siyaset kurgu bir bakıma, ilizyon. insan yalana meyyal, insan sahtekar olduğu kadar sahteye inanan varlık. tecessüsünü yitirmiş, pejmurde. ve hep böyleydi aslında. ilerlerken duran. cesarete kıskanç. öncülerini yok eden. şimdi artık güç bütünüyle sermaye, sermaye bilgi. ve biz şimdi klavyenin yeni modern köleleri. insan oğlu hep çocuk, her çağda bir oyuncak meraklısı, aslında oyuncak kendisi. nasıl bir zeka bu allahım diyorum, on binlerce belki yıldır aynı tiyatronun şapşal seyircisiyiz. eskiden derdik ki, zincirlerinden maada kaybedecek bir şeyi olmayan... şimdi ne kaldı acaba kaybetmediğimiz? hayatımız mı, istedikleri zaman aldıkları hayatımız mı? tek kalan şuurumuz aslında, bir farkına varabilse insan, yakalar o zalim kolu, yakalar ve hayata yeniden başlar. ya da ben çok hayalciyim, belki tarih hep böyle devam edecek. çok yaşadım, hep umut ettim; ama hep hayat başladığım noktada sanki, işte umudumla gizlemeye çalıştığım berbat son bu. geçende tv de baba bushu gördüm tekerlekli iskemlede, sürünüyor yani, belki milyonlarca ölümün azabını hissediyor o dört tekerlekte. ölüler görülmez. yaşayanlarda görmez ölüleri. acaba biz ezeli ölüler miyiz. hey, orada kimse var mı......
siyaset Türkiye de maalesef soysuzların eline kalmıştır. din ve devlet işleri birbirine karıştırılarak, başörtüsünü sömürerek, vatandaşın çocuk yapama haklarına girerek, erkeklerle bayanları ayrı tutmaya çalıştırılarak, mısırdaki ölen kişilere ayıp olmasın diye partisinin kuruluş yıl dönümünde şarkı söyletmeyerek ancak 24 şehit haberinin geldiği gün Ankara sheratonda düğün yaptırarak, seçim zamanı yaklaştığında ağlayarak, Hatay da patlama olduğunda soluğu amerikada alarak, haksız hukuksuz yere ülkesinin en başarılı komutanlarını içeriye attırarak, Süleymaniye de askerlerimizin başına çuval geçirildiğinde " ne notası müzik notası mı veriyorsun? " diyerek, halkına bunlar diye hitap ederek, ben Türküm dediğini duymayarak, oturduğu makama saygı göstermeyerek ülkenin kurucularına ayyaş, askere darbeci, yazara, sanatçıya, bilim adamına terörist diyerek, vatikanda papa seçiminde bile bu kadar din konuşulmazken Allah Allah diyerek ülkeyi satmaya çalışmak, Atatürk Orman Çiftliğini satmak, Bandırma vapurunu Atatürkün samsuna çıktığı zaman (16 mayıs) satmak, çiftçisine ananı da al git, halkına takla at da göreyim, öğrencisine dilenci, bırak vatandaşın söylediklerini bakanların söyledikleri her sözün olay olduğu bu memlekette çözüm ne chp ne akp ne de mhp dir çözüm ortak noktada buluşarak atatürk ün izinden giderek ülkeyi çağdaş seviyeye getirmektir....
Türkiye de büyük bir bölümün sadece parti başkanlarına duydukları nefretle yapmaya çalıştıkları olaydır. Türkiye de siyasetin malesef takım tutmaktan bir farkı yok. Nefret üzerinden yapılmaya çalışılıyor. Sokakta soracak olsanız birçok insan içinde rte veya kılıçdaroğlu isimleri geçmeden 10 dakika konuşamaz siyaset hakkında. Ama kahvelerde vatanı kurtarırlar.
bir yerde iki insan varsa orada siyaset yapılır. siyaset kural yapmaktır. hukuk, siyaset gibi üst kurumsal kavramlar için en az iki kişi gereklidir. fakat tek başına bir adada kalsanız bile tarihsel birimden yararlanacağınız diğerlerinin bilgilerini kullanacağınız için aslında yalnız değilsiniz.
bu topraklarda vatandaşını 60 yıldır sikmiş, hiç saymış ve tamamının sırtından geçinmiş, büyük çoğunluğunun 3 kelime türkçe ifade kullanamadığı bir topluluk tarafından yapılan işin tanımı. ve her tek parti dönemi, yalaka etrafına bütün imkanları peşkeş çekmiş, bu memleketi sikip atmış, vatandaşının sırtına büyük veballer, yükler yüklemiştir. gerçekten budur.
istisnai düzgün olanları da maalesef çok ama çok azınlıkta kalarak kaybolup gitmiştir.
siyasette en büyük yol göstericilerden biri gelenektir, hiçbir şey o gün ilk defa ortaya çıkmamıştır, her şeyin tarihe uzanan bir geçmişi vardır, kimin ne yapmak istediğini anlamak için tarih okumalı. bir gün aziz olanlar yarınında şeytan olmuyorlar, tıpkı şeytanların aziz olmadığı gibi.
ikincisi ise hiç kimsenin aptal olmadığını, yapılan her hareketin bir amacı olduğunu bilmektir,
üçüncüsü sözler yerine olaylar ve sonuçlarına itibar etmektir, çünkü tarih bir yalancılar köyüdür orada kimin ne dediğine değil ne yaptığına bakmalı.
bu üç ilke göz önüne alındığında sanıyorum ki olayları anlamak daha kolaylaşacaktır.
askeri üniformaları insanların fikirlerini hiçe sayan, takım elbiseli insanların dünyaya hükmetmesi gerektiğini süslü bir dille insanlara anlatan kavram.