sinema kapilari

entry1 galeri0
    1.
  1. bir ahmet telli şiiri.

    SiNEMA KAPILARI

    "çocuklar büyükler gibi konuşur sefaletten"
    başlarken / hep aynı (iç) görüntü

    1)
    güven içinde olduğumu bilmem hiç
    sevildiğimi önem verildiğimi
    benim başkalarını aradığım gibi
    arandığımı bilmem...

    dünyanın bütün suçlarını işlemiş
    bütün yanlışlarını ben yapmışım gibi
    yaptığım her işten tedirgin oluyorum.
    içimde sürekli bir horlanma korkusu
    Bir kekeme tutukluğu ürkek dilimde
    En iyi bildiğim konuda bile
    Çekine,çekine konuşuyorum

    Çekilip sonra kabuğuna küskünlüğün
    Kendime düşlerden sığınaklar kuruyorum
    Kırık dökük izleriyle hayatın
    Usul sesli içe değen incecik
    Bir şarkı büyütüyorum ömrüme benzeyen
    Sabah kadar uçuk akşam kadar acı
    Rengi dört mevsimin uyumsuz karışımı
    Acemi bir şarkı
    Umuda ve gerçeğe böyle katlanıyorum

    2)
    bir biletle günün
    en güzel iki saatini satın alıyorum
    neden girmeyeyim ki?
    Baba korkusu yok ,usta korkusu yok,
    Annemin zayıf elleri ölü gözleri
    Kardeşlerimin sıska cılız gövdeleri yok
    Yoksulluk yok acı yok;
    Olsa da öyle kısa sürüyor ki
    Dışarıdaki kötülükler içerde..

    Düşlerimi satın alıyorum yalnızlığımı
    içimde umudun kırık aynaları
    Yüreğim bunalıyor gerçeğin gergefinde
    Bir biletle bırakıp gökyüzünü kapıda
    Kırık tahta koltuklarda,hüzünlü
    alacakaranlığımı yaşıyorum
    neden girmeyeyim ki?
    Günlerce,günlerce avunuyorum

    3)
    bir kadın topuklarından soyunmaya başlıyor
    kalçalarını açıyor sonra omuzlarını
    gözleri iklimini bilmediğim bir ülke
    saçları dağ suları sırtının düzlüğünde;
    akıyor kıvranıyor dönüyor yanarak
    elleri en olmadık yerlerine değiyor.

    Binlerce tel geriliyor,görünmez ince
    Sinir uçlarımdan,can damarlarımdan
    Binlerce ince telde geriliyor terli gövdem
    Değmeden tanımadan tadını çıplaklığın
    Karanlık bir dehlizde kamçılanmış
    Bir tanımsız heyecanı yaşıyorum.

    Bir çift göz büyüyor karşımdaki perdede
    Bir çift dudak,bir çift göğüs,bir çift...
    Büyüyor,büyüyor ve
    En yorgun yerinde uykularımın
    -en tedirgin en dağınık-
    gelip yatağıma giriyor.

    Bilmediğim odalarda aydınlık mavi
    Göğsü üzüm salkımı,ağzı kuş yuvası
    Bir kadın...gövdesi gövdemin
    Gülüşü sevincimin çıplak aynası;
    Eğilip en ayıp yerleri ile
    Beni öpüyor,beni seviyor,beni tüketiyor.

    Seyrederken kanattığım dudaklarımdan
    Düşlerimde yeniden, yeniden kan geliyor

    4)
    dünya sinema perdesi değil ki
    düşlerinde bir sınırı olmalı
    insanın gerçeği ile çevrili

    dönüyorum....

    içimde incinmiş bir çocuk ağıdı
    avuç,avuç cam kırıkları göz bebeklerimde
    düşmemek için kendime tutunuyorum

    5)
    kimselerin vakit ayırmadığı biriyim
    biliyorum
    sıradan bir alışkanlık, körleşmiş
    bir küçücük ayrıntıyım
    biliyorum.
    (bir sigaranın tutuluşu örneğin içilişi ve sonra atılışı)
    öfkem biraz da bu benim
    ya siz biliyor musunuz?
    Saygısızsam,saldırgansam, acımasız
    ilgisizlik besliyor kötü yanlarımı
    Ya siz biliyor musunuz?

