hayata, insanlara, çevreye farklı ve nükteli bakabilmeyi öğreten, bunu da kitaplarında gerçekleştiren, türkiye'nin nevi şahsına münhasır yazarlarından biridir. ruhi mücerret ve korkma ben varım adlı kitaplarıyla bende derin izler bırakmış, her yaştan insana hitab edebilen mütevazı insan.
sazında ve sözünde anadolu insanının yüreğini, kederini aynı zamanda sevincini de taşıyan mütevazı bir halk ozanıdır.
yüreğinden döktüğü bozlaklarıyla dinleyenlerin içini titreten ve her daim halkının temsilcisi olabilmeyi başarmış uzun soluklu bir özgünlüğe sahip, bozkırın tezenesi, gönül dağıdır.
bilimsel anlamda gayet zevkli ve uğraşılası bir alan olmakla birlikte uygulama alanı olan yerel yönetimlerde ve meclis çatısı altında hiçte özenilesi bir tarafı olmayan yönetme - yönetilme sanatı. gündemi belirlememesi ve hayatın içine fazlaca müdahil olmaması gerektiğini düşündüğüm sosyal bilimlerin en güzidesi.
siyasetle ilk karşılaşmam evde babamın kitapları ve haberleri yorumlayış biçiminde oldu. ve bu zamanlar ben yedi sekiz yaşlarındaydım.
lisedeyken duvara siyasetle ilgili yazılar yazdığımda on beş yaşındaydım ve uzaklaştırma aldım.
ilk sokağa çıkıp yumruğumu havaya kaldırdığımda ise on altı.
üniversitede kollektif partilerin hangisinin bana hitap edeceğini merak ettiğimden bir yıl araştırdım. aileme ise daha iyi bir üniversite için tekrar hazırlandığımı söyledim.
bir yıl sonra kendimi bulacağım üniversitedeydim: odtü. günlerim sokakta elimde broşürler ile gectiginde on dokuz yaşındaydım. insanların en güzel yaşaması, sömürülmemesi için toplantılara katıldığımda ise yirmi.
okudum, en siktiriboktan kitabı. okudum, en ağır kitabı. okumaktan beynim ağrıyordu. bir şeyleri değiştirmek için çeşitli grevlerde bulunduğumda hep en son yalnız dönüyordum.
ve artık anladım. siyaset, özgürlük, mutluluk. o kadar saçma ki o kadar boş ki. bizler olmayını, varmış bir zamanlar ama kaybetmişız gibi davranıyorduk.
okulu bırakıyorum, daha çok kitap ve içki için çalışıyorum sadece. artık siyaset adına hiçbir bok duymak ya da görmek istemiyorum. bu yüzden gözümü gökyüzüne, kulağımı müziğe veriyorum. ölen insanlar ise dolabın arkasında isimleri hep var olacak. ama onlar için sokağa çıkıp, bağırmayacağım. ve inanın dostlar ne kadar toplanırsanız toplanın, bu dünyanın sizi dağıtacak kirli elleri vardır.
hiç bir insan ölmesin ve sömürülmesin diye verdiğim bedenimi toparlayıp siktirip gideceğim.
ha soğuktu bizi tıkıp dövdükleri odalar, ailemin artık ailem gibi olmadığını anladığım zamanlar. kaç arkadaşımı kaybettiğimi artık saymıyorum.
bu dünya sizin, istediğiniz yerde yaşarsınız fakat anladım ki en sonunda yaşam, insanlığa en uzak ve en son.
siyasetin olmadığı, belki de soyut olan her şeyin, hiçbir zaman somutlaştırılmayacağı yerde.
Allah'ın sadece bazı kullarına bunu iyi yapabilmesi için yetenek ve olanak bahşettiği hede. Büyük kazanmak istiyorsanız yada ne istediğiniz konusunda her zaman ısrarcı bir insansanız anahtar kelime siyaset. Çünkü siyaset hep güçle beraber var olmuştur ama güç hiçbir zaman tek başına hedefe ulaştırmamış, sorunları çözmemiştir. Her güzel gibi bununda bir bedeli var tabiki. Çok yorar o kadar çok yorarki kendinizden bile şüphelenmeye başlarsınız. iyi ve pürüzsüz bir Siyaset sadece karakteri çok güçlü ne istediğini iyi bilen daha önemlisi çalışan insanların işidir.
bunu açıklamak için önce bikaç şeyin tanımı yapılmalıdır.
1)parlamento: boş konuşulan yer (latince)
2)parlamenter: boş konuşan insan (latince)
3)kabine: tuvalet (latince)
buna bağlı olarak siyaset, boş insanların tuvalette boş konuşması demektir.
örgütlerde istediğiniz düzeni kurma ve kendi düşüncelerinizi benimsetme yollarıdır, insanları kendi istediğiniz doğrultuda yönlendirebilmektir.
bir şeyi söylerken farklı yollardan söyleyen, yani bir nevi doğru söyleyerek kandıran kişi günümüz şartlarında iyi bir siyasetçi olabilir.
örneğin; "şarkıyı kapat" demek yerine "şarkı da bayağı uzunmuş" demek.
dünya binlerce bilinmeyenli bir denklemse, bu bilgilerin tamamına sahip bir insan yok, olamaz. sahip olduğumuz sınırlı bilgiyle yorum yapıyoruz. akademisyenler, siyaset bilimciler bile bu binlerce denklemin tamamına sahip değil. ancak 60 70 yaşlarında falan olmak gerekiyor, okuyup tamamını hazmetmek için. ama o şekilde de, sadece yazılabilir, yayınlanabilir şeyleri biliyor olma durumunuz var.