıdır ilkesinin bu kategoride yer alan çocuklarda gerçekleşmediği görülmektedir. oyun çağındaki çocuğun oyun oynaması, okul çağındaki çocuğun okula gitmesi gerekirken, bu çocukların, yaşamlarını başka şekilde tehlikeli ve gelişimlerini engelleyen boyutlarda geçirdikleri görülmektedir.

    risk altındaki çocuklar başlığı altında en sık karşımıza çıkan başlıca 4 grup görülmektedir: sokak çocukları, suça itilen çocuklar, çalışan çocuklar ve istismara maruz kalan çocuklar.

    bizler ülkemizdeki daha küçücük elleri korumakla yükümlüyüz bizler bu çocukların suç oranını %50 ye kadar indirmek için herkesten destek istiyoruz çocuklarımızı sosyal etkinliklere ilgi alanlarına göre yönlendirmek onlarında kaybeden değil kazanannlar olduklarını belirtmek istiyoruz uzman psikokoklarımızdan bir kaç tanesiyle görüşme fırsatını elde ettik bizlere seve seve yardım edebileceklerini ifade ettiler bu çocukların ruh sağlıklarını ne kadar çabuk düzeltirsek suç oranı azalır verimli insan sayımız artar sizde destek verin sitemizi ziyaret etmeniz dileğiyle
    0 ...
  2. 26.
  3. ülkemizin en büyük aci gercegidir. sen hala git beyaz esya dagit secim öncesi! peh!
    herkesin azda olsa sucu günahi bulunan cocuklardir.
    buyrun birde buradan yakin:

    http://www.youtube.com/wa...&feature=channel_page .
    0 ...
  4. 25.
  5. Sokak çocukları toplumun kabuk bağlamış bir yarasıdır. Toplumun her kesiminden, sokak çocukları tamamlaması duyulduğunda ahh ve vahhh sesleri yükselmektedir. Ne kadarı ünlemlerini eyleme dönüştürüyor sorgulanması gereken en önemli yara budur aslında. Ve suç işleyenlerini de acımasızca eleştirir, belki de yardım etmediğimiz için sızlayan vicdanımızı böyle bastırmış oluruz. 'iyiki yardım etmemişim bak aaaa çantamı çaldııı!!'. 'aman başı boş bunlar ne yapacakları belli mi olur! 'tarzında binlerce cümle.. Eleştirmekte ve yüzeysel acımalarda üstümüze yok mu dersiniz he?
    0 ...
  6. 24.
  7. onların ne sıcak bir yuvaya, ne de koşup oynayabilecekleri arkadaşlara ihtiyacı vardır. sermayeleri kirli ellerin arasındaki kağıt mendillerdir. bir bölümünün evde bekleyen kızgın bakışlı baba, veya abileri vardır. o bakışların verdiği korkuyla akşama hatta geceye bütün mendillerinin satılması gerektiğini bilirler. bazen bir simitle bazen de 2 topu geçmeyen dondurmayla kendilerini ödüllendirirler. yetişkin insanların yürürken tedirgin olduğu karanlık sokaklarda gönül rahatlığıyla dolaşırlar. tehlikeden, mikroptan, bakteriden, hayvandan, araçtan, ayyaştan korkmazlar. kanatlı varlıklar tarafından korundukları için korkmalarına da gerek yoktur. kire, çöpe pisliğe bağışıklık kazanmışlardır.
    yaşları ilerledikçe kanatlı varlıkların korumalarıdan yavaş yavaş uzaklaşırlar. sonra hayattan bağımsız, bağımlılık yaratan maddelerle tanışırlar. suça yönelir bir bölümü. yaşadıklarından dolayı içlerindeki merhamet duygusunu körertirler. ilk dönemlerde "can yakmak" canlarını acıtsa da, sonrasında umursamaz olurlar. akabinde bir bölümü, can-namus düşmanı, hırsız, vatan hayini, terörist, bir bölümüde kendine düşman olur.
    hayata gelmeleri kendi tercihleri olmadığı gibi ,sokak çocuğu olmayı da kendileri seçmezler. bu ünvanı onlara bizler veririz. ve her ne kadar yaşayacakları her şey kaderleri olsa da o kötü kadere zemini bizler hazırlarız.
    1 ...
  8. 23.
  9. hayat kimi zaman kendini eleştirmeyi becerebilmektir.
    bu başlığın gördüğü talep, bu ülkede sokak çocuklarının gördüğü talepden farksızdır.

