genç, yakışıklı, zeki, çekici, bilgili ve bir o kadar da kadirşinas ve hatırperver birinin ağzından çıktığında hiç de abes durmayan özel bir cümle. sadece frankynin olan ve ondan başkasında yalan görünen. geçtiğimiz aylarda academy new york tarafından yapılan mini bir ankette bu cümleyi iddialı bir şekilde sıklıkla kullanan ve belirtilen kriterlere uyan erkeklerin oranının tüm erkeklere oranının karınca boku hacmine eşit oldugunu söylersem durumun sizing için vehameti daha açık çıkar ortaya. Ee frankynin de bu incir çekirdeği kıvamlı bu grupta oldugunu da ekleyen özel sitelere rastladım geçtiğimiz günlerde.
Yahu bazen cidden haddinden fazla çıldırtıyosunuz lan beni. Ilk sevgilisini yirmili yaşlarında edinip malak malak ilkokul seviyesinde aşk oyunu oynayan sümüklüler sizi. Lan kıçı-başı açık kör-aksak süren bir arkadaşlığınız olur, bi de utanmadan bu hatunu hayatının merkezi yapıp asosyalliğe onu da kendinizle sürüklersiniz. Ayıp ya. Bırak bakalım hatununu sokağa, onu havada kapıp gelişine volelerle jonathan Sebastian tadında onu sağlı sollu kroşelerle alt edecek ne bok böcekleri var. bi de bu tipoşların sevdiğine sadık kalma gibi ortaçağdan kalma bakış açıları var ki. Yazık yazık. Hee, seksüel yaşamı normale yakın, ufaklığında sorun olmayan her erkek hatununu bir değil onlarca kez aldatmalı. Genel itibarıyle hatunların franky için birinci görevi, frankyyi tatmin etmek, ikincisi de aldatılmaya razı olup kumalıkla da idare edebilmek. Şaka değil lan.doğanın düzeni bu. Hee, bi de şu sabahtan akşama kadar birlikte takılıp sonar bi de evde bilgisayar üzerinden konuşmaya devam edip iyiden iyiye salaklaşanları saymak da gereksiz. Hayret bişey ya.
Bakın. Şu anda frankynin yatagında meni taneciklerini sayan cinsel anlamda doyurucu, sosyal anlamda berbat biri var. yani yatakta her türlü pozisyon için deneyime sahipken, sordugum sorularda birleşik arap emirliklerinin kralını bilmiyor mesela. Ee bu haliyle bu sözlükte sosyalliğime sosyallik katacak sayılı hatun oldugu ve hali hazırda frankyden etkilendikleri, onu deli gibi merak ettikleri düşünülürse bir an once kısa bi mesajla başvurularını yapmalılar. Bekliyorum.
"Ya allah aşkına mesajlara boğun beni ya. O kadar uzun yazı yazdım bakın sizi etkilemek için. Hiç mi gözünüzde bi değerim yok. Hiç mi yüzünüzde bi tebessüm oluşmadı." Gibi bişey düşünmeyeceğini biliyosunuz frankynin. O halde adam gibi saçlarınızı yoldurmadan peşimden koşun artık. Deli etmeden beni. Anlaşıldı mı yavrular? bakın üçe kadar sayıyorum. mesaj atmayan tüm hatunları bu sözlükte rezil ederim. haberiniz olsun şimdiden.
gurur duyulması gereken bir vasıf olduğundan şüphe duyulmaktadır.
altında mesaj olan laftır aslında kısacası ''bana talep var,napayım?'' havası vardır.
bir teoman şarkısında;
.. evet ben de seni aldattım. Bir kez de değil üstelik..
sözü geçer ki, cok dogrudur.
aldatan kişi, mutlak aldatılmıstır.
ya bundan oncekinde, ya bunda, ya da bundan sonrakinde. *
ovdun ve okşadın beni
çıktı içimdeki cin;
ondan ölümümü diledin.
mayıstı.
seni o yüzden bağışladım!
ben en çok mayısta su içerim
derinim balık kaynar derinim kanımı kaynar
ben en çok mayısta öne eğerim başımı
içimden felçli bir göçebe gökyüzüne bakar.
avuçlarımda yaralı kelebek taşımayı
mayısta öğrenmiştim;
ve teraslarda bach dinlemek en çok mayısa yakışırdı
ve kim bilir
mayıs artık en çok senin tanrılarına yakışır
tiril tiril bembeyaz bir giysiyle
rüzgârda ayakların çıplak
öyle başın öne eğik yıllarca o boş terasta durmak
kartpostallardan tanıdığın bir şehri düşünmek gibi
bir yaraya kabuk olmayı kabullenmek gibi
eksik, yarım, farkına varmaktan kaçınılan
tam
tam yaza girecekken
yazın omzuna yüzünü dayayacakken
çekip giden
ayaklarının altından o son sığınak terası da
acılarının veliahtı bach'ı da çekip
gitmiştir işte, yalnızca gitmiştir
yani.. anlıyor musun.. mayıstı..
seni o yüzden bağışladım!
bir sesim vardı gölgenden ikmale kalan
biliyorum, büyük çocukluktu birbirimizi sevmemiz
cesaret işiydi, delikanlıcaydı,
bu korkunç sevgide
yanlışlarımızı yeniden keşfedişimiz
el deymemiş yalnızlıklara kalkışmamız
yalnızlıklarımızı değiş tokuş etmemiz
bu evcilik oyununda bile duldum
hatırla
sana dizlerimi
sana tabi bileklerimi ve topuklarımı sundum;
çevirdikçe bedenini ruhunun radyo dalgalarında
cazdı, bluesdu, klasik kemandı, klasik aştı
boktu püsurdu
hatırla, senin gözlerin çokulusluydu
senin gözlerin ham kadınsızdı
çamurdandı
ağzımda getirdiğim karsuyunu
kalbine kaçırdım! ovdun ve okşadın beni
çıktı içimdeki cin
yatağa döküldü
yatağıma döküldün
yatağına döküldüm
ve ben bu sonsuz savruluşta
o gece
bütün eski sevgililerimden ince ince söküldüm!
senin oldum!
ihanetinle pislenen küçük dolaşımımdaki kanla
karalar çekerek ölümsüz kirpikdiplerine senin
senin mahşer atlısı dudaklarına
en çok da dudaklarına sokuldum!
üşüyordum,
üstüme doğru çekip o kedi dudaklarını
bir tay sığınırmışcasına anasına
bana ölünle uyudum! anlıyor musun.. işitiyor musun..
cesedine yeni baştan hayat verebilmek için
ihtiyarladım.. ihtiyarladım..
ben zaten kendimi aşklarda
hep kalkışılınmış müthiş intiharlarla yaraladım!
koştum sürekli
bir hüzünden bir tersliğe dokunarak koştum
bazı sevdalarda hafızasını kaybeder ya insan
telaşlanır, ağlar
babasını sorar çevresindekilere
öldüğünü bildiği halde
adını unutur, yolunu kaybeder oturduğu evin
bir titreme gelir yerleşir ya ortasına mayısın
bir dikilir bir çöker ya
kalbine secde eden intikam
tam
tam yaza girecekken
yaza bir ekmek bıçağı tutuşturacakken
sapı plastik kötü bir ekmek bıçağı
-geri döner.. döner değil mi.. diye
birkaç kırık sözcük.. buruşuk..
-öldürürüm o zaman, kurtulurum.. deyip sustuğun
-kaçarım sonra, kimse sormaz.. deyip yığıldığın
nisandan hazirana doğru bir su kayakçısı
gibi süzülürken mayıs, ah bach!
ah benim bir kangurunun cebine yerleştirdiği yavrum!
talanım! artanım! eksik kalanım! yarım kalanım!
nasıl yedirirdim ihanetini kendime
o dev hisle sen mayıstın ben mayıstım
herşey ama herşey elele mayıstı
seni o yüzden bağışladım!
uzanıp topraktan çıkarttın beni
tozumu sildin, hohladın, parlattın
ovdun ve okşadın beni
çıktı içimdeki cin;
ondan
-gidecektin, mecburdun, hepsi gibi-
affını diledin.
mayıstı. mecburdum.
seni o yüzden bağışladım!
--spoiler--