Bu kitabın en guzel yani sade ve akıcı ama cok fazla akıcı bir dile sahip olmasıdır. Okurken kendinizi istesenizde durduramiyorsunuz efendim.
Benim gibi dogu felsefelerine ogretilerine merakli biriyseniz kaçırmayın.
...
Siddhartha bir ara şöyle dedi Kamala'ya. Sen de benim gibisin, insanların büyük çoğunluğunun farkındasın. Kamala'sın sen, yalnızca Kamala; içinde dingin bir yer, sığınılacak bir yer var, ne zaman istersen benim gibi oraya çekilebilir, kendini kendi evinde hissedebilirsin. Pek az insanda vardır bu, oysa herkes buna sahip olabilir.
Roman kahramanı Siddhartha, tıpkı Buddha gibi bir prenstir. Gerçek bilgiye ulaşmak için babasının uzun süreli direnişi ve sonunda kararlılığı karşısında kabullenişi ile sarayını, gençliğini ve ailesini geride bırakarak ormanlara çekilir. Gezgin bir dilenci olarak yaşamını sürdürdüğü ilk dönemde Buddha ile karşılaşır ve aralarında uzunca bir sohbet geçer. Buddha ona, Budizm'in içrek yapısını ve felsefi derinliğini anlatır.Uzun meditasyon denemelerinden sonra aradığını tam olarak bulamamanın verdiği düşüncelerle hedefine götürecek aracı değiştirerek bir kente yerleşir ve ticaretle uğraşmaya başlar. ileri yaşlarında içindeki boşluğun baskısıyla eşini, varlığını henüz bilmediği çocuğunu ve tüm varlığını geride bırakarak yeniden kaçınık yaşama geri döner.
Siddharta daha sonra bir ırmağın kıyısında kayıkçılık yapan -insanları ufak bir para karşılığında karşıdan karşıya geçiren- yoksul bir kayıkçı olan Vasudeva'nın yanına yerleşir. Vasudeva Siddharta'ya gerçek bilgiye ve aydınlanmaya ulaşabilmesi için klavuzluk edecektir. Romanın sonunda Siddharta ırmakta gerçek bilgiyi bulur ve aydınlanır. Romanda açıklanmaz ama Vasudeva, Sanskritçe'de ırmak tanrısı anlamına gelmektedir.
Hermann hesse kitabı diyerek tanımımı yapayım. Aşagısı az spoiler icerir.
Valla öyle entellektüel yorumlar yapabilecek biri degilim zaten bu tarz buda bilgelik yogalı sabırlı
ögütlü kitapları hiç sevmem. Ferrarisini satan bilgeyi de zor okudum. Bunun da ilk sayfaları beni delirtti, kıçında donu olmayan biri ben bilgeyim diye herkesi kücümseyerek hint fakiri seklinde virane gezerken kendimi bulucam diye bir kerhane kadınına tutuldu. Kadınla bas bas paraları leylaya oh oh gelsin paralar gitsin karılar derken keşişlik bilgelik yalan oldu. Yıllar gecince vay amk ben ne yapıyorum diye bir ayınma gelen bizim hacılar gibi tekrar imana geldi de kendini dağa bayıra tekrar attı. Kitabın sonuna gelmedim ama olaylar bu sekilde cereyan etti. Yarıdan sonra sevdim kitabı evet.
herman hesse nin, "ben" arayışına dair yazdığı eser. ayrıca kitaptan aldığım birkaç nottan birkaç bölümü benimseyememiş kişilerce okunmasının pek de bir ehemmiyeti olmadığını düşündüğüm roman:
"sebepleri fark etmek, gerçekten düşünmektir ve sadece düşünerek, düşünce vasıtası ile duygular bilgiye dönüşebilir ve artık bu bilgi yitirilmez, gerçek olur ve olgunlaşma böyle başlar"
"insan bir şeyi arayınca, sadece aradığı şeyi görebilir, başka bir şey göremez, başka şey elde edemez. çünkü sadece aradığı şeyi düşünür, çünkü bir hedefi vardır ve bu hedef onu ele geçirmiştir. aramanın anlamı bir şeye bağlı olmaktır, bulmanın anlamı özgür olmaktır, yeni düşüncelere açık olmaktır, hedefi olmamaktır."
en etkileyici kitaplardan biridir. hermann hesse yazmıştır ve 1946 nobel edebiyat ödülü almıştır bu kitabıyla. kitaptan bir kaç alıntı yaparsam :
"şimdiye kadar öğrendiğim tek şey hiçbir şey öğrenemeyeceğim oldu. i̇nanıyorum ki bizim öğrenme dediğimiz şey gerçekte yok!"
"yeniden yaşayabilmem için günah işlemem gerekiyordu"
"anlamını çıkarmak istediği bir yazıyı okuyan kimse işaretleri ve harfleri küçümsemez; yanılsama, rastlantı ve değersiz bir kabuk diye bakmayıp okur, inceler ve sever onları, her harf karşısında böyle davranır" ve dahası . herkesin kesinlikle okuması gereken bir kitaptır çok sevdim!
Her şeyden, ailesinden, paradan, yemekten, uyumaktan vazgeçerek Ben'ini aramaya çıkar Siddhartha ve arkadaşı Govinda. Önce dilenci Samana'ların arasına karışırlar, sonra yeni Buddha olarak görülen Gotama'nın öğrencisi olurlar. Ancak Siddhartha hiçbir öğretiyi ve öğretmeni kabul etmez ve öğrenmesi, bilmesi gereken her şeyi kendisinin arayıp bulması, kendi kendinin öğretmeni olması gerektiğini anlayıp arkadaşını ve tüm öğretileri terk eder. Kamala adlı güzel bir kadından sevme sanatını, Kamaswami adlı zengin bir tüccardan ticaret sanatını öğrenir. Kumar oynamaya, içki içmeye, kadınlarla eğlenmeye alışır, artık o zengin bir tüccar ve kumarbazdır. Ancak bir gün aradığının bu olmadığının farkına varır tekrar. Ve her şeyi geride bırakarak geldiği yoldan geri döner. Yıllar önce bir nehirden kendisini karşıya geçiren kayıkçının yanında yaşamaya başlar ve her gün onlarca kez üzerinden gidip geldiği ırmağı kendisine öğretmen yapar. Tüm öğretilerden, Buddha'dan, öğretmenlerden kurtulur ve kendi Ben'ini bulur en sonunda.
aslında prens olmasına rağmen gezgin bir dilenci olarak yaşamını sürdürdüğü uzun bir dönemin ardından buddha ile karşılaşması sonrası budizmin içeriğini ve felsefi derinliğini anlayan siddharthanın serüvenini anlatan hermann hesse romanı.çok kalın olmamakla birlikte felsefi içerikli cümleleri nedeniyle kısa sürede bitmeyen kitap.