her kış sezonunundan yaz sezonuna kadar olan dönem için kendisi hakkında iddaya girdiğim ve daha hiç bir iddamı da kaybetmediğim şahsı muhterem.
bu kışın semiriyor ablam abim. değirmen taşı gibi oluyor bunun kıçı başı. gıdığına asma kat çıkıyor kışları. sonra bi kayboluyor ortalıktan hopppp "sibel can diyeti" adı altında 15 kilo verip piyasaya sürüyor bendini.
15 kilo vermiş puan diyetiyle hasba. çok değil 3 ay sonra, yazın bi köşeye bunu, o 15 kiloya 5 kilo daha ekleyip kilo alacak diğer yaza 15 kilo verip başlayacak. 5 kilo da yanına kar kalacak.
hatunun içsel kargaşası gibi ficüdu da kısır döngü içinde. al ver al ver.
işin aslı diyet-rejim falan değildir. kadın şişmanladıkça gidip orasından burasından fışkıran yağları aldırtıyor, sonra da ''ben bilmem ne şok diyetiyle 20 kilo verdim''diyor. yiyor muyuz peki?
elbette ki hayır.
kim nederse desin bütün erkeklerin hayalini süslediği, bir zamanlarda askerlerin şafak defterlerinde boy göstererek, her askerin cebine, gönlüne, rüyasına giren ve 18 ay boyunca resmi bircok kez lazım olan bir hatundur.
eli, sürekli eteginin ucunda olan bayan sarkıcı.sesine diyecek yoktur, güzel okur, güzel söyler.sakin mi sakin bir konusma stili, vardır bu kadının.
(bkz: lakin acıp duruyor efendim durduramıyoruz)
doğurduktan sonra giderek şişmanlayan, yüz güzelliğinden bir şey kaybetmeyen, aksine daha da güzelleşen şarkıcı. tanga bile giymişti bi ara ve bütün kameralar onu çekmişti.
türkiye´´ nin denek taslarindan. bu kadin "güzel" oldugu icin pazarlanmis, halk da yemistir. söyledigi sarkilari besteleyenler baska kisilerdir, ona nasil söyleyecegini ögretenler baskalaridir, o sarkilari kaydedip - ki esas sanatci onlardir- rötuslayan kisiler baskalaridir, ancak "sibel can" herseye ragmen bir "günes" gibi sanat dünyamizda parildamistir.
müzik kültürü yoktur, bir tv programinda bir sarkiya "la" dan mi "do" dan mi basladigini bilememis, arkadaki kemanciya dönmüstü. simdi, üstünden milyonlar kazandigin bir sarkiyi hangi "ton" üzerinden okudugunu bilmek, adami mozart yapmaz, ama dinleyene karsi biraz daha "duyarli" yapar... ya da hic konusma, ben senin neyi bilip neyi bilmedigini bilmeyeyim.
sonucta sibel can bir müzik "pazarlama" harikasidir. yanlis bir durumu yoktur, batida da böyle bir halta yaramayan güzel kadinlari pazarlar, milyonlar vururlar. bu kadin da o amacla "piyasaya sürülmüs" ve tutulmustur. kendisine bir "sibel can pazari" olusturabilmistir, ekonomik dille söyleyecek olursak.
sonucta bu kadin türk halkinin "güzel" bulabilecegi cinsten birisidir. o bir müzik produksiyounudur, tipki bir yeni cesit yogurt, ya da yeni cesit bir ekmek falan gibi. onun sahsi görüsleri falan da elbette olacaktir, ancak onu su an bulundugu yere getirenler, "belirli bir semaya uyarak" calismislar ve bir müzik produksiyonunu -iste skandallariyla, sarkilariyla, giyimiyle, ne söyleyeceginin son noktasina kadar kendisine ögretilmesiyle,- cok güzel düsünmüs ve uygulamaya koymuslardir.
...yalniz, müzik endüstrisi bu bakimdan kimi secse, o da bu kadin kadar basarili olacaktir, bu basari kadincagizin basarisi degil, müzik endüstrisinin basarisidir. onun konserlerine giden insanlarin icerisinde, mutlaka bir sürü insan ondan daha güzel sarki söyleyebilmektedir, onlarin sibel can´dan farki, onlarin müzik endüstrisi tarafindan kesfedilmemis olmalaridir.
yakında yeni diyet programını tv'lerde izleyeceğimiz şarkıcı. hayli kilo almış. kağıt ve kalemleri hazır edin. an itibariyle tv'de, saç modeli yüzünden rugby topu şekline dönüşmüş kafasıyla şarkı söylemektedir.
ben 8 yaşındaydım bu kadın elbisesini çekiştirip saçma bi şekilde dans ediyodu, ben 20 yaşındayım bu kadın hala aynı şekilde dans ediyo.
sahneleri bırak artık gözünü seveyim!