"ben ve benim cemaatim daha dindar, bu solcular dinsizken ülkeyi yönetemez. biz daha atatürkçü ve çağdaşım; halkın yüzde 50'si yobazdır, onların oyu oy olmadığından ülkeyi yönetemezler. " vb. korku politikalarıyla halkı vesayeti altına almaya kalkan sağcı, solcu herkes faşisttir. halk kime oy verirse o başa geçer. biri atatürk'ü, diğeri dini değerleri korumacı politika güderek vesayetçi ve diktasal anlayışını pompalamaktadır. yani sivil vesayet, halkın iradesini inkâr eden sağ ya da sol azınlık ve kendisini elit(salih mü'min, evliya, sağlam atatürkçü, çağdaş insan v. s. ) gören farklı görüşten insanların yalanıdır.
"ben devletim! " diyen silivri vesayetçilerine alkış tutup devleti halkın iradesinden üstün görenler vesayetçi değil de nedir? devlet, halk demektir. halkın rejimi cumhuriyet; halkın kendi kendisini yönetmesi demokrasiyken, "bu halk kendisini yönetemez. " demek en büyük vesayetçilik ve diktatörcülük değil midir? ben akp'yi sevmem, bu akp karşıtı vesayetçi kafa neyi yaşamaktadır? korumacı ve halka korku üretip pompalayana vesayetçi denir. akp'ye oy verme, akp ülkeyi batıracak vb. tarzı korkuları pompalayanlar ortada.
demokratik yollarla devleti yönetmek için iktidara gelen hükümete azınlıklarca atılan iftiradır, yalandır. kemal paşa ve ismet paşa dikta ile yönetti halkı, halbuki bu başlığı açan anlayıştaki arkadaş gerçekleri keyfine göre tahrif ediyor. vesayet korkudan beslenir. şeriat gelecek, teröristler türkiye'yi ele geçirecek, laiklik elden gidiyor vb. korkular üzerinden halkı yönetmek ve mevcut oy verenlerinin kendisinden kopmamasını isteyen chp değil midir? peki vesayetçi kimmiş?
akp'nin 9 yıllık iktidarında oluşan, ülkenin üzerinde kara bulutlar gibi dolaşan, özgürlüklerin tehdit altında olduğu, farklı düşünen herkesin susturulduğu, kendi oluşturduğu bürokrasisiyle ve medyasıyla seçilmişlerin diktatörlüğü.
gerçek anlamda 1950-1960 arasındaki demokrat parti iktidarı dönemi için söylenebilecek kavramdır. özellikle 1954-1960 arası dönemde türkiye kamplara bölünmüş * ve dp; anayasa mahkemesinin olmadığı bu dönemde uyguladığı baskıcı yönetimle muhalefe göz açtırmamış, kendisine oy vermedi diye kırşehir'i 1954-1957 arasında ilçe yapmış, 80 yaşını aşmış hüseyin cahit yalçın dahil birçok gazeteci cezaevine düşmüş, nato'ya üye olmak için gereksiz yere kore'ye asker gönderilmiştir *, genelkurmay başkanı hükümetin güdümüne girmiştir *. ancak şu anki akp hükümeti, dp dönemini yaşamış kişilere; dp'ye gani gani rahmet okutmaktadır.
sivil vesayetin karşıtı olan askeri vesayet te 1960 darbesi hariç * türkiye'yi soğuk savaş dönemine uygun biçimde muhafazakarlaştırmış ve siyasetin doğal akışını engellemiştir. özetle askeri vesayet kötüdür ama sivil vesayet daha kötüdür. hepinize vesayetsiz günler dilerim.