    talep görenlerden sadece 3 tanesi için;
    (bkz: helin avşar)
    (bkz: ajdar anık)
    (bkz: recep ivedik)
    0 ...
  10. 22.
  11. Bekle beni döneceğim sana hayat.
    Ben bir mektubum
    dünden yarınsızlığa postalanmış.
    Sevdiğinize benim kalbimi gönderirseniz
    ucunu yakmayın ne olur.
    Tutuşur bedenim ellerimdeki tiner kokusundan.
    Bekle beni, elbet geleceğim hayat.
    gecenin bütün karanlığında bulabilirim sana gelen yolu.
    Bütün Dünya'mı şu köprünün altı mı sandın sen?
    Ben de sevdim çantası sırtında bir kızı hayat.
    Sen hiç dümdüz bir saça dokundun mu?
    ya anne sıcaklığında uyudun mu hiç?
    Peki sen hiç birisini öptün mü hayat yüzün kızararak?
    sen hiç hediye aldın mı sevgi dolu bakan birinden?
    hiç öptün mü babanın sakallı,sert yanaklarını?
    Hayat! Senin hiç sevgilin oldu mu?
    Bak işte kaderlerimiz aynı.
    Yapamadıklarımızın paydasında buluşmuşuz.
    Biz bize benzeriz hayat gecenin bu gizinde.
    peki daha ne istersin bizden?
    tutma artık yakamızdan bizi rahat bırak
    annesi belli babası yüz elli hayat.

    *
    0 ...
  12. 21.
  13. ben sokak çocuğuyum

    şu dört direkli köprünün altında
    açmışım gözlerimi
    sahipsiz
    rüzgar sarmış kundağımı
    yağmurla beslenmişim.

    adımı insanlar koymuş
    benden habersiz
    benimsemişim
    serseri derler, hırsız derler
    .... derler, anlamam da
    alınmam da.

    hiç fiyakalı dolaşmadım sokaklarda
    marka satmadım
    gökyüzü yorganım oldu hep
    dirseğim yastık
    alışkınım; kara, yağmura, soğuğa
    üşümem
    sıcak dokunur bana.

    özlemem, hiç tanımadığım hisleri
    istemem varlığını bilmediğim şeyleri
    kıskanmam hiç kimseyi
    özenmem.

    halbuki bilmez kimse
    kendilerinden şanslı olduğumu
    daha özgür
    ve daha zengin.

    şu deniz herkesten çok benimdir
    arkasındaki orman da
    bütün sokaklar benimdir herkesten çok
    her simitçi biraz bana çalışır.

    aslında her çocuktan daha çocuğum
    canım hiç sıkılmaz buralarda
    en sevdiğim oyundur
    köşe kapmaca.

    yalnız da değilimdir
    yüzlerce kardeşim var
    benim gibi, bana benzer
    kimse ayırt edemez bizi
    birbirimizden.

    geceleri toplanmaya başlarız
    el ayak çekildikten sonra
    konuşuruz, güleriz, dertleşiriz
    biraz farklı olsa da
    herkes kadar biz de umut besleriz
    hayallerimiz de vardır
    ayın dolaştığı yerlerde.

    herkes kadar okumuşluğum da vardır
    her tip insandan bir harf öğrendim
    insanları en iyi ben tanırım
    okuldan, öğretmenden anlamam ama
    bu sokakların mektebini bitirdim
    bana lazım olanı öğrendim.

    herkes kadar insanım da galiba
    herkes kadar ben de bazen ağlarım.

    kafam da var, kalbim de
    severim de, düşünürüm de
    yalnız ben sokak çocuğuyum
    sokaklarda yaşamak tek suçum.

    bir gün ben de gideceğim buralardan
    herkes gibi
    yalnız biraz sessizce
    kimseler anlamadan.

