bütün türk film yönetmenlerinin yatıp kalkıp dua ediyorum iyi film yapmaları için. kötü filme gidip çıkan aldatılmış seyirci kadar tehlikeli bir müşteri yok. çünkü bizim sinema seyircimiz bir türk filminden kendisini tatmin olmamış olarak ayrılırsa öbür türk filmlerine de aynı önyargıyla bakıyor.
ben hayatımda hiçbir oyuncuyu şener şen hariç ikna etmek gibi bir zorluk yaşamadım.
seyirciden gelen para, değerli paradır, kutsal paradır, mânâlı paradır.
yaptıkları filme bir ad bulamayanlar işin içinden çıkmak için buna sanat filmi diyorlar
eğer yardım eden kuruluş işime karışmayacaksa ben bu parayı her yerden, uzaydan, hatta komünistlerden bile alırım
yaptığım filmlerden para kazanmıyorum, ama kaybetmiyorum da. sinemacılık yeteneğimi kullanarak reklam filmi çekiyorum ve parayı oradan kazanıyorum.
ben eşek gibi çalışıyorum, çalışıyorum ki, reklam filmlerinden para kazanıp, uzun metrajlı filmler yapayım diye...
herkesten fellini, godard olmasını bekleyen, bunların dışındaki sinemayı 3 kuruş etmez diye çöplüğe atan, inanılmaz bir şekilde sinemadan zevk almayan bir eleştirmen tipi türedi.
benim kilometre taşım şu: bir gün oturup neyi sevip, neyi sevmediğimi alt alta yazdım. sevdiklerim şunlardı: gitar, müzik, dans, plajlar, güzel kızlar, voleybol, mimari, resim, sinema, hollywood, para kazanmak, lüks, güzel arabalar, güzel kitaplar... ben bunları hayatımda istiyorum dedim. topladım, iki nokta üst üste koydum, sonuçta çıkan şuydu: kapitalizm..
bireyciliğin, liboşluğun, kapitalizmin dibine vuran adam. sanatçı dediğin örnek alınacak biri olmalıydı, biz böyle öğrenmiştik!
son çektiği zaman gazetesi reklamından bir milyon nasıl satılır sorusuna gerçek manada bir cevap bekliyordum. ama olmamış. biraz duygu sömürüsü, biraz bizde sizden biriyiz anlayışı. hepsi bu.
bir şeylerin değişebileceğine inanan marks'ın hayaletiyle değil günün ihtiyaçlarıyla yaşamı yorumlamayı deneyen bazen yanılan bazen doğru işler yapan yönetmendir.
iktidar canlısıdır. gelen hükümetlere göre ses, renk ve şekil değiştirir. ama sakin olması gerekir, kimsenin yandaşlıktan kazandığı parasına dokunduğu yok. rüyasında karl marks'ı görmüş korkmuş galiba.
kafası karışık yönetmenimizdir. kendi yayın evinden çıkarmış olduğu ayn rand'ın eserlerini okumamış, kendisine özetlenmiş olduğunu düşünüyorum. ki bu kitaplar zaten objektivizmin özetidir.