    6)
    yakıştırarak giyindiğim hiçbir şeyim yok
    öyle tiksiniyorum ki üstümdeki giysilerden
    gücüm yetse inan becerebilsem
    tenimi bile soyunurum yüreğimden

    7)
    hayatın güzelliklerini esirgediği
    bir sokağın arka tarafıdır ömrüm
    gücenik,kirli ,karanlık...
    yaşar bir ölü yalnızlığı kendince
    o duyarsız kalabalıklardan artık..

    binlerce
    binlerce bıçak ağzı keskinliğinde
    -yokluk ezikliğinde ,onur sessizliğinde-
    umarsız pusatsız bir üryan öfke
    ayrıkotları gibi yayılıyor yüreğime
    binlerce umut oku göz bebeklerimde
    dünya bir düş kırıklığına dönüyor
    aklımın ufuksuz sularında;
    bir örümcek ağına bir baş dönmesine
    ivmesi
    ivmesi yokluğun istek hızında...

    zayıf yerlerim kanıyor damar, damar
    -yalnız yerlerim güçsüz yerlerim-
    içimde o çözümsüz kördüğümü hayatın
    günlerce acılarıma beşik oluyor
    geceler kinimin kara ninnisi
    büyüdükçe büyüyor çocuk korkularım

    dışına taşamamış bir öfke seli
    bir isyan içimde bir dövüşme isteği
    çıkıp sinemaya gidiyorum;
    bir insanın kaderler değiştirdiği filmlere...

    adıma dövüşüyor bütün kahramanlarım.

    8)
    bize benzer insan görüntüleriyle
    -bize benzemez-
    o çizilen dünya var mı gerçekten?

    9)
    evlerin geçim derdi yoktu
    gittiğim filmlerin çoğunda
    erkeklerin iş derdi
    kadınlar rahat mı rahat
    bütün ilişkilerinde
    sevmek tek sorunlarıydı
    Güzellik birde.
    Varlığın güvenli korunaklarında
    Çocuklar büyüyordu dünyadan uzak
    Çalışmadan dövülmeden...
    Gittiğim filmlerin çoğunda
    Yalnız da olsan arkasızda
    Haklı olmak kazanmaya yetiyordu
    O dengesiz kavgalarda.

    Ve dışarıda yaşayıp bildiğimiz
    Acının ekseninde bir hayat
    bütün görüntüleri bir,bir örtüyordu

    10)
    varlık güçmüş
    varlık güven ,varlık güzellik
    hayatın bütün yüzlerinde gördüm bunu
    sinema kapıları başta
    imrendim, içlendim ,incindim...

    katlandım sonra simsiyah kapanıp
    -okları içine dönük bir kirpi gibi-
    kapanıp simsiyah yalnızlığıma

    sustum

    ki incecik bir hüzündü yüzüm
    yakıştı yaşadığıma yaşamadığıma

    11)
    benim dünyayı sevmem için
    dünya beni sevmeli
    tertemiz giysilerim olmalı
    ütülü,ince,yakışan
    bir kızı sevmeliyim dupduru
    yağmur mavisi,bulut buğusu
    gökyüzü gibi sakin
    gülmeli gözlerinin içi
    en acılı günlerimde bile
    tutup yalnızlığımdan
    bana güvenmeli;
    kaşlarını yıkmadan sevmeli beni

    benim dünyayı sevmem için
    dünya beni sevmeli
    çocuk düşlerimi ezen evler değil
    sevgiler olmalı oda,oda
    mutluluğu gülüşlerle köpüren
    babam utanmamalı benden
    annem ezik durmamalı
    ufacık bir isteğimle buruk
    bir işim olmalı bir güvencem
    el ellerinde hoyrat
    ev içlerinde
    kanayıp gitmemeli çocuk ömrüm

    benim dünyayı sevmem için
    dünya beni sevmeli
    dünya beni sevmeli...
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük