Ben de az çok ilgileniyorum lakin ben geniş bir perspektiften bakıyorum. Benim için önemli olan AKP'nin ya da CHP'nin kazanması değil. Türkiye'de hukuku, sınıf bilincini, değerleri yerli yerine oturtup sonra da iktidardan defolup gitmesini istediğim bir partinin iktidara gelmesini istiyorum. Atatürk'ün hedefi de buydu: kaynaşmış, demokrasi kültürü oturmuş, hukukun güvenilir olduğu bir ülke idi.
Şimdi kuvvetler birliğinden söz ediliyor. AKP yeni Türkiye sevdasında ancak diğer %50'yi görmüyor. Değerleri tehdit altında olan bu kesim boş boş oturacak mı ya da en azından ülkede bir huzursuzluk yaşanmayacak mı?
Slovakya'dan sesleniyor, bizim daha hızlı yol almamız şart, diyor. hedefi ab olan bir ülkenin başbakanına yakıştıramadım. Tarihte hep yargısı bağımsız olan milletler refah içerisindeydi. Bizim derdimiz de kuvvetler ayrılığı değil hükümetin yargıya müdahalesidir.
hakkında ülke olarak çoğumuzun bilmediği ve yapamadığıdır..
bir politikacıyı eleştirirken ve yaptığı yolsuzlukları, hırsızlıkları açığa çıkartırken aslında onların güçlü olan taraflarına ve daha güçlendirecek taraflarına saldırmamız bunu gösteriyor.. ancak ülkemizin başında olan r.tayyip erdoğan bu mereti çok iyi becermekte tabi ülkemizi de.. bunca zamandır karşısına politikadan anlayan, siyaseti hakkıyla yapan birileri çıkamadığı için sürekli olarak lider kalmakta bu siyaset olayını tam olarak bilmediğimiz için..
aslında bir sosyal medya blogunun kapanmasını çok güzel değerlendirebilir insanlar ancak gerçek anlamda o kadar sığ düşüncelere ve amatörce bilgilere sahip oldukları için yaptıkları karşıt duruş karşıt görüşte olan insanları daha çok artmasına sebep oluyor.. medya organlarının bu denli taraflı ve satılmış olan bir ülkede hala bu medya organlarının yaptığı haberler ve sunumları kaynak gösterip gözü kapalı olarak onlardan medet bekleyen insan sayımız çok fazla.. halbuki birazcık bu medya organlarının sunduğu haberleri kopyalayıp papağan gibi tekrarlamak yerine biraz araştırma yapılsa ve gözler açılsa durum çok farklı olacaktır..
şöyleki bir tarafta paralel yapıya "vatana ihanet" diye adlandıran bir hükümet var.. ve 2002den beri bunun büyümesine katkı sağlamış ve çoğu zaman destek çıkmış bir hükümet..
şimdilerde kendileri bu paralel devletten şikayetçiler ve bunun yanlış olduğunu vatana ihanet olduğunu söylemektedirler.. mademki paralel devlet vatana ihanettir bunca zamandır buna göz yumarak en büyük vatan hainliğini bunlar yapmıştır.. he bunlar kalktı desinlerki paralel devlete yardım etmedik veyahut bundan haberimiz yoktu.. işte bunlarda bu kadar kötü siyasetçi olarak, devlet içinde devlet oluşturulmasını göremeyecek kadar başarısız ve aptaldırlar.. yine vatana ihanet etmişlerdir..
şu güzel ülkemde şu meret biraz doğru ve dürüstçe yapılsa, biraz insanlarımız her önüne verileni doğru olarak kabul etmese aslında bir şeyleri başaracağız ama yok.. huyumuz kurusun..
yapılan siyaseti görmekten, duymaktan, iliklerime kadar siyasete batmaktan bıktım.durun da düşünün ki insan insanı haksız yere neden öldürsün. neden sofradan ekmeğini çalsın.ilahi adaletin tecelli edeceğini beklemekteyiz. zira gücümüz zalimlere yetmiyor. allah'tan ümidimizi kesmeyeceğiz.
dünya boktan bir yere dönüşüyor son sürat.kalan temiz bölgelerde bazen sessiz, bazen bağırarak ölümü belemek iyi.
ülkemiz de özellikle kırathaneler ve sokakta tartışılan , kulaktan duyma bilgilerin kaynak olarak daha çok gösterildiği, sonu bazende kavgayla biten , ve bir sonuca bağlandığını hiç görmediğim bir kavramdır.
Gerçek yüzü hiç bir zaman bilinmeyen insanların birbirlerne cemkirmeleri.
Sevmedim, sevemiycem. Sadece eski siyasi belgeseller çekici geliyor.
Sidik yarışı.
dünyada göt büyüterek para kazanılan ender mesleklerden.
bana da sürekli teklif geliyor, komiser seni de kadromuzda görmekten onu duyarız falan ama ya kardeşim siyaset beni bozar diyorum, makam mevki değil tabanın içinde olmalıyım diyorum ama benim potansiyelimden korkuyorlar o yüzden anlaşamıyoruz.
hatta kemal kılıçdaroğlu sarıgül'den önce beni düşünmüştü istanbul için adaylığa ya kemal beni bu dönem dinlendir kanka dedim kırmadı, sağolsun hiç kırmaz.
siyasette sempati-antipati hatta empati yoktur. siyasetin üçlü sac ayağı; iktidar-muhalefet-geniş kalabalıklar. siyaset zemininin ikili sac ayağı; harici ve dahili şartlar. siyasi hareketin gerçekleşme bağlamı; uygunluktur.
siyasi analiz; şimdilerde buna "okuma" diyorlar, subjektif ön yargılara hapsedilirse, uygunluk kavramının iz düşümü hakikati kavramak mümkün değildir.
siyasetin aracı; örgüt-ajitasyon ve propagandadır. seçimler; siyasi hareketlerin kalabalıklarla arasındaki uygunluğun iktidar ve/ya muhalefet tarzında vücut bulduğu en geniş sınama yöntemi. bu bağlamda seçimler, siyasi rekabetin hem varlığına işarettir, hem de durumunun tespitidir.
bu teorik çerçevede pratiğin, her siyasi hareketin özelinde olduğu kadar; bütün bir siyasetin genel işleyişinde, mevcudun ve mümkünün hal ve gidişinin hikayesi, ön yargılardan azade olması gereken "analizdir".
Dar alanda incelendiğinde devlet yönetimi yöntemidir. Geniş anlamda irdelendiğinde ise hayatın bir siyaset meydanı olduğu kavranılmaktadır. Okulda, işte, sosyal ortamda hep siyaset, politika vardır. Düşünen kazanır.
insanları etkili bir biçimde yönlendirme sanatıdır.
bunun sonucunda başarılı olunursa iktidar ve dolayısıyla iktidarın nimetleri ele geçirilmiş olunur.