evren; elektronlar, kuarklar, bozonlar vb. parçacıklardan oluşuyor. peki bu parçacıkların birbirinden farkı ne? işte sicim https://galeri.uludagsozluk.com/r/1799512/+
teorisi buna cevap veriyor. aslında tüm parçacıklar, içlerindeki sicimlerin farklı frekansta titreşmelerinden ibaret. gitarın tellerinin farklı titreşimlerinden do, la, si gibi notaların çıkması gibi, sicimlerin farklı titreşmesinden de elektron, yukarı kuark, aşağı kuark gibi parçacıklar oluşuyor.
ve tüm evren, aslında sicimlerin bir gitar konçertosundan ibaret.
bu konulara ilgisi olanlar için yazmak isterim birkaç şey.
kuramın çıkış noktası, parçacıkları ve özellikle de evreni daha iyi açıklayabilmek yolunda atılan adımların şu an için yetersiz kalması diyebiliriz.
standart model dediğimiz teori, parçacıkların yapısını ve davranışlarını oldukça iyi açıklar. fakat bir sorun var; doğadaki 4 temel kuvvet dediğimiz güçlü, zayıf etkileşimler, elektromanyetizma ve kütle çekim kuvvetinden ilk üçü, birbiriyle ve standart model ile gayet uyum içerisindeyken, kütle çekim kuvvetinin bir uyumsuzluk problemi var. eğer kuantum fiziği ve standart model ile kütle çekim kuramı bir çatı altında toplanabilirse, ortaya her şeyin teorisi çıkacak. bu da aslında evrenin nasıl oluşup nasıl işlediğini daha doğru bir şekilde açıklamamızı sağlayacak diye düşünüyor bilim insanları.
burada bir bilgi vermem gerekiyor. görme dediğimiz olay, bir nesneye çarpan ışığın o nesneden yansıyarak gözümüze ulaşması sonucu gerçekleşiyor. fakat bu iş makro boyutlu cisimler için geçerli. eğer bunu, parçacıklar boyutunda yapmaya kalkarsak şöyle bir durum çıkıyor ortaya;
bir elektromanyetik dalga olan ışık dediğimiz olgunun taşıyıcı parçacıkları olan fotonlar, atom altı parçacıklar ile etkileşmek için biraz büyük kalıyor. eğer bu etkileşmeyi sağlamak için daha kısa dalga boylu dalga kullanırsak (ki öyle olması gerekiyor) o zaman da ışığın enerjisi artıyor. bu çok yüksek enerji de, temas ettiği parçacıkların yapısını değiştirdiğinden, gözlemeye çalıştığımız parçacığı bozuyor ve işimize yaramıyor. heisenberg'in belirsizlik ilkesi de burada devreye giriyor zaten. meşhur gözlemci etkisi dediğimiz şeyi bilirsiniz...
bir parçacığı göremezsek yapısını nasıl bilebiliriz? işte bunun için teorik olarak parçacıkları birer nokta olarak kabul ediyoruz. fakat bu kabulün işimizi görmemesi, bilim insanlarını yeni bir arayışa itti. bir parçacığı, noktadan biraz daha karmaşık bir yapı olarak düşünürsek ne olur? peki o karmaşık yapının şekli ne olabilir? bir doğru ya da sicim (veya yay)... işte sicim teorisinin ortaya çıkışının kısa hikayesi bu.
bunun kullanışlı olan yanı, bu sicimlerin/yayların her farklı titreşiminin farklı bir parçacığı oluşturduğu fikri. bir keman yayının çeşitli titreşimlerinin farklı notalara karşılık gelmesi gibi düşünebilirsiniz. üstelik kütle çekim kuramı ile de uyum içerisinde olduğundan, oldukça büyük bir heyecanla karşılandı bilim dünyasında.
amaaaa...
bunun da şöyle bir sıkıntısı çıktı ortaya; bildiğimiz uzay+zaman 4 boyutunda geçerli değil. mantıklı açıklamalar yapılabilmesi için 10 boyuta ihtiyaç duyuluyor. bu hariçten gelen 6 boyuttan henüz bir kurtuluş yolu bulunamamış olsa da, sicim kuramına ait matematik son derece iyi ve çelişkisiz işlediğinden, ihtiyaç duyulan fazladan boyutlara rağmen kuram çöpe atılmış değil.
Bundan seneler önce bahsedildiğinde Bilimkurgu diye baktığımız bize çok uçuk ve imkansız gelen şeyleri öğrendiğimizde ya da rutin hayatta kullanmaya başladığımızda olabilirliğini garipsemiyoruz. Sicim kuramı da okunduğunda çok anlaşılabilir bir olgu olmaması sebebiyle ciddi bir hayalgücü gerektirir. insan bilmediği şeyi tanımlayamıyor haklı olarak. incelene incelene hep daha bir temeli ortaya çıkıyor cisimlerin, şimdi ise şu anki teknoloji ve incelemelerle ölçülüp tanımlanamayan sicim ve boyutu. Belki bundan sonra bir tık daha ilerisi, kim bilir.
Einstein in soyledigi gibi cok zeki olmaniz gerekmez ama cok gelismis bir hayalgucunuz olmasi gerekir kaldi ki sicim teorisi de bunlardan birisidir. Muthis hayal gucu gerektirir. Eger dogru bir hayal gucuyse bunun altini bilimadamlari doldurur ve cesitli deneylerle dogrulugunu kanitlarlar. Kaldi ki big bang de bir dusunceden ibaretti en basta.
Einstein fiziğiyle ,kuantum fiziğini birleştirmek amaçlı geliştirilmiş teoridir. Varlığı sicim adında planck uzunluğunda maddesellerden oluştuğunu öne sürer fakat 6 yeni boyuta gereksinim duyar. Henüz deneyle gözlemlenememiştir.
evrenin açıklamasında öne sürülen düşüncelerden en çok kabul görenlerden biridir. anlamak isteyenler tübitak'ın da çevirdiği evrenin zarafeti adlı kitabı okuyabilirler. biraz eskidir ama başlangıç için hiç fena değil. https://galeri.uludagsozluk.com/r/568871/+
garip gerçekten düne kadar atomu bile parçalamayız derdik, sonra atom altı parçacıkları çıktı, tamam yolun sonuna geldik dedik, sonra baktık kuarklar varmış, tamam yani daha ne olabilir, sonra sicimlerimiz var artık. bakalım yarın neye yanıldığımız fark ederek uyanacağız.