    cenazem omuzlar üzerinde gitmeyecek
    belki
    belediye kaldıracak gürültüsüzce
    ağlayanlar olmayacak başucumda
    bir hayırsever uğramazsa geçerken
    mezarım da çorak kalacak sonunda
    benim gibi.

    içimizden kimin gittiği
    fark edilmeden
    biri alacaktır yerimi
    vakit geçmeden.

    evet, ben sokak çocuğuyum
    bu sokaklarda ne ilk
    ne de sonuncuyum.

    reşide sarıkavak
    0 ...
  14. 20.
  15. turkiye'de 40.205 adet oldugu devlet bakanı tarafından açıklanmıs olan bu cocukların
    1165i okula baslatılmıs,
    5079unun okula donmesı saglanmıs,
    11.268i ailesine teslim edilmis,
    334u ayrıldıgı isine dondurulmus,
    6020si sosyal yardım altına alınmıs,
    841 tanesinin ailesine para yardımı yapılmıs,
    177 tanesi koruma altına alınmıs, (kelaynak sanki bunlar)
    15.321 tanesi icin hic bir sey yapılamamıs.
    ve bu cocukların 3057si uyusturucu bagımlısıymıs..
    elinden tutulası ve karnı doyurulasılardır. insanların acıyarak, kendi duygularıyla yaptıkları mastürbasyona malzeme olan çocuklardır bunlar kimse boyle bir yasamı istemez.
    1 ...
  16. 19.
  17. biz alıp bakmadığımız için, onlara aile olmadığımız için "sokak çocukları" onlar.

