Kışın rüzgarında, soğuğunda içinizi, ruhunuzu ısıtandır.
Çocukluğumun geçtiği, annemin beni sobanın yanında ki leğende yıkadığı, sonbahar yaklaşırken odunları taşımada, çuvala doldurma da babama yardım ettiğim evdir.
Huzurla uyuduğum evdir. Sesine, karanlıkta ki ışığına kurban olduğum evdir. Bacayı temizlerken eski giysileri giydiğim evdir. Soba, çile ve karşılığında değişilmez bir sıcaklık. Kalbimin en derinlerine işleyen. Kimsenin bana veremeyeceği. Çünkü soba ailenin bir parçasıdır.
sadece salonun ısınmasına neden olurdu. her yıl odun ve kömür alma derdi eksik olmazdı. pek çok işleve sahiptir: üzerinde güğümle su ısıtılır, çay yapılır, ekmek kızartılır, kestane pişirilir... tamamlayıcısı salonda bulunan somyadır. bu ikili biraraya geldi mi tadına doyum olmaz. birde her yıl baca temizleme ve soba borusu temizleme derdi olurdu.
yeni neslin tercih etmediği evdir. konforu yoktur ama sıcaklığı çoktur. bu evde mutfağa gidince üşürsünüz. ne alacaksanız alır salona ya da oturma odasına koşarsınız.
kova temizlemesi eziyettir.
sabah buz gibi bir eve uyanmak daha fazla eziyettir.
tek tatil günü olan pazar gününü ise sabah sabah soba ve kurum ve külleri ile uğraşmak en eziyet olan durumdur.
boşuna tatlı su romantikliği yapmayın.
çok acaiptir.
sadece oturduğunuz odada yandığı için özellikle kütahya gibi ayazıyla ünlü mahallerde sobanın önemi büyüktür. kış aylarında evin merkez noktası sobadır. günlük hayat tarzını sobaya göre ayarlarsınız. ısınmanızdan beslenmenize, çamaşır kurutmaktan akşam muhabbetlerinize kadar her türlü eylem sobanın etki alanındadır.
borusunda çamaşır askısı, üzerinde fokurdayan bir güğüm vardır.
kahvaltılarda üzerinde köy ekmeği kızartılıp tereyağı sürülür.
pazar akşamları bizimkiler dizisi başlamadan önce banyo yapılır , banyodan havluya sarılıp ısınmak için sobanın yanına koşulur.
hatta bu koşulardan birinde hızımı alamayıp göbeğimi sobaya coss diye yapıştırmıştım. bu da böyle bir anımdır.
kışın yavaştan yaklaşmasıyla birlikte -özellikle iç anadolu civarında geldi bile- akıllarımıza gelen nesnedir lakin şunu da belirtmek isterim; hayatında soba görmemiş elit lümpenler burada "soba üzerinde pişirilen kestane abi yea" diye prim yapmasın, bari bir şeyi biz fakirlere bırakın be birader...
Yıllarca aradığımdır. Doğalgaz çıktı çıkalı ne düzgün ısınabiliyoruz ne de peteğin üstünde çay demleyebiliyoruz. Baş ağrısı da cabası. Sobalı evin yerini doğalgazlı ev tutar mı hiç?
Okul hayatında da Bu sene sahip olduğumuz..
O değil de eskiden nasıl duruyorlarmış hayret..
Yakacak alamadık parasızlıktan, fidanların dibine çakılmış çürük kazıkları toplayıp yakarak ısındık.
Ama çok da zevkli hani.
sıcak yuva diye tabir ettikleri ev. atacaksın kestaneyi üzerine,koyacaksın çayı yavaş yavaş kaynadıktan sonra da bir güzel demleyeceksin oohh senden iyisi yok, iliklerine kadar ısınırsın o evde.
Herkesin özlediği ama kova doldurma işinin gerçekliğini düşündüğünde birden vazgeçmeyi düşünebileceği ev tipidir. Eskiden tek odada da olsa ısınılırdı. sonra kalorifer geldi, soba gibi olmuyor dendi. Sonra doğal gaz geldi. kalorifer gibi olmuyor dendi. sobalı evlere mum olduk.
kocaman buz gibi bir evde, sıcacık bir oda. etrafa dağılmış ailenin bir araya toplanmasında da büyük bir etken. (bkz: soba)
patlayacağınızı anladığınız ana dek tuvalete gitmemenize sebebebiyet verir sobalı ev.