    yoksa hiç biri böyle yanlışlar içinde boğulmazlardı.
    onlar dünyaya geldiklerinde tertemizdiler.
    bali, bıçak, uyuşturucu,
    biz dokunsaydık, onlara dokunamazdı.
    0 ...
  18. 18.
  19. hayata en kötü ve en zor yerde başalmış, ömürleri sıcak bir yatak görmeden geçmiş, toplum tarafından itilmiş, horlanmış, insanlar tarafından sürekli seri katil, hırsız, gözüyle bakılmış çocuklar. nedense hiçbir kimse onların neden orda olduklarını veya onlar için ne yapılması gerektiğini sorgulamazlar sadece onlara iğrenen gözlerle bakarlar, halbüki iğrenilcek durumda olan kendileridir...
    1 ...
  20. 17.
  21. potansiyel hırsız, kapkaççı, tinerci gözüyle bakılan çocuklardır. * klişe bir laf var ya bizim çocuklarımız gerçekten de öyle onlar bizim çocuklarımız, bizim eserimiz.. çocuk bu ya annesinin yerine kaldırım taşlarına sarılmaları kimin içini sızlatmaz. *
    0 ...
  22. 16.
  23. Onların ne sıcak bir yuvaya, ne de koşup oynayabilecekleri arkadaşlara ihtiyacı vardır. Sermayeleri kirli ellerin arasındaki kağıt mendillerdir. Bir bölümünün evde bekleyen kızgın bakışlı baba, veya abileri vardır. O bakışların verdiği korkuyla akşama hatta geceye bütün mendillerinin satılması gerektiğini bilirler. Bazen bir simitle bazen de 2 topu geçmeyen dondurmayla kendilerini ödüllendirirler. Yetişkin insanların yürürken tedirgin olduğu karanlık sokaklarda gönül rahatlığıyla dolaşırlar. Tehlikeden, mikroptan, bakteriden, hayvandan, araçtan, ayyaştan korkmazlar. Kanatlı varlıklar tarafından korundukları için korkmalarına da gerek yoktur. Kire, çöpe pisliğe bağışıklık kazanmışlardır.
    Yaşları ilerledikçe kanatlı varlıkların korumalarıdan yavaş yavaş uzaklaşırlar. Sonra hayattan bağımsız, bağımlılık yaratan maddelerle tanışırlar. Suça yönelir bir bölümü. Yaşadıklarından dolayı içlerindeki merhamet duygusunu körertirler. ilk dönemlerde "can yakmak" canlarını acıtsa da, sonrasında umursamaz olurlar. Akabinde bir bölümü, can-namus düşmanı, hırsız, vatan hayini, terörist, bir bölümüde kendine düşman olur.
    Hayata gelmeleri kendi tercihleri olmadığı gibi ,sokak çocuğu olmayı da kendileri seçmezler. Bu ünvanı onlara bizler veririz. Ve her ne kadar yaşayacakları her şey kaderleri olsa da o kötü kadere zemini bizler hazırlarız.
    0 ...
  24. 15.
  25. sen rahat yatağında rahat uyurken o uyku nedir bilmeyendir . senin beğenip yemediğin çöpe attığın artıklarını çöpten çıkarıp yiyendir . Ana , baba , kardeş nedir bilmeyendir . sevgiyi belkide hayatlarında birkez bile tatmayandır . tecavüze uğrayandır . içinde bulundukları pisliği bir nebze olsun unutmak için elinde bali torbasıyla gezendir . Dünyanın adaletsiz olduğunun en acıtan ,kanatan örneğidir onlar . Allah yardımcıları olsun .
    0 ...
  26. 14.
  27. Köhne sınıfa ilk adımımı attığımda kavrulmuş yüzler ve meraklı bakışlardan saklayamadım heyecanımı. Hapishaneyi kendi içlerinde taşıyan yirmi kadar çocuk görünümlü büyük adamla karşılaştım. Sözcükler onlar için birer oyuncaktı. Çoğunun yüzüne bakmaya , anılar yatağı olan gözlerini, okumaya cesaret edemedim. Onlar için geçmişin kabuklarını soyunup gezmek , utançtı. istedikleri tek şey belki de sadece çocuk olabilmekti. Yaşadıkları herşeyi hep bir ağızdan anlatmaya başladılar. benden uzak hayat mücadeleleri içten içe rahatsız ediyordu beni. Sağanak bir hüzün kapladı benliğimi. Sanırım ben çocuk masumiyetinin kaybolmayacağına inanan hayalperestlerdendim. Sevgi yeter sanıyordum onlara . Ve tabiki o çocuk evindeki her büyük gibi gurur duyuyordum kendimle. Unutulmuş heyecanlarını canlandıracak , geçmişin verdiği burukluğu unutturacaktım onlara. O anda tüm kapılarını kapattılar yüzüme. Hiç yaşanmamış bir hayatın özlenmeyeceğini bunun yalnızca acı verebileceğini bilebilecek kadar olgun , ufacık bir bakıştan yaralanabilecek kadar çocuktular daha. ilk günlerde herşey akıp gidiyordu. Bense şaşıyordum. Onlarsa benim şaşkınlığımı arttırmak için mucize sandıkları eserler koyuyolardı önüme, birbirleriyle yarışarak inciterek. Şaşkınlığım azaldıkça sayıları da azaldı. Hayatlarının , yarattıkları hikayelerden ibaret olduğunu anlamaktan korktular belki de . Sahilin iki sokak üstündeki yıpranmış binanın sırlarını sakladıkları yegane yerin büyüsünü bozmamdan çekindiler kimbilir... Gün geçtikçe ağırlaşıyordum, kaldırabileceğini sandığım hayatın başka yüzlerini keşfetmek sandığım kadar kolay değildi. Bir gün kendi dünyama sığınmış, sessiz bir köşe bulmaya çalışırken boğucu Kadıköy sahilinde , kendi adımın haykırışını duydum. Karşımdaki yurdun korumacı havasını üstünden sıyırıp evinde misafir ağırlıyormuş gibi kendinden emin bir edayla yüzüme bakan 15 yaşındaki küçük dev adamlardan biriydi. Saklamaya çalıştığı bali torbasını fark ettiğimi anlayınca tek kelime etmeme fırsat vermeden ne sanıyordun işe yarayacağınımı diyerek uzaklaştı yanımdan.Bu yolla kurtulabileceğimi sandığım işe yaramazlık duygusu büyük bir arsızlıkla sardı içimi . Umutlarla oynadığımı farkında olmadan sözler vermiştim onlara , hiç bırakmayacaktım onları , biran için düşlerimizde rastladığımız geçmişte kalmış manzaralar ya da yüzler ... A rtık ben onlar için münasebetsiz bir ayrıntıyım. Hayatlarındaki herkes gibi vicdanımdaki birer sızı onlar. Gerçeklerden uzak zamanlardı . O zamanlar daha güçlüydük. Sevgilinin kollarında birer devdik , gelecek hiç yoktu geçmiş ise içimizde . Umutlarla oynadığımızı farkında olmadan oynadık oyunumuzu ve çekildik...
    8 ...
  28. 13.
  29. 12.
  30. en küçük olumsuzluğu felaket olarak görüp hayata küsen bizlerin zıt karakterleridirler.
    tüm olumsuzluklara ve onları öcü olarak gören biz insanlık fukaralarına rağmen küçük bir tebessümle hayatı yakalamaya çalışan insanlardır.
    0 ...
  31. 11.
  32. aileleri tarafından sahip çikilmamis veya çikilamamis evi olmayan çocuklardir.çocuk olmaları demek, yanlışlar doğru olarak ögretilirse onları benimseyecek yaşta olmaları demektir.ailelerinin ve toplumun kendilerini itelediği bilinciyle hareket eder ve yanlış yapmaktan başka çare bulamazlar.
    belki de başka çare yoktur...
    yaptıkları bütün yanlışlar onların savunma mekanizmalarıdır sanırım...topluma, bize zarar veremezsiniz biz size zarar veririz fikrini aşilayarak kendilerini savunmasız sokaklarda dokunulmaz yapmaya çalisiyor olabilirler.
    aç kalan, yiyecek ekmek bulamayan, kimsenin ilgilenmediği, üsüyen, titreyen bu çocuklar topluma kazandırılmaya yönelik hiçbir örgütlenmenin olmadığının bilincindedirler.onlardan zarar görmek demek (ki her birimiz görüyoruz) onları görmezden gelmek demek olmamalıdır.bireysel olarak yapılması gereken, elde olan imkanlarla yapılabilecek kadarı muhakkak yapılmalıdır.

    belki onlara doğruyla yaklaşsanızda size yalan söyleyeceklerdir, yaptığınız iyiliğe karşin size kötü davranacaklardır, iyi niyetli olduğunuza bin pişman edeceklerdir sizi.ama bilmek gerekir ki hayatın en gerçek ve en acı yüzünü yaşayan bu çocuklarin insanlara güvenmemek ve hayatı ciddiye almamak için çok geçerli nedenleri vardır.onların yaptığı her yanlış, bizim onlara yaptığımız yanlışın bize yansımasıdır.onların sokak çocugu olmasında her birimiz suçluyuz.

    büyüyecek kadar yaşayabilmiş olanları da aslında hiç büyüyemez yaşayamadıkları çocukluklarinin acısı hep içlerinde olur.sokak çocugu ölene kadar sokak çocugu olarak kalır.

    http://www.shcek.gov.tr
    http://www.turkiyesokakcocuklari.org
    0 ...
  33. 10.
  34. Bir yanda,,
    öncesinde tıka basa hamburger yiyip, şimdi de taşımayacağı kadar patlamış mısırı döke saça aşırarak obez olmaya aday, seyredeceği son teknoloji animasyonu izlemek için sinema salonuna koşar adım giden, baştan aşağı markalarla bezenmiş pek gösterişli kıyafeti taşıyan hiperaktif çocuklar...

    diğer yandan

    sokak çocukları ...

    Neden sokak çocukları inceden inceye bir sızı hissettirir yüreğimizde? Sık sık göremediğimizden mi böyle manzaraları yoksa görmemezlikten geldiğimizden mi ya da daha da kötüsü, görüp de umursamadığımızdan mı?

    sokak çocuklarının tek eğlencesi, havası ayaz, taşları kırık, kaldırımları pis, rengi gri bir bilinmez şehirde annesinin satmaya çalıştığı mendillerin üzerindeki Limon ile Zeytin in maceralarını seyre dalmak mı? Öyleyse bile onun için en iyi animasyon yapımlardan bile daha eğlenceli olmalı bu.

    Şuan Ankara da yağmur var, hava da epey soğuk.
    Umarım sıcak bir yerdesindir elif...

    Elif: bir sokak çocuğu ...
    1 ...
  35. 9.
  36. görülmek ile görülmemek arasındaki farkın insan hayatını ne derece etkilediğini bize kanıtlamaya çalışan insanlar. basit hayatlarıyla tek beklentileri sadece bir gülümseme olan insanlar topluluğu.
    0 ...
  37. 8.
  38. bir toplumun/kentin, sosyoekonomisinin ve kültürel erginliğinin çöküşünü anlatış biçimlerinden biri, birincisi.
    0 ...
  39. 7.
  40. suçlu kim,yanlış nerde ve nasıl yapılmış konusunda devlet,aile çevre üçgeni içerisinde dar alanda kısa paslaşmalar yapılan ama golü atmaya kimsenin gücünün yetmediği çocuklar.keşke elimizde bir imkan olsa çekip çıkarsak onları o hayattan da hem yüreği donuk hem bedeni donuk insan düşmanı insanlarımız kardeşlerimiz olmasalar da bizim gibi olsalar ,artık üşümeseler de geleceğin mühendisleri,doktorları,öğretmenleri,işletmecileri olsalar...ah keşke..
    1 ...
  41. 6.
  42. yarınlar sizin
    boyunları bükük
    yüzleri soluk
    ve yanakları çökük çocuklar
    yarınlar sizin

    siz kuracaksınız
    sıska kollarınız
    çökmüş omuzlarınız
    ve nasırlı ellerinizle yarınları
    yarınları siz kucaklayacaksınız çocuklar
    yarınlarsız...

    şimdi
    sırtınıza iyi oturtun simit tablalarını
    ve sıkı tutun çocuklar sımsıkı tutun
    boya sandıklarını
    önceleri ağrıdı epey sırtınız
    kızardı soğuktan bembeyaz tenleriniz
    alıştığı gibi yırtık ayakkabılarınızın
    taşımaya sizi
    siz de alıştınız çocuklar
    alışmalısınız

    eşeleyin çöp bidonlarını
    kollarınızın yettiğince
    inin derinlere dibe
    en dibe
    sıkın gevşemiş vidaları küçük ellerinizle
    ve dönerken akşamları babanıza annenize
    koltuğunuzun altına iyi sıkıştırın ekmekleri
    kitap taşır gibi yapın çocuklar
    kitap taşır gibi
    bir okul dönüşü evlerinize

    yarınlar sizin
    yüzleri soluk
    elleri nasırlı
    ve boyunları bükük çocuklar
    Yarınlar sizin

    yarınlar sizin çocuklar
    yarınlar sizin
    çünkü en çok
    size mahcup yarınlar

    erdal akçaoğlu
    1 ...
  43. 5.
  44. genel olarak insanların her zaman dışladıkları ve tersledikleri ama bir adam gibi konuşmayı deneseler ;
    ne kadar zararsız olduklarını görecekleri çocuklardır.
    hepimizin kardeşi ya da çocuğudur.
    1 ...
  45. 4.
  46. Gününün belli saatlerinde sokakta çalışan, sonra evine geç saatlerde olsa da dönen ya da hiç evine dönmeyen, evi sokaklar olan çocuklarımız.

    -"Bir mendil alır mısın?"
    -"Hayır. Ben senin sokakta bu şekilde çalışıp, bu şekilde para kazanmaya alışmanı istemediğim için almam."

    ilk Umut istasyonuna öğle saatlerinde uğrayan, burada ısınan, burada dinlenen, burada arkadaşlarıyla resimler yapan, ayni yardımın da yapılabildiği yere uğrayan çocuklarımız.

    Tüm insanları ilgilendiren, onlar için acımadan fazlasının yapılması gerekli olan çocuklarımız.
    0 ...
  47. 3.
  48. nişantaşı'ndakilerin ortama uyum sağladıkları kesin:
    -abi,starbucks'tan bir elmalı pie alsana be!!.
    -yok param.
    -hep böyle yapıyosunuz..allah sizin .....!
    ortam terkedilir